Bir zamanlar sadece geçiş noktası olarak görülen havalimanları, bugün artık kültür ve sanatın yeni adreslerine dönüşüyor.
Küresel yolculukların merkezleri, çağdaş sanatın güçlü enstalasyonlarıyla donatılıyor; yolculara yalnızca bir yerden bir yere gitmenin ötesinde, düşünsel ve estetik bir deneyim sunuluyor.
Bu dönüşümün iki güçlü örneği; İstanbul Havalimanı’ndaki İGA ART projeleri ve yakın gelecekte New York JFK Havalimanı’nda açılacak Yoko Ono’nun anıtsal eseri.
İstanbul Havalimanı, açıldığı günden bu yana sadece uçuş kapasitesiyle değil, sanata verdiği yerle de dikkat çekiyor.
İGA ART projeleri kapsamında düzenlenen sergiler, yolculuğu yalnızca fiziksel bir geçiş olmaktan çıkarıp, zihinsel ve duygusal bir keşfe dönüştürüyor.
Bu yılın en dikkat çekici adımı ise, ‘Solo’ serisinin ilki olarak açılan ‘Fahrelnissa Zeid ile Karşılaşma’ sergisi.
İstanbul’un sanat tarihinde öncü bir figür olan Zeid’in eseri ve
Londra’nın simge restoranlarından River Cafe’nin kurucusu Ruthie Rogers, çağdaş Amerikan sanatının en özgün isimlerinden Ed Ruscha ile yeni bir iş birliğine imza atıyor.
Eylül 2025’te yayımlanacak olan ‘Squeeze Me: Lemon Recipes & Art’, sadece bir yemek kitabı değil.
Aksine, sanatı, tasarımı ve gastronomiyi bir araya getiren koleksiyonluk bir eser.
50 limonlu tarif ve usta sanatçı Ed Ruscha’nın özel olarak ürettiği eserleriyle bu kitap aynı zamanda bir yıldızlar geçidi.
Ruthie Rogers, kırk yıla yakın süredir Londra’nın batısındaki Hammersmith’te, River Cafe’nin mutfağında sadelikle lezzeti bir araya getiriyor.
Rogers’ın yakın zamanda kaybettiği eşi, değerli mimar Richard Rogers’ın İtalyan annesinden ilham alan tarifleriyle yükselen River Cafe, mutfağından çıkan Jamie Oliver gibi isimlerle de dünya gastronomisine yön verdi.
Şimdi, Rogers mutfağının başrolüne limonu koyarak bu narenciyeden tatlıdan tuzluya uzanan potansiyelini yeniden keşfediyor.
Bugünün 70 ya da 80 yaşındaki kadını, dünün 40 yaşındaki kadınından daha özgür, daha cesur ve daha görünür. Artık yaş almaktan korkmak değil; onunla gurur duymak zamanı. İşte değişen yaş algısı ve yeni nesil olgunluk.
Eskiden 70 yaş, ‘yaşlı’ kabul ediliyordu. 40 yaşına gelen bir kadının ‘artık genç sayılmadığı’ düşünülüyordu, yaş almaya karşı verilen savaş, özellikle kadınlar için görünmez ama güçlü bir baskıydı. Ancak bu algı artık hızla değişiyor. Bugün Hollywood’dan modaya, güzellik sektöründen günlük hayata kadar birçok alanda artık yaş sadece bir sayıdan ibaret. Bu dönüşümün en büyük destekçileri, yaş aldıkça güçlenen kadınlar.
Bugün artık 70’ler ve hatta 80’ler, tıpkı geçmişin 40’ları gibi; aktif, etkili, üretken ve çekici. Bu değişimin öncüsü ise yaşlarıyla barışık yaşamayı seçen ve bunu yüksek sesle dile getiren ünlü kadınlar. Maye Musk’tan Helen Mirren’a,
Dünyanın en önemli kültür, teknoloji ve yaratıcılık buluşmalarından biri olan SXSW (South by Southwest) London 2025, bugünün ve yarının dünyasını şekillendirecek fikirlerin yoğunlaştığı bir düşünce merkezi gibiydi.
Şimdi ise SXSW London 2025’in ardından yayınlanan trend raporu, etkinlik boyunca ele alınan ana temaları derleyerek iş dünyasından sosyal yaşama, teknolojiden kültüre kadar pek çok alanda nelerin değiştiğini ve nelerin değişmekte olduğunu ortaya koyuyor.
Rapor, sekiz ana başlık altında bu değişim dinamiklerini analiz ediyor.
En dikkat çekici başlıklarından biri, yapay zekânın artık sadece bir üretim aracı olmaktan çıkıp, karar alan ve görev dağıtan aktif bir “takım arkadaşı” hâline gelmesi.
