Gazetelerin içi “boş” sayfaları

Bazen haberleri tersten okumayı seviyorum. Türkiye medya tarihini, Türkiye’nin tarihi olarak okumak gibi… Nerede durduğunuzun ya da nereden baktığınızın önemi yok. Hangi pencereden bakarsanız bakın medya tarihinin tamamı, Türkiye’nin siyasal, ekonomik, kültürel ve toplumsal hafızasını oluşturuyor. Bir puzzle parçaları gibi... O bütünü tamamlayacak, eksik parçaları birleştirecek ya da olanı ve olmayanı kayıt altına alacak olan tarihin kendisi, yorumlayacak olansa gelecek kuşaklardır. Bu nedenle bir gazetecinin çalışma masasında birikmiş, yazılan, yazılamayan, bekletilen, görünen, yok sayılan her haber değerlidir. Benim açımdan 3 Mayıs, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nün anlamı da budur. 

Pera Müzesi’nde 300’e yakın eserin bir araya getirilerek “Ve Şimdi İyi Haberler” sergisi işte sözünü ettiğim bu toplumsal hafızanın bir parçası. Basılı metin ve görselle ilişkisi olan sanat eserlerini “Basın Sanatı” olarak adlandırmışlar. Gazete kâğıdından kolajlar, üzerine yapılan guaşlar, basında çıkmış bir görselin model olarak kullanıldığı resimler, serigrafi baskılar… Yani zamana ait yığınla çalışma. Bize medyanın geçen süre içerisinde nasıl göründüğünün bir fotoğrafını çekmişler. Bunların arasında en çok dikkatimi çeken “Boş gazete sayfası” var. Altında gazeteden kesilmiş harflerle “There’s nothing to see here” (Burada görecek bir şey yok) yazılı. 

Gazetelerin içi “boş” sayfaları

***

Oysa boş bir kâğıt çok şey anlatır, görmediğinizi sandığınız her şeyi… Bu, bana 2017’de Amazon’da en çok satan kitapların başında muhafazakâr sağcı, gazeteci yazar Michael Knowles tarafından kaleme alınan 266 sayfalık “Demokratlara Oy Verme Nedenleri” adlı kitabı hatırlattı. Kitabın özelliği içinin bomboş olmasıydı. Yani bildiğiniz içi boş bir defter… Kitapta; “İçindekiler” ve “Kaynakça” bölümleri, sayfa başlıkları vardı ama geriye kalanı boş sayfalardan ibaretti. Bir söyleşisinde neden böyle bir “kitap” çıkardığı sorusuna, “Demokratlara oy verme nedenlerine baktığımda, sayfaları boş bırakmanın belki de en iyisi olacağını düşündüm” diyor. Kısacası ABD’de 2.5 milyondan fazla oy almasına rağmen seçimi kaybeden Demokrat Parti’nin başkan adayı Hillary Clinton’ın destekçilerini boş sayfalarla aşağılıyordu. 

Fakat Amerikan medyası, demokratların görüşünü “boş sayfa” olarak yorumlayan Knowles’ı affetmedi, boş bıraktığı sayfaları kısa sürede doldurdu ve Michael Knowles’ı çevreci Greta Thunberg’ı hedef alan “akıl hastası İsveçli çocuk” sözleri nedeniyle de medya tarihine “utanç verici” diye kaydetti. 

***

Yani eğer gazeteciyseniz “boş sayfanız” olamaz. Okurun doğru bilgilendirilme hakkına saygı göstermek istiyorsanız dünyadan umudunu yitirmiş bir fotoğraf çekemezsiniz. Pera’daki sergideki boş sayfa bugün birçok meslektaşım tarafından yazılamayan ya da yazdığının değeri olmayan gazeteler olarak düşünülse de ben farklı düşünüyorum: Gazeteci gerçekleri yazmakla görevli. Baktığınız pencere puslu, kirli olsa da görüş alanınıza giren ne varsa onu yazmak zorundasınız. Ve en önemlisi de görüş alanını genişletmek. Sergi tam da bunu anlatıyor aslında. Gazetelerden metin-haber ilişkisine, fotoğraflarla da medyanın değişim ve dönüşüme içerik kazandırıyor. 

Çağımız dijitalleşmenin ve sosyal medyanın ortaya çıkışıyla rotasını değiştirse de gazeteler, dergiler, medya araçları hep var. Nereye doğru yol aldığını bilmesek de var. “Şimdi İyi Haberler” sergisi bu anlamda, bize toplumsal hafızada medyanın bugünü nasıl kaydettiğini anlamamız bakımından önemli bir fırsat sunuyor. Bunu da bize 164 sanatçı, resim, fotoğraf, kolaj gibi farklı araçlar kullanarak anlatıyor.  

Sanatsal açıdan baktığınızda 300’e yakın eserde bir fırça darbesinin “medya sanatı”nı nasıl yarattığına dair bir fikriniz olmayabilir ama sergi medyanın nasıl şekillendiğine, gerçekçiliğine, yarattığı dezenformasyona, habere bakışına ya da nasıl algılandığına dair bir katkı sunuyor. İyi ya da kötü medya tarihi bunu da kaydediyor.