Belma Akçura

Belma Akçura

bakcura@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Fotoğrafta çocukların madalyonları var ama haberde başarı hikayeleri yok. Aksine çocukların gözlerine bant çekip, koruyucu aileye verilmeden önce geçmişte yaşadıkları aile şiddetini lime lime ediyoruz…

Şöyle düşünün: 7 yaşına kadar ailenizin şiddetine maruz kaldığınız için devlet, kardeşinizle birlikte sizi koruma altına alır. Size yeni bir aile bulunur. Koruyucu aile. Onların yanında onların çocukları olarak hayata tutunmaya çalışırsınız. Artık yeni bir hayatınız var; arkadaşlarınız, okulunuz, öğretmenleriniz… Yeni kardeşleriniz, ağabeyleriniz, yeni anne babanız var. Aradan 7 yıl geçer. Sporda başarılısınız. Koşuda ilk üçe girmişsiniz. Koruyucu ailenin yanında boynunuzda gururla taşıdığınız madalyanızla poz veriyorsunuz. Ertesi gün gazeteyi açtığınızda gözlerinize bant çekilmiş, yüzünüzün saklandığı fotoğrafınızın altında “Öz annesi üzerinde sigara söndürmüş” ifadelerinin yer aldığı haberi görseniz ne hissederdiniz?

Haberin Devamı

Medya yine aynı hatayı yaptı

Biri 14, diğeri 13 yaşında iki kardeş… Mehmet ile İsa. Koşudan ve güreşten kazandıkları madalyaları boyunlarına asmış, yanlarında onları sahiplenen koruyucu aileyle birlikte gururla poz vermişler… Fotoğrafta çocukların madalyaları var, ama haberde başarı hikâyeleri yok. Aksine çocukların gözlerine bant çekip, koruyucu aileye verilmeden önce geçmişte yaşadıkları aile şiddetini lime lime ediyoruz… Babalarını hiç tanımayan annelerinin şiddetine maruz kalmış, iki kardeşe nasıl dayak yediklerinden, vücutlarındaki şiddetin izine kadar her şeyi, yeniden bütün ayrıntılarıyla hatırlatmaya çalışıyoruz… Oysa koruyucu annenin çok güzel bir sözü var. “Şimdi şükürler olsun benim çocuklarım çok iyi durumdalar, toparlandılar, şifalanmaları lazım…”

Ama biz haber yapacağız diye onların şifa bulmalarına, iyileşmelerine izin vermiyoruz.

Zarar veren habercilik tarzı

Bundan yedi yıl önce; biri yedi diğeri altı yaşındayken Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nce koruma altına alınarak yurda yerleştirilen bu iki kardeşe koruyucu aile olarak Hüseyin ve Ayşegül Dertli çiftinin sahip çıktığını yazabilirsiniz. Bu çocukların koruyucu ailenin yanında spora yöneldiğini, okulda başarılı birer öğrenci olduklarını da. Korucu aile olmanın önemine de değinebilirsiniz. Bütün bu süreci haber olarak yazabilirsiniz, ama bu çocukların uğradıkları şiddeti ayrıntılarıyla dramatize ederek paylaşmak, bu çocuklara geçmişlerini hatırlatmak; topluma bir katkısı olmamasının yanı sıra çocuklara da oldukça zarar veren bir habercilik tarzıdır. Çünkü onlar hâlâ çocuk!

Haberin Devamı

Çocuklarla ilgili haberlerde çabalarımız ne kadar iyi niyetli de olsa, bu tür haberlerle bu çocukların uğradıkları mağduriyeti, şiddeti unutma, iyileşme hakkını da elinden alıyoruz. Koruyucu ailelere o çocukların yanında geçmiş travmalarını hatırlatmak, çocuklardan da yedi yıl önce öz anneden nasıl dayak yediklerini anlatmasını istemek nasıl bir gazeteciliktir? Çocuklara bugünü sorarsın, okulu, sporu, arkadaşlarını geleceğini… Ama 13 yaşındaki bir çocuğa 6 yaşında uğradığı tacizi, işkenceyi, geldiği yeri hatırlatmak! İşte bu çok acımasızca. “Öz annen üzerinde sigara söndürdü mü?” yolundaki sorularla çocukların sıkıştırılması, bunun da habere dönüştürülmesi normalleştirilemez.

Haberin Devamı

Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin çocuklarla ilgili maddesine göre; “Çocuğun kişiliğini ve davranışlarını etkileyebilecek durumlarda, gazeteci, bir aile büyüğünün veya çocuktan sorumlu bir başkasının izni olmaksızın çocukla röportaj yapmamalı veya görüntüsünü almaya çalışmamalıdır.” Ama eklemeliyim ki; koruyucu ailelerin de ne kadar iyi çocuklar yetiştirdiklerini kanıtlamak için çocukların önünde, yaşadıkları geçmiş travmaları hatırlatması doğru değil.

Çocuklarla ilgili haberlerde soruna dikkat çekerken, kamuoyunda yaratacağı etki ve yarar da dikkate alınmalıdır.