“Agentic AI” olarak adlandırılan bu dönüşüm, iş süreçlerinin radikal biçimde yeniden yapılandırılmasına işaret ediyor.
Artık yapay zekâ, talimat beklemek yerine süreçlere anlam katan, yön veren bir yapıya bürünüyor.
Bu durum, hem iş yerlerinde hem de toplumda yapay zekâ ile insan iş
Tuhaf bir çağdayız, bundan 10 yıl önceye kadar harika sonuçlar alan fikirler şimdi eski kalıyor.
Popüler kültür figürleri de kendini yenilemek için sürekli çalışıyor.
Bazen başarılı oluyor, bazen de her şeye rağmen olmuyor.
Pirelli takviminin 2026 fotoğraf çekiminde su dolu dev bir akvaryumun içinde Eva Herzigova’nın verdiği cesur pozları izlerken ister istemez ‘90’lara ışınlanıyorum.
Eva Herzigova, 52 yaşında, ‘90’ların süpermodellerinden, şimdiye kadar sayısız defile, moda dergisi kapağı, dünyaca ünlü modaevlerinin yüzü olduğu kampanya var özgeçmişinde.
Bu, yer aldığı 3. Pirelli takvimi.
1964’ten bu yana, Pirelli takvimi yalnızca bir lastik markasının promosyon ürünü olmaktan öteye geçmiş.
Bernard Arnault ve LVMH Grubu koleksiyonlarının sanat danışmanı ve küratörü Hervé Mikaeloff ile 2012’de Paris’te Louis Vuitton Espace Culturel’de gerçekleştirdiği bir sergide tanışmıştık. Şimdi Hervé Mikaeloff ve Selcan Atılgan küratörlüğündeki doğa ve çağdaş sanatı bir araya getiren “Earth Remembers” sergisi, Bodrum’da Bobo by The Stay’de 31 Ağustos’a kadar devam ediyor.
Hiç unutmuyorum, tam 13 yıl önce Paris’te önünde kuyruklar olan Louis Vuitton Champs Elysees mağazasında zifiri karanlık bir asansörle, çıt çıkarmadan en üst kattaki Espace Culturel’e çıkışımı. Paris’in önemli sanat galerilerinden biri. LVMH Grubu’na ait ama küratöryel bağımsızlığı var. Asansörün karanlık ve sessiz olmasının nedeni de sizi kendinizle baş başa bırakmak istemesi. Oysa benim o sırada kendimle baş başa kalacak hâlim yoktu, çok heyecanlıydım, çünkü Espace Culturel’de çağdaş Türk sanatçıların “Yolculuklar:
Roy ve Dorothy Lichtenstein’in Southampton’daki evindeki koleksiyon Bonhams’ta geçen hafta gerçekleşen müzayede ile satışa çıktı.
170’i aşkın eserin ve objenin satışa sunulduğu müzayededen 1,12 milyon dolar gelir elde edildi.
Üstelik katılımcıların yüzde 60’ı, eserleri öngörülen fiyatların üzerinde satın aldı.
Müze ve galerilerde gördüğümüz eserlerin ötesinde, bir sanatçının yaşam alanı, onun dünyasına dair ipuçları sunma bakımından da önemli.
Lichtenstein çiftinin koleksiyonu, sadece pop art ustasının değil, sanat çevresindeki dostlarının ve başka sanatçıların da izlerini taşıyordu.
Henri Matisse’in 1937 tarihli çizimi “Portrait de femme accoudée”, 40-60 bin dolar aralığında tahmin edilen fiyatını ikiye katlayarak 89 bin 400 dolara satıldı.
Jasper Johns’un 1969 tarihli “Flag (Moratorium)” eseri de benzer şekilde tahminin üzerinde 51 bin 200 dolara alıcı buldu.
Fransa’daki Versay Sarayı, artık yapay zekânın da taht kurduğu bir yer.
17. yüzyıldan kalma bir heykelin karşısında duruyorsunuz, bir anda heykel sizinle konuşmaya başlıyor.
Üstelik sadece bilgi vermiyor, şakalaşıyor, yorum yapıyor, hatta size gölgede oturacak bir yer bile öneriyor.
Bugün Versay Sarayı’na gidenler sarayın göz kamaştıran ihtişamı kadar tarih ile yapay zekâ arasında kurulan yeni bağı da deneyimliyor.
Yakın zamanda başlatılan bu proje sayesinde, artık Versay Bahçeleri’ndeki 20’ye yakın heykelle yapay zekâ aracılığıyla konuşmak mümkün.
Projenin arkasında, OpenAI ve kültür odaklı Fransız girişimi Ask Mona var.
Uygulama üzerinden erişilen bu deneyim, ziyaretçileri hem bilgilendiriyor hem de eğlendiriyor.