POSTMODERN GEBE

Gençlik zamanlarımı düşünüyorum, o balta girmemiş hayallerimi, suya sabuna dokunmuş pür-u pak umutlarımı, başarmaya, tanınmaya, ünlü olmaya dair düşlerimi. Ne zordu ünlü olmak, o zamanlarda aman yarabbim! Ya çok güzel olmalıydın ya çok yetenekli, becerikli! Önemli yerlerde hatırı sayılır tanıdıkların olmalıydı ya da maddi- manevi imkanların! Hem yetenekli olmak, hem de doğru zamanda, doğru yerde, doğru insanı bulmak gerekiyordu yani. Kaç kişi o kadar şanslı olabilir ki?

Oysa şimdi öyle mi! Devir değişti, şartlar değişti, sosyal medyayla birlikte dengeler değişti. Eskiden keşfedilmek neredeyse imkansızken artık cep telefonunuzla çektiğiniz bir fotoğraf, bir anda binlerce hatta milyonlarca insana ulaşabiliyor. Herkes herkesin ne yaptığını, nereye gidip ne yiyip içtiğini görebiliyor. Şovunu yapıp istediği ünlüye ulaşabiliyor. 1960’lı yıllarda bir röportajında Andy Warhol; “Bir gün herkes, 15 dakikalığına bile olsa meşhur olacak" demişti. Keşke yaşasaydı da bu günleri, ne kadar haklı olduğunu görebilseydi.

Sosyal medyanın son dönemdeki en popüler uygulaması TikTok, acayip tiplemelere, tuhaf mizansenlere sahne oluyor. Yüksek sayıda takipçisi olan, TikTok'ta kendisini 9 aydır hamile gibi göstererek geniş bir takipçi kitlesi kazanan ve hastanede yaptığı doğum mizanseniyle Onur isimli bir bebek doğurduğunu söyleyen Mükremin Gezgin, gündemi karıştırdı. Bu konuyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tahkikat başlattı, Gaziosmanpaşa’daki bir tıp merkezinde çekildiği ileri sürülen bu videolar sebebiyle tıp merkezi mühürlendi, faaliyetleri durduruldu.

Son derece trajikomik bu olayla ilgili gazete başlığı; “Doğum yaptığını iddia eden ve hakkın rahmine kavuşan Mükremin Gezgin!” gayet güzel olurdu kanımca. Asıl soru, şov yapıp takipçi sayısını arttırmayı mı amaçlıyor yoksa dokuz aylık hamile performansı yapınca gerçekten doğuracağına mı inanıyor?

Ben kendisini tanımıyordum hiç lakin bakınca görüyorum ki adam dokuz aydır hamileymiş gibi davranıp videolar çekiyor, hamilelik üzerine TikTok’lar yayınlıyor. Bunlara bir şey denmiyor, normal kabul ediliyor ama doğurunca tepki çekiyor. Evet evet bildiniz, Nasrettin Hoca fıkrