Mutluluğunu kaybettiğin yerde arama

Bugüne kadar binlerce insanla çalışınca insanların en çok nerede yanlış yaptığını gözlemleme şansınız oluyor. Birçok insan, kendisini en çok mutsuz eden şeyi kendisi için bir takıntı haline getiriyor ve ısrarla oradan ayrılmıyor. Bir ilişki, bir amaç, bir insan, bir iş; artık hangisini düşünürseniz düşünün, yeterince uğraştığınıza inanıyorsanız ve hâlâ sonuç alamıyorsanız bu başlıca mutsuzluk sebebi oluyor.

Şöyle bir örnek vermek isterim: Bir duvar var karşında ve sen o duvarı yumruklarınla kırmak istiyorsun. Ancak birkaç denemeden sonra elin zarar görüyor ve duvara bir şey olmuyor. Ama sen bu sonuca rağmen ısrar ediyorsun, ben duvarı kıracağım diye. Ama yöntemin ve aracın yanlış. Ya başka bir araçla duvarı yıkmaya çalışman gerekir ya da duvarı değiştirip gücünün yeteceği başka bir duvar bulman gerekir. İşte böyle anlatınca basit gibi görünen bu inat hali birçok insanın mutsuzluğunun ana kaynağı.

Dünya adil bir yer değil, olaylar oluyor ve biz onlara anlamlar yüklüyoruz. Sen ne kadar iyi bir insan olursan ol, bazı insanlar arkandan konuşacak, ayağını kaydırmaya çalışacak veya daha kötü şeyler yapacak. Dünya maalesef böyle. Ama sen yaşadığın hayal kırıklıklarından öte, bir ben neden böyle şeyler yaşadım diye düşünürsen çok daha fazla üzülürsün. Son zamanlarda bana en iyi hissettiren cümle: “Olan oldu, şimdi ne yapabilirim?” Bu cümleyi zorlu bir olaydan ya da hayal kırıklığından sonra kendime sorduğumda yolumun kendi kendine önümde belirdiğini görüyorum.

İşte insanların bu konuda bir ihtiyaçlarının olduğunu düşündüğüm için yeni kitabımı bu konuda yazdım ve yorucu bir çalışma süreci sonunda kitabım yayımlandı. Sahi Kitap etiketiyle “Mutluluğu Kaybettiğin Yerde Arama” isimli kitabımı tüm kitapçılarda bulabilirsin. Seninle kısaca, kitabımın ne anlatmak istediğini paylaşmak istiyorum:

Güçsüz değilsin, sadece insansın. Her şeyle savaşamazsın. Her konuda en iyisini yapamazsın. Her zaman mantıklı davranamazsın. Bazen akışına bırakmak gerekir. Bazen savaşmak ve kazanmak yerine yenilgiyi kabul etmek gerekir. Çünkü dünya, yapmak istediklerimizden, kontrol edebileceklerimizden ve gücümüzün yetebileceğinden daha fazlasını içerir.

Sonuç değişmese de birçok insan hep aynı yöntemi denemeye devam eder. Sen de bunu yaparsan her seferinde kendini daha öfkeli, daha mutsuz hissedeceksin. Bu kitapta mutluluğunun kaybettiğin yerde olmadığını anlatmaya çalıştım. Eğer yeterince uğraştığını düşünüyorsan ve sonuç alamıyorsan, artık yola çıkma zamanı gelmiştir. İşte bu yola çıkma sürecine kabullenme diyorum. Zayıflıklarını, insanları, dünyayı ve duygularını kabullendikçe güçleneceksin. Hafifledikçe ağırlaşacaksın.

İnsan aciz bir varlık. Her şeye gücü yetmez. Ama bu acizliğinin yanı sıra, kendi bilen, esnek olabilen insanlar kendi potansiyellerini en üst noktada yaşıyorlar. Bambaşka bir insan olmana gerek yok, kendinin en iyi versiyonu olsan yeter de artar bile.

Kendine iyi davran, görüşmek üzere.