Gazetecilik ve Robert Fisk

Robert Fisk, dünya medyasına çok önemli bir miras bıraktı; siyaset tarihini yazmanın, sadece resmî tarihçilerin değil, o tarihe bizzat tanıklık etmiş gazetecilerin de işi olduğunu hatırlatarak

1972’nin Haziran’ında, Kanlı Cuma’da genç bir gazeteci, Belfast’ın bir ucundan diğerine koşar. Bir buçuk saat içerisinde 20 IRA bombasının patladığı şehirde parçalanan insan cesetlerinin ortasında hem IRA’nın hem de polisin umarsızlığından deliye döner ve şöyle der: “O an; savaşın, kazanmak veya kaybetmekle ilgili değil, bütün taraflarda insan ruhunun mutlak çöküşüyle ilgili olduğunu anladığım andı…”

O gazeteci, dünyanın en ünlü Orta Doğu muhabiri, İngiliz gazeteci Robert Fisk’ti.

Yıllar sonra bir belgeselde kendisini Orta Doğu’ya hazırlayan sürecin de böyle başladığını söyler. Kuzey İrlanda’da deneyimlediği bu olay ve sonrasında yalan söyleyen hükümet görevlileri ve Britanya ordusu albaylarıyla yüzleşmesi, onu Orta Doğu’da yaşayacaklarına, o zamanlar hayal dahi edemeyeceği şeylere hazırlamıştır.

Öyle ki; işgaller, çatışmalar, istilalar, savaşlar neredeyse o da orada olur. Yazmakla da kalmaz. Orta Doğu’yu resmen bir tarihçi titizliğiyle kayıt altına alır. Arap dünyasına Batı’nın müdahalelerini ve hükümetlerin Orta Doğu politikalarını kıyasıya eleştirir. Deyim yerindeyse o artık “Batı’nın ipliğini pazara çıkaran”dır.

Hükümetlerin sevmediği adam

“Orta Doğu’nun Fethi” adlı kitabı bu hatırlatmalarla dolu. Onun günceleri ve kitapları dünyanın akıttığı kandır. Suriye ve Lübnan savaşı, beş İsrail istilası, İran-Irak Savaşı, Afganistan’ın Sovyetler Birliği tarafından işgali, Cezayir İç Savaşı, Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgalidir. Ajandası bu savaşların yakın tanığı olmasının örnekleriyle doludur. Sadece tanık da değildir. Çoğu kez gerçekleri ve yalanları belgelerle kanıtladığı için hükümetlerin en sevmediği gazetecidir. Meslektaşı Sean O’Grady’ye göre de Fisk, Yugoslavya’daki iç savaş sırasında NATO’yu sivilleri öldürmekle suçlamakla kalmadı. Füzelerin kalıntılarını bularak, Amerikan imalatçılarına kadar izini sürdü. The Independent, söz konusu haberi, “Acımasızlık, NATO için hala bir gizem. Belki yardım edebilirim” başlığıyla verince sayısız ödüllerinin yanına bir ödül daha koydu.

Ladin’le Kaşıkçı aracılığıyla tanıştı

Fisk, El-Kaide’nin kurucu lideri Usame bin Ladin’le de üç kez görüştü. İlk görüşme Aralık 1993’te, Sudan’ın başkenti Hartum’da düzenlenen bir İslam zirvesini takip ettiği sırada Fisk’in Suudi gazeteci arkadaşı, öldürülen Cemal Kaşıkçı’nın aracılığıyla gerçekleşti. Ladin, bu röportajlardan birinde ABD’ye karşı verdikleri mücadelede bütün Müslümanların bir araya geleceğini belirtir ve müthiş bir ironiyle Amerika liderlerine, “Bay Robert’ın Orta Doğu hakkında söylediklerini okumalarını” tavsiye eder.

Türkiye’den sınır dışı edildi

8 Nisan 1991 tarihinde, Türkiye’nin Irak sınırında, Yeşilova mezrasında bulunan mültecilere yardım ulaştırılması sırasında Türk askerleriyle Britanya Kraliyet Deniz Piyadeleri arasında yaşanan gerginliği de kaleme alan yine Fisk’ti. Haber yayımlanınca önce gözaltına alındı sonra sınır dışı edildi. Ve geçen hafta, Orta Doğu, en iyi yorumcularından birini, Fisk’i 74 yaşında kaybetti. The Independent, yazarını şu sözlerle uğurladı: “Korkusuz, ödün vermeyen, kararlı ve her ne pahasına olursa olsun gerçeğe ve gerçeği ortaya çıkarmaya kendini adamış Robert Fisk, kuşağının en büyük gazetecisiydi.”

Evet öyleydi.