Avrupa aşıda ayrımcılık yapıyor

Avrupa Birliği ve ABD, aşı konusunda DSÖ’yü değil, kendi ilaç kurumlarını referans alıyor ve AB dışındaki “üçüncü” ülke vatandaşlarına Sinovac dışındaki aşıları zorunlu kılıyor. Bu tutum, ilaç şirketlerinin tekelci yaklaşımı ya da siyasi bir “yaptırım” değilse nedir?

Son yıllarda aşırı milliyetçi ve ırkçı söylemleri, göç politikalarındaki tutarsız, birbiriyle çelişen kararlarıyla gündem yaratan Avrupa ülkeleri, şimdi de koronavirüs aşılarıyla ilgili bilimsellikten uzak ayrımcı yaptırımlarıyla tartışmaların odağına yerleşti. Öyle ki; Avrupa, ülkesine seyahat etmek isteyenlere sadece aşı pasaportu uygulamasını getirmedi, Sinovac aşısını olmuş kişilere, hiç aşı olmamış muamelesi yaparak ülkesine almıyor.

Oysa Çin başta olmak üzere Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 33 ülke, Sinovac aşısı kullandı. Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüse karşı Sinovac şirketinin geliştirdiği CoronaVac aşısına acil kullanım izni verdi. Sinovac aşısının, DSÖ tarafından belirlenen etkinlik ve üretim ile ilgili standartlara uygun olduğu tescil edildi. Vatandaşlarına bu aşıyı yapan AB ülkesi ise yok. Ulusal bazda aşıları denetleyip kullanım izni verme yetkisine sahip kurumları olmayan bizim gibi ülkeler, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yönde aldığı kararlara uygun davranmak zorunda.

Avrupa Birliği ve ABD ise DSÖ’yü değil, Avrupa İlaç Ajansı (EMA) gibi kendi ilaç kurumlarının kararlarını referans alıyor. DSÖ, bugüne dek Sinovac ve Sinopharm dışında BioNTech/Pfizer, AstraZeneca, Johnson&Johnson ve Moderna aşılarına acil kullanım izni verdi. EMA da Sinovac’ın dışında hepsini kabul ediyor.

Peki, bu kararı bilimsel çalışmaların bir sonucu mu? Neye dayanarak böyle bir karar alıyor? Hiçbir bilimsel çalışmaya yer vermeden Avrupa Birliği dışındaki üçüncü ülke vatandaşlarına Sinovac dışındaki aşıları zorunlu kılmak, ilaç şirketlerinin tekelci yaklaşımı ya da siyasi bir “yaptırım” değilse nedir? Sadece Sinovac da değil, Rusya’nın Sputnik V aşısı da şimdilik EMA ve DSÖ onaylı olmadığı için liste dışı. Ama buna rağmen koruyuculuk oranının yüzde 97’yi bulduğu öne sürülen aşı, iki Avrupa ülkesi Slovakya ve Macaristan da dâhil 60’ın üzerinde ülkede kullanıyor.

EMA nasıl çalışıyor?

Sinovac’ı onaylamayan Avrupa İlaç Ajansı (EMA) bünyesinde yedi bilimsel komite ile çalışma grupları var. Herhangi bir kurum kuruluş ya da ülkeden bağımsız, AB’deki ilaçları ruhsatlandırıyor.

Buna rağmen Sinovac’ın Kovid-19 enfeksiyonuna karşı yüzde 83.5 koruma sağladığını gösteren onlarca bilimsel çalışmayı, Avrupa İlaç Ajansı Komitesi ve çalışma gruplarının yok sayması, bu kurumun “bilimsellik”ten uzak, politik ve ekonomik yönde kararlar aldığının da bir göstergesi sayılmalı.

Dünya medyası, Avrupa Komisyonu’nun üçüncü ülkelerden gelenler için koyduğu aşı kurallarının bilimsel geçerliliğinin olup olmadığını yeterince tartışmıyor. Küresel bir soruna neden olan bir virüsün çıkış kaynağını bilmeden, aşıda ayrımcı politikalar izlenmesinin gerçek nedenlerini kamuoyunun bilme hakkı da böylece gasp ediliyor.

Aşı aynı ticari ismi farklı

Avrupa ülkelerinin bu kararını tepkiyle karşılayan ülkeler de oldu elbette. Örneğin son verilere göre, Covax, 134 ülkeye 95 milyon doz aşı dağıttı. Hindistan’ın AstraZeneca lisansıyla ürettiği “Covishield” 44 ülkede uygulanıyor. Buna rağmen Yunanistan, Estonya, Slovenya, İspanya ve İzlanda dışındaki AB’nin kendisi AstraZeneca kullandığı ve ihraç ettiği halde aynı içerikli Covishield’i onaylı aşı olarak kabul etmiyor. Çünkü aşının AB’deki ticari ismi “Vaxzevria” olarak geçiyor. Güney Kore’de üretilen “SK Bio” aşısı için de aynı durum geçerli. DSÖ onaylı ama AB tanımıyor.

Dünyayı ilaç şirketleri mi yönetiyor?

Sağlık Bakanlığı, sadece yurt dışına çıkacak olanlara dördüncü aşının BioNTech tarafından üretilen aşı olacağını bildirdi. Peki, bu daha mı fazla koruma sağlıyor; bilen yok! Şimdi AB istiyor diye üçüncü ve dördüncü aşı BioNTech olursa Avrupa’ya gidebilirsiniz. Eşitlik ilkesine uymayarak, üstelik ayrımcı politikalarla aşı üzerindeki tasarruflarını sürdüren dünyanın zengin ülkelerini DSÖ, “Yoksul ülkelere aşı tedariki konusunda dünya, feci bir ahlaki başarısızlığın eşiğinde” diye yorumlamıştı. İlaç şirketleri bu sözlerden alınmadı ve hiçbiri patent haklarını vermek istemedi. Zaten hükümetler de küresel soruna, küresel çözüm üretemedikleri gibi bütün inisiyatifi de ilaç şirketlerine bıraktı.

Bu haberi yazarken, AB’nin Türkiye’nin de aralarında olduğu üç ülkenin AB aşı sertifikası sistemine bağlanacağı, verdikleri aşı sertifikalarının ‘AB Dijital COVID Sertifikası’ ile aynı koşulları taşıyacağı bildirildi. “Aynı koşullar” derken bu sertifika Avrupa İlaç Ajansı’nın aşı listesinde bulunan aşıları yine zorunlu kılıyor mu? İşte bu belli değil. Çünkü Dijital Covid sertifikası, iki doz AB’de onaylı Covid-19 aşılardan BioNTech-Pfizer, Moderna, AstraZeneca ve Johnson and Johnson aşılarını yaptıranlara, seyahatten 48 saat önce alınmış negatif test sonucuna sahip olanlara veya son 6 ayda Covid geçirdiği için kanında antikor gelişen kişilere veriliyor.