7 günlük detoks

Hayattan bir hafta izin aldım. Bin kişilik bir dağ köyünde, stresten ve telefondan uzak, tamamen sağlıklı yaşam kürü yaptım. Bakın nasıl geçti?


Avusturya’da bin kişilik bir köy: Altaussee. Bir doğa harikası, yeşillikler arasında bir göl ve arkada Alpler manzarasıyla resim gibi. Zaten tam da bu yüzden James Bond “Spectre” filmini burada çekmişler. Daniel Craig ve Monica Bellucci çekimler için bir aya yakın burada kalmış. Peki ama neden buradayım? Altaussee’de Viva Mayr adlı bir sağlıklı yaşam merkezindeyim. Avusturyalı efsane doktor Franz Xaver Mayr’ın yöntemini uygulayan bir merkez, hatta “sağlık hapishanesi” diyenler de var. İngiliz Kraliyet Ailesi’nden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Lanvin’in tasarımcısı Alber Elbaz’dan Kevin Spacey’ye renkli bir müdavim kitlesi var. Vladimir Putin’in eski eşi Lyudmia için “Orada yaşıyor” diyorlar.

7 günlük detoks


Peki ama en çok hangi ülkelerden hastaları var? Avusturya-Almanya, İngiltere, Hindistan ve Türkiye. Şaşırıyor muyuz? Hayır. Türk hastaları o kadar çok ki, şimdi Viva Mayr doktorları sık sık İstanbul’a gelerek burada hastalarının kontrollerini yapıyor, hatta yazın Halas’ta bir pop up da yaptılar. Bu yaz da Halas pop-up’ını Bodrum’da yapmayı planlıyorlar. Altaussee ilk Viva Mayr kliniği ve oteli değil, ilki Avusturya’nın Slovenya’ya daha yakın bir bölgesinde Maria Wörth kliniği kurulmuş. Ayrıca Londra’da bir de günübirlik klinik açmışlar. Hatta kliniğin direktörü Dr. Dieter Rech’den öğreniyorum, Salzburg’da çok yakında restoran açmaya hazırlanıyorlar. Bakarsınız daha sonra Londra’da da bir restoranla karşımıza çıkarlar.

7 günlük detoks


Yemekleri gerçekten çok başarılı, tabii herkesin küründe bu güzel yemekler yok. Çünkü Mayr kürünün en önemli özelliği sağlıklı beslenmeyi kişisel sindirim sistemi üzerine kurmaları. Diğer detoks programlarına hiç benzemiyor. Yine de son zamanların trendi 16 saat aç kalıp 8 saat yemek yemeyi “intermittent fasting”i destekliyorlar sindirim sistemini dinlendirdiği için. Önce doktor kontrolünden geçip tedavi programınız çıkarılıyor. Benim doktorum Dr. Maximilian Schubert. Yiyeceklere intoleransımı ölçüyor, kan testiyle değil kinesiyoloji testiyle yani kas hareketleriyle. Bir masaj masasına yatırıyor beni. Daha sonra ağzıma farklı tozlar damlatıp kolumu bacağımı bir tarafa çekerken benden aksi yöne çekmemi istiyor. Tuhaf ama bir tozda kolumu bacağımı hareket ettiremeyecek kadar zayıflıyor kaslarım, bir başka tozda yine eskisi gibi güçlüyüm. Örneğin söz konusu buğday ya da inek sütü olunca bir damla tozla bile bitiyorum, kolumu ne kadar zorlarsam zorlayayım kımıldayamayacak kadar güçsüzleşiyor. İşte bu noktada “Buğday ve inek sütü intoleransın var, 3-6 ay bunlardan uzak dur, hayatın değişecek” diyor doktorum.

Daha önce bunu yapmayı başaramamıştım ama şimdi yapabileceğime inanıyorum. En önemli şey kararlı olmak. Yoksa sadece gelip 1 hafta geçirip dönüşte eski hayatınıza döneceksiniz çok da anlamı yok. Konuştuğum diğer hastalarda da en çok gördüğüm “İlk defa kendime böyle bir zaman ayırıyorum” diyenler. Bu, gerçekten hayattan bir hafta izin almak demek. Yemeden-içmeden, sosyalleşmeden, hatta mümkünse online bile olmadan bir hafta sadece ormanda yürüyebilmek, sağlıklı beslenebilmek ve fiziksel olduğu kadar ruhsal detoks da yapabilmek için. Artık her yerde wifi var, ama nedense bu detoks sırasında elim telefona gitmiyor, durmak, günlük hayattan kopmak iyi geliyor. Güne aç karnına Epsom tuzlu ılık su içerek başlıyorum. Daha sonra bütün gün oksijen terapisinden antigravity yogaya, batın masajından beslenme uzmanına farklı tedavilerdesiniz, zaman nasıl geçiyor anlamıyorsunuz bile. Bir hafta boyunca mısır krakeri, manchego adlı koyun peyniri, avokado püresi, yumurta ve sebze suyuyla geçiyor hayatım. Aralarda da “base powder” dedikleri karbonat benzeri bir tozu suya karıştırıp içiyorum. Yemek sırasında su içmek yok. Yemekten 1 saat sonra izin var ancak. Akşam yemeklerini atlamanızı tavsiye ediyorlar, atlayamayacaksanız çorba ya da bitki çayıyla geçiştirmekte fayda olduğunu anlatıp duruyorlar.

Çiğnemenin önemi

Merkezde en çok çok çiğnemenin önemini anlatıyorlar. Hatta şöyle çarpıcı bir örnek bile veriyorlar; “Çok çiğneyerek yavaş yavaş yenilen bir hamburger, az çiğneyerek hızlı yenilen bir salatadan daha iyi”. Tabii bu umut veriyor insana, demek ki çiğneyerek her şeyi yemek mümkün diye başlıyorsunuz. Sonuç, sıvı ve çiğ yemeklerle yapılan detokslardan daha iyi geliyor bana. Kendimi her bakımdan hafiflemiş hissediyorum.Şimdi ise eve dönüşte iki-üç hafta uygulanacak bir kür var. Kararlıyım, devam edeceğim.