Mutsuzluğa sebep olan 5 düşünce

Dünyada olan bitenleri acımasız olarak değerlendirsek de, aslında dünyanın biz insanlara bir garezi yoktur. Yani olan bitenler ne iyidir ne de kötüdür. Biz kendi bakış açımızla başımıza gelen olayları değerlendiririz ve bir sonuca varırız. “Ben bunu hak etmemiştim, başıma bunlar gelmemeliydi, mahvoldum” gibi yorumlar, başımıza gelenlerin kesin sonucu değildir. Bizim olayları yorumlayış şeklimizdir.

Rol modellerimiz

Örneğin, iş hayatında zorlu bir görevle karşılaşan bir kişi bunu kariyerinin bitişi olarak yorumlayabilirken, başka birisi yeteneklerini geliştirebileceği bir fırsat olarak değerlendirebilir. Ya da birisi sorunlu bir ilişkisi bittiği için kendisini yalnız ve terk edilmiş hissederken başka birisi üzerinden yük kalkmışçasına mutlu olabilir. Elbette çoğu insanın olumsuz olduğu konusunda birleştiği olaylar vardır ama günlük hayat içerisinde bunlar daha az karşımıza çıkan büyük hadiselerdir. Çoğu zaman düşünce alışkanlıklarımızla iyi ya da kötü olduğuna karar verdiğimiz olaylar yaşarız.

“Düşünce alışkanlıkları” dedim, evet. Örnek aldığımız ebeveynlerimiz, rol modellerimiz gibi faktörlerle düşünme alışkanlıkları ediniriz. Ama çoğu insan düşünce alışkanlıklarını tek seçenek zanneder ve değiştirmeyi hiç düşünmez. İnsanın mutsuz olmasına en çok neden olan bazı düşünce alışkanlıklarını paylaşmak istiyorum seninle. Fark etmek değişimin ilk adımıdır.

Abartma: İlişkilerimizde veya iş hayatımızda her zaman aksaklıklar yaşarız. Hiçbir şey her zaman iyi değildir. Bazen işler ters gider. Eğer abartma alışkanlığın varsa farkında olmadan minik aksaklıklarda bile çok yoğun olumsuz duygular yaşayabilirsin. Örneğin, buluşmaya geç kalan bir arkadaşına çok sinirlenirsin ve kimse bana saygı duymuyor diye düşünebilirsin. Halbuki sadece geç kalmıştır.

Kendini suçlama: Karşılaştığım bazı insanlar, neredeyse üzerlerinde “Verdiğim rahatsızlık için özür dilerim” yazan bir tabelayla gezecek. Bu insanlar, birçok olumsuz durumda kendini suçlama eğiliminde olur. Böyle bir durum yaşıyorsan kendine şunu sormalısın, “Gerçekten tüm bu olanların sorumlusu ben miyim?” ya da “Bu olay başka birisinin başına gelmiş olsaydı, o zaman da aynı şekilde mi değerlendirirdim?”

İyi olduğun şeyleri değersizleştirme: Eminim birçok insan gibi senin de diğer insanlardan farklı ve daha iyi olduğun şeyler vardır. Daha şefkatli, düzenli veya yardımsever. Ayrıca onun hayatında olduğun için mutlu olan insanlar olduğundan da eminim. Ancak bazı insanlar bu özellikleri değersizleştirme konusunda çok başarılılardır. “Herkes öyle, bu yaptıklarımın hiçbir değeri yok” diyerek olumlu yönlerimizi değersizleştirirsek, gerçekten öyleymiş gibi hissederiz. İyi olan yanlarını takdir etmelisin.

Siyah-beyaz düşünme: Özellikle mükemmelin peşinde koştuğunu düşünen insanlar için ya siyah ya da beyaz vardır. Aradaki gri renkleri görmemeyi seçerler. Bu düşünce kalıbındaki insanlar için, minik olumsuzluklar bile tamamen her şeyin bitmiş olabileceği anlamına gelebilir. Sevdiği insanlardan küçücük bir yanlış gördüğünde hemen onu hayatından çıkarmak isteyebilir. Ama şunu hatırlamak da fayda vardır; neredeyse hayatın tamamı grilerden oluşur. İyi insanlar da hata yapabilir, iyi işler de olumsuz gidebilir. Bu aksaklıklar onları siyah yapmaz.

Sende hangileri var?

Ya olursa batağı: Aşırı düşünmeye eğilimli bazı kişiler, henüz gerçekleşmemiz olumsuz olaylar üzerine düşünüp neredeyse tüm ihtimalleri gözden geçirmek isteyebilirler. Ancak gelecekteki olumsuz olayları düşünmek tam bir bataktır. Düşündükçe düşünmek isteriz. Bu sebeple, enerjimizi şu anda yapabileceklerimize odaklamalı ve elimizden geleni eyleme dökmekle yetinmeliyiz. Aşırı düşünce ve plan eylemi öldürebilir.

Peki bu düşünce kalıplarından hangileri var? Bu konu üzerinde düşünmeni ve bunların değiştirilebileceğini kendine hatırlatmanı öneririm.

Kendine iyi davran, görüşmek üzere…