AKARCALI’DAN PASPASLI EĞİTİME DESTEK!

Türk siyasi hayatında önemli yeri olan ve bir dönem Sağlık ve Turizm bakanı olarak da görev yapan eski ANAP milletvekillerinden Bülent Akarcalı, gazetemizi aradığında doğrusu eğitimle ilgili bir üçüncü sayfa haberine yönelik eleştirisindeki haklılığı ifade ediş biçimi ve haberin toplum psikolojisi açısından yaratacağı “olumsuz” algıya gösterdiği özen dikkate değerdi.
Akarcalı’nın şikâyetçi olduğu haber, Milliyet’te “Paspaslı Eğitim” başlığıyla yer aldı. Haberde Niğde’de görevlisi olmayan ilkokulun bina temizliğinin öğrencilere yaptırıldığı, velilerin şikâyeti üzerine MEB’in soruşturma başlattığı belirtiliyordu.

Haber örnek olmalıydı
Akarcalı konuya ilişkin şöyle diyor: Ufak yaştan itibaren yaşadıkları yer ve çevreyi temiz tutmalarını öğretmek ve bunu bizzat kendilerine yaptırılarak göstermek ve eğitmek son derece uygar bir davranıştır. Gelişmiş dediğimiz ülkelere bakınca bu uygulamaların yaygın olduğunu görürüz. AKARCALI’DAN PASPASLI EĞİTİME DESTEK
Aslında bu alışkanlık çocuklara önce evlerinde verilir sonra da okul ve iş yerlerinde devam eder, sonunda bulunduğu, yaşadığı yere yani çevreye saygı duyan, sahip çıkan, kullandığı yeri kendisinden sonrasına temiz bırakan bir toplum oluşur.
Roma’nın çöküşüyle temizliği unutan Avrupa ülkelerine temizlik kavramını yeniden kazandıran Osmanlı Türklerinin torunları olarak çocuklarımızı bulundukları yerleri temiz tutmaya alıştırmak bence ‘Müfettişlik bir olay değil tam dersine örnek gösterilecek ve başka okullara yaygınlaştırılması istenecek bir olay’ olmalıdır.

Temizlik saygıdır
Fransız toplumu Roma’nın çöküşüyle unutulan tuvalet kültüründen yaklaşık bin yıl sonra Türklerin kullandığı ve alaturka (a la Turque) dedikleri tuvaletlerle 1800’lü yıllarda tanışmışlardır. Buna karşılık Osmanlı-Türk uygarlığı ve dinimiz temizliğe önem ve öncelik vermiştir. Tüm Osmanlı topraklarında hâlâ ayakta duran yüzlerce hamam bunun en somut kanıtıdır.
Hızlı şehirleşmenin getirdiği sorunlar nedeniyle, bugün en çok çevre kirlili-ğinden söz ediyorsak, bu sorunu çözmenin en kalıcı yolu da çocuklarımıza yaşadıkları bütün ortamları temiz tutmaya ve bizzat temizlemeye alıştırmak olmalıdır. Ben şahsen yaşıma ve mevkiime bakmadan sokakta dahi gördüğüm çöpleri toplayıp çöp kutusuna atıyorum.
Brüksel Üniversitesini bitirip Üniversitenin Eğitim Planlama bölümüne girmek için geçtiğim sınavda ki soruyu hâlâ hatırlarım ‘çalıştığınız ortamın temizliğini, bizzat yapar mısınız?’ Bu soru bana 1970 yılında sorulmuştu!
Bence Niğde’deki okul örnek alınıp, diğer okullarda da öğrencilerimiz yaşayıp eğitim gördükleri yerlerin temizliğine alıştırılmalılar. Bu amaçla da, keyfiliği önlemek için bu temizliğin nasıl yapılacağı ve nereleri kapsayacağı, hangi yaşta ne gibi temizlik yapılacağı basit bir yönetmeliğe bağlanabilir.
Bu öneriyi ayrıca Sayın Bakan Nabi Avcı’ya da ileteceğim.”

Yeni bir bakış şart
TBMM Milli Eğitim Komisyonu’nda yer almış, Bilgi ve Galatasaray üniversitelerinin kuruluşuna önemli katkı sağlamış biri olarak Akarcalı’nın gerçekte olması gereken bir olayın, doğru bir haberin, olumsuz bir şekilde sunumuna karşı çıkması yerindedir. Kendisine bu konuda teşekkür ederiz.
Bugün Türkiye’de çevreye katkısı olmayan, zarar veren, temizlik işçiliği gibi meslekleri küçümseyen, kompleks yapan yeterince insan var. Bir nesli daha böyle yaratmak istemiyorsak, söz konusu haberi, başka okullara ve öğrencilere örnek olacak şekilde kurgulayıp, olayın müfettişlik olmasının yanlışlığı üzerinde durulabilirdi.