Facebook “kötülüğün sıradanlığı”na dur dedi

Yahudi karşıtı şiddette bir artış olduğunu söyleyen Marc Zuckerberg, Holocaust’u reddeden veya tahrif eden içeriği yasaklamak için nefret söylemi politikasını güncelleyeceklerini açıkladı

Bir gazeteci olarak Irak’tan Güney Afrika’ya, Amerika’dan Almanya’ya uzanan çok sayıda soykırım kamplarını ve müzelerini dolaştım. Ve artık biliyorum ki; insanlığın en korkunç, en karanlık yüzü buralarda barınmış... Kendi tarihinin hafızasını oluşturan dehşet verici ölüm kampları ve müzelerde…

Nazi Almanya’sının, başta Auschwitz olmak üzere, Ponar, Belzec, Sobibor, Treblinka gibi sayısız ölüm fabrikalarında, milyonlarca engelli, Çingene, komünist, eşcinsel muhalif ve Yahudi’nin katledilmesinde oynadığı rol ve yarattığı travma gibi…

Ve elbette yaşanan hiçbir acı, bir diğeriyle karşılaştırılamaz. O halde “Nazilerin ölüm kampları denince neden Holocaust, Holocaust denince neden sadece Yahudiler anılıyor?” sorusunun yanıtını Nobel Barış Ödülü sahibi Auschwitz toplama kampında kalan yazar Elie Wiesel’in açıklamasında bulmak mümkün: “Evet tüm kurbanlar Yahudi değildi, ancak tüm Yahudiler kurban olarak seçilmişlerdi.”

İşte Holocaust tam da buydu; dünyanın neresinde olursa olsun, Yahudileri yok etme üzerine kurulu, Yahudilerden arındırılmış bir dünya yaratma arzusu, 1930’lu yıllardan 1945’lere uzanan ve 6 milyonu Yahudi olmak üzere öldürülen 12 milyon insanın dehşet verici hikâyelerinin zaman diliminde gizliydi…

Buna rağmen bugün hâlâ toplama kamplarında öldürülenler için düzenlenen Holocaust anmalarından, toplama kamplarında yaşananların hatırlatılmasından rahatsız olanlar var. Sosyal medyada dehşet verici ifadelerle hâlâ katliamlarla ilgili nefret söylemleri var. Hâlâ inanmayanlar var. ABD’de yapılan bir araştırmada, 18-39 yaş arası yetişkinlerin dörtte birinin Holocaust’un bir efsane olduğunu, abartıldığını veya emin olmadıklarını söylemesi gibi… Daha da kötüsü hâlâ Almanya’da bu deliliğe hevesli olanlar var.

Güvenilir bilgilere yönlendirme

Son birkaç yıldır, bazı sivil oluşumlar, şirketlere Facebook gibi platformlarda nefret söylemine karşı hareket etmeleri için baskı uygulamakta. Kötülüğün sıradanlaşmasına, normalleştirilen bu inkâra ve nefrete dur denmesi için. Öyle ki; nefret söylemini ifade özgürlüğüyle karıştıran Facebook aleyhine reklam boykotu düzenlendi, Holocaust’u inkâr içeriklerini yasaklaması çağrısında bulunuldu.

Geçtiğimiz hafta oluşan baskılarla Facebook, Holocaust’u reddeden veya tahrif eden içeriği yasaklamak için nefret söylemi politikasını güncellediğini açıkladı. Yahudi karşıtı şiddette bir artış olduğunu gösteren veriler gördükçe kendi düşüncesinin de değiştiğini söyleyen Mark Zuckerberg, bugüne kadar “İfade özgürlüğü için ayakta durmakla, Holocaust’un dehşetini en aza indirgemek veya inkâr etmenin neden olduğu zarar arasındaki gerilimle mücadele ettim” dedi. Yani Facebook bu yılın sonlarından itibaren, Holocaust ile ilgili terimleri arayan insanları ya da inkârını platformdan uzakta güvenilir bilgilere yönlendirecek.

Benzer tartışmalar bizde de var. Tarihçi İlber Ortaylı, bir yazısında, “Türkiye gençliğinin 1933 ile 1945 Holocaust denen Yahudi ve istenmeyen ırkları tahrip ameliyesini iyice okuyup öğrenmeleri gerekir. Bu bilgisizlikle ne dünyada olanları ne de kendimize yapılan ithamları yeterince değerlendirebiliriz” dedi.

Haklı. Okumak zorundayız. Mesela “Auschwitz’in Külleri”ni okumalıyız.

Ne diyor: “Nerede olduklarını bilmeden yandılar!”

Haritadaki şu nokta. Avrupa’nın ortasındaki şu nokta. Şu “kırmızı” nokta…

Şu “ateş” lekesi. Şu “is” lekesi. Şu “kan” lekesi. Şu “kül” lekesi…

Milyonlarca kişi için, isimsiz bir yerde, dünyanın her yerinde…

Şimdi anladınız mı?