Türkiye ‘ateşle’ oynuyor!

Şiddet olaylarının yüzde 80’inden fazlası ruhsatsız silahlarla işleniyor. Bizde silahın korunmak amaçlı olmadığı, aksine başkalarının yaşamını tehdit ederek şiddetin bir aracı haline getirildiği bir gerçek

Michael Moore: Hesap açtırmaya geldim.

Bankacı: Ne tür bir hesap?

Michael Moore: Bedava silah verdiğiniz…

Bankacı: Bunun için bir tasarruf hesabı açtırabilirsiniz.

Michael Moore: Bankada silah dağıtmak biraz tehlikeli olmuyor mu?

Bu ifadeler, Amerikan tarihinin en ölümcül okul saldırısı olarak kayıtlara geçen, Columbine Lisesi’ndeki silahlı katliamdan yola çıkarak, sivillerin silahlanması ve artan şiddet olaylarını araştıran “Benim Cici Silahım” belgeselinden. Belgesel, 2002 yılında Oscar ve Cesar ödüllerini kazandı. Yönetmen Michael Moore’un bu belgeseli, Amerika’nın toplumsal ve politik sisteminin bir sonucu olarak karşımıza çıkan silah kültürünü ve bunun kaçınılmaz bir sonucu şiddeti masaya yatırıyor. Bankalar promosyon olarak silah veriyor, marketlerde mermiler satılıyor, şiddet sokaklardan okullara kadar uzanıyor. Amerika’nın mevcut sistemini silahla devam ettirmeye çalıştığı söyleyen Moore belgeselin sonunda şöyle diyor: “Amerika ateşle oynuyor...”

Şimdi aynı ateşle Türkiye oynuyor; silah ruhsatı kapsamını genişleterek.

Sakıncalı olsa da silah ruhsatı olacak

Geçtiğimiz günlerde Ateşli Silahlar Yönetmeliği’nde yeni düzenleme yapılarak ruhsatlı silah alabileceklerin kapsamı genişletildi. Silah alması yasak olanlara da ruhsat verilmesinin önü açıldı. Yani yeniden silah verilmesi “sakıncalı” olanlardan uygun bulunanlara da taşıma veya bulundurma ruhsatı verilebilecek. Uygunluğa nasıl karar verilecek bilemiyoruz. Çünkü yeni yönetmelikten, “hiçbir şekilde ruhsat verilemeyeceği” ibaresi de çıkarıldı. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararında, cezanın infazından beş yıl geçmiş olması gibi hallerde silah ruhsatı verilebilecek. Buna, örneğin kadına, çocuğa karşı şiddetin önlenmesi amacıyla hakkında tedbir kararı verilenler de dâhil!

Güç gösterisine dönüşür

Dünyanın birçok yerinde devletler mevcut sistemlerini korkuyu besleyerek sürdürdüğünde o toplumlar daima tetikte olur. Bireysel silahlanma tam da bu nedenle tehlikelere karşı ‘korunma’ ihtiyacından kaynaklanıyor gibi görünse de zamanla silahlanmak yığınların, terör gruplarının, güç gösterisine dönüşür. Dönüşüyor da. Türkiye’de şiddet olaylarının yüzde 80’inden fazlası ruhsatsız silahlarla işleniyor. Öyle ki her 100 kişiden 13’ü sadece kaza kurşunuyla hayatını kaybediyor. Birçok ülkede iç savaşları, darbeleri besleyen de bu güçtür. Hükümetler bu güçle değişir, cinayetler bu güçle işlenir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) bu gücü ortaya koyan ama medyada hak ettiği yeri bulmayan yığınla araştırması var. Dünyanın en büyük 100 silah üreticisinin üretim maliyetleri 400 milyar dolar değerindeki silahları üçüncü dünya ülkelerine nasıl sattığını ortaya koyması gibi…

Silahın toplumsal kültürümüzdeki yeri

Kamunun dışında, silahla hiç işi olmayan sivil bir halkın bu silahları nasıl ve hangi amaçla temin ettiğini bilmek, temelde, silah ticaretindeki artışa neden olan şeyin ne olduğunu anlamak içindir. Bizim gibi tartışma kültürüne sahip olmayan bir ülkede silah alması yasak olanlara da ruhsat verilmesinin önünü açarken silahın toplumsal kültürümüzdeki yerini de dikkate almak gerekirdi. 2000’li yılların başında yapılan bir araştırmaya göre, Kanada’ da 10 milyon evin 7 milyonunda silah olmasına rağmen suç oranı yok denecek kadar az. Çünkü silah güvenlik amaçlı tutuluyor. Bizde ise silahın korunmak amaçlı olmadığı, aksine başkalarının yaşamını tehdit ederek şiddetin bir aracı haline getirildiği bir gerçek. Bu gerçeğe rağmen toplumun silahlanmasının önünü açmak olası şiddet olaylarına kapı aralamak demek değilse ne?

İnternetten al kargoyla gelsin

Silahın ruhsatsız bir şekilde bulundurulması, taşınması ve satın alınması suç fiili teşkil eder. Bir ya da birden fazla ruhsatsız silah taşıma cezası ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile 30 günden 100 güne kadar adli para cezası. Bunlar komik cezalar olduğu içindir ki ruhsatsız silah satışı çığ gibi büyüyor. İnternet üzerinden silah almak mümkün. “Silahla ilgili aradığınız her şey burada”, “Kargoyla teslim edilir” ilanları bireysel silahlanmayı giderek daha da kolaylaştırıyor. Silah ticaretinin endişe verici boyutlara ulaşması, sadece bireysel suçlar bakımından değil, ilerde Türkiye’nin nasıl bir ateşle oynadığının da göstergesi olacak.

Medya şiddetin aracı silahı sorgulamıyor

Medya şiddet haberlerini veriyor ama şiddeti yaratan bireysel silahlanmayı yok sayıyor. “Silahlara insanlar nasıl bu kadar kolay ulaşabiliyor?”, “Bu silahları kim satıyor?” “Bunun hukuksal karşılığı nedir?” gibi soruların da bir karşılığı olmalı. “Silahını çekti vurdu; arkadaşını, eşini, çocuğunu…” Oysa medyanın bireysel silahlanmanın yarattığı şiddetin yanı sıra özellikle ruhsatsız silahların nereden nasıl temin edildiğini araştırmak, silah ticaretinin boyutlarını ortaya koymak gibi bir sorumluluğu da var. Üstelik ortada 20 milyondan fazla ruhsatsız silah bulunduranların suçla ilişkisi ortadayken.