Yılın ilk büyük sergisi

Heyecanla beklenen ünlü performans sanatçısı Marina Abramovic sergisi ‘Akış/Flux’, bu hafta Sakıp Sabancı Müzesi’nde açılıyor. 26 Nisan’a kadar devam edecek sergi kaçırılmamalı

Bu hafta sadece çağdaş sanat dünyasının değil, sosyal hayatın gündeminde de Marina Abramovic sergisi olacak. Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM) ve Akbank Sanat, dünyaca ünlü performans sanatçısı Marina Abramovic’in ve kendi kurduğu Marina Abramovic Institute’ün (MAI) Türkiye’deki ilk sergisini açıyor.

Sanatçı Marina Abramovic ile birlikte MAI Direktörü Thanos Argyropoulos’un da katılacağı, SSM Müdürü Dr. Nazan Ölçer ve Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’in ev sahipliği yapacağı özel açılış daveti perşembe akşamı gerçekleşecek, 31 Ocak Cuma gününden itibaren ise sergi halka açılacak ve 26 Nisan’a kadar görülebilecek.

 “Akış/Flux adlı sergi, Türkiye’de performans sanatının tarihini ziyaretçi için ulaşılabilir ve anlamlı kılmanın yanında performans sanatçılarını destekleme misyonunu da taşıyor” diye özetliyor SSM’ciler...

Abramovic’in performanslarının dokümantasyonlarının yer aldığı kapsamlı bir retrospektifi, açık çağrıya cevap veren ve projeye davet edilen sanatçılarla MAI ortaklığında geliştirilen canlı performansları, sanatçının halka yönelik oluşturduğu egzersizlerin deneyimleneceği Marina Abramovic Metodu bölümü SSM’de yer alıyor, belgesel gösterimi ve video galeri ise Akbank Sanat’ta...

Sergiye sayılı gün kala, Marina Abramovic’i daha yakından tanıyalım.

Yılın ilk büyük sergisi

Performansın kraliçesi

Lady Gaga, Jay Z ve Fazıl Say gibi müzisyenlerle de, Ricardo Tisci gibi moda tasarımcılarıyla da iş birliği yapan Marina Abramovic için “Performans sanatının kraliçesi” diyorlar.

Öyle bir duruşu var.

Performanslarında vücudu ve zihni zorluyor. Hiç unutmuyorum, Londra’da Serpentine Galeri’de gerçekleştirdiği “512 Saat” sergisinde daha salona adımımı atar atmaz biri elimden tutup bir sandalyeye oturtmuştu beni, “Gözlerini kapat” demekle de kalmamış, bir de kulaklık tutuşturmuştu elime.

Kulaklıkta ne müzik var acaba demeye kalmadan kulaklık zaten sessiz olan odada sesleri daha da kesiyordu.

Hiçbir şey görmeden, duymadan, yapmadan otur, öylece dur demişlerdi.

Başkaları durabiliyor mu diye çaktırmadan bakıyordum.

Duranlar da vardı, benim gibi merakla etrafına bakınanlar da...

Marina Abramovic ve ekibi ise ya gelip elinizden tutuyor ya da sırtınızı sıvazlayıp şefkat gösteriyordu.

“512 Saat” sergisinin izleri

Eskiden el ele tutuşmak diye bir şey vardı.

Artık nasıl bir noktaya geldiysek, bir sanatçının gelip elimizi tutması ya da sırtımızı okşamasıyla avutuyoruz kendimizi diye düşünmeden edememiştim.

Şaşırtıcı ama sanatçıyı pop star gibi görenler de vardı, “Marina elimi tuttu, artık elimi yıkayamam” diyenler bile oluyordu. Onu pop stardan çok, el veren bir güç olarak görenler de vardı tabii.

Marina Abramovic ile özel bir diyet ve sporla aylarca hazırlandığı “512 Saat” sergisinde Londra’da tanışmıştım.

64 gün boyunca günde 8 saat yemeden içmeden Serpentine Galeri’de ayakta durmuştu.

Bir tek tuvalete gitmesi serbestti.

Büyük ilgi bekleniyor

İşte tam da o ana denk gelip sohbet etme fırsatımız olmuştu. O zaman Abramovic her ne kadar sergide izleyicilere durun dese de sohbetinden belli oluyordu, kendisi de duramıyordu. İşte hayatın bizi getirdiği nokta bu, artık durabilmek de sanat sayılıyor. Bir performans sanatçısının sergisinde öylece dururken hem sanatçı hem de sanat eserinin ta kendisi oluyorsunuz aslında.

Bir yanda “Böyle sanat mı olur” diyenler, bir yanda “Sanat deliliktir, sanatçı sizinle kafa buluyor” diyenler...

“Artık Marina Abramovic kendini tekrarlıyor” diyenler de, galerinin önünde saatlerce kuyrukta bekleyenler de vardı tabii. Şimdi Marina Abramovic’in SSM’deki sergisine de hiç şüphesiz büyük ilgi olacak.

Açılışta sanatçıyla bol bol selfie çekilenler olacak, İstanbul’da Ai Weiwei’den sonra en çok İnstagram’a yansıtılan sergi bu olursa şaşırmamak lazım.