Virüse çözüm var ırkçılığa yok!

Çin’in Vuhan kentinde başlayan salgının küresel boyutlara varması ırkçılığı da beraberinde getirdi. Oysa ırkçı yaklaşımlar sergilemek hiç kimseyi hastalıktan korumaz


Koronavirüs nedeniyle dünyanın neredeyse her yerinde Çinlilere karşı akıl dışı yaklaşımlar sergileniyor. İtalya’nın Venedik kentinde Çinli bir çifte, gençlerden oluşan bir grup tükürdü. Çinli öğrenci trende ırkçı hakaretlere maruz kaldı. Torino’da bir restoranda, yıllardır İtalya’da yaşayan Çinli bir aile hakarete uğradı. Güney Kore’nin başkenti Seul’de bir restoran, kapısının girişine “Çinlilere izin yok” yazılı bir afiş astı. Dünyanın birçok yerinde Çin restoranları büyük oranda müşteri kaybetti. Bazı bölgelerde Uzakdoğulu öğrencilerin dersleri askıya alındı. Kanada’da yaşayan Çinli bir kadın, bir alışveriş merkezinin otoparkında bir erkeğin “Koronavirüsünüzü düşürdünüz” şeklinde alaycı ifadelerine maruz kalırken görüntülendi.  Malezya’da Çinlilerin ülkeye girmesinin yasaklanması yönünde imza kampanyası başlatıldı. Birleşik Krallık’ta Manchester Üniversitesi’nde okuyan Çinli Sam Phan, Guardian gazetesine bir yazı yazarak; üniversitede tehdit edildiğini, kendisini ‘hastalıklı bir kitlenin parçası’ gibi hissettiğini anlattı, otobüs yolculuğu yaparken yanına oturan adamın hemen kalkmasını ırkçılık olarak adlandırdı. Avustralya’da bir hasta, kendisiyle ilgilenen Çinli cerrah Rhea Liang’ın elini ‘virüsün yüzlerce kişiyi öldürdüğünü’ belirterek sıkmadı. Bu olaylar; bir ay içerisinde medyada yer alan haberlerden bazıları. 

Irkçılık salgından korumaz

Sonuç olarak diyebiliriz ki; yerel bir salgının küresel boyutlara varması ırkçılığı da beraberinde getirdi. Virüs nedeniyle Çinlileri korku ve şüphenin öznesi haline getirerek ırkçı yaklaşımlar sergilemek sizi bulaşıcı bir hastalıktan korumaz. Üstelik çok sayıda çeşitli bulaşıcı hastalıktan her gün binlerce kişi ölürken… Sosyal medyada da durum farklı değil. Çeşitli kanallarla üretilen yanıltıcı bilgiler, olayı korku ve endişe yaratacak boyutlara taşıdı. Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei “Panik ve rivayetler virüsten daha korkunç” diyor. Sydney Üniversitesi’nden sağlık bilimci Claire Hooker ise ülkelerin aldığı önlemlerin önyargıları şiddetlendirmiş olabileceğini, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık vakalarının, salgının kendisinden daha uzun sürebileceğini söylüyor. Medya, dünyada büyük bir travma yaşanmasına neden olan bir virüs hakkında doğru bilgilendirmek zorunda. Gerekli önlemlerin alınmasına bilim çözüm üretebilir. Hükümetler önlemler alabilir. Dünya çapındaki sağlık örgütleri devreye girebilir. Ama çözüme dayalı bilinçli, aktif bir katılım için de toplumsal dayanışma gerekir.  

Irkçı histeriye yol açtı

Bir virüsün yok ettiği insanların acısına ve üzüntüsüne destek olmak yerine panik halinde o toplumdan kaçmak, Çinli ya da Asyalı olan insanlara şüpheyle bakmak, hakaret etmek, yüzlerine tükürmek, aşağılamaya çalışmak bir halkı topyekûn damgalamak, nasıl bir ruh halinin tezahürüdür bilmiyorum. Ama korkuyu büyüten bilgi eksikliğidir. Virüs gerçek bir küresel felakete yol açarsa ne yaparız paniğidir. Virüsü Vuhan halkını utandırarak, o insanları aşağılayarak değil, destek vererek ancak yenebilirsiniz. Sosyolog ve felsefeci Slavoj Zizek, Independent’daki köşesinde “Yeni koronavirüs alenen ırkçı bir histeriye yol açtı” başlıklı yazısında “Vuhan halkı için utanma ve damgalanmış hissetme zamanı değil, cesaret toplama ve mücadeleyi sabırla sürdürme zamanı” diyor. Ve dünyayı bir dayanışmaya davet ediyor. Sanırım bu konuda en iyi dayanışma Çin’de yaşayan Türklerden geldi.  Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen başta olmak üzere, Çin’de yaşayan Türk vatandaşları Çin halkı için video hazırladı. “Türk halkı, Çin halkını destekliyor” diyerek. Haydi Vuhan! Haydi Çin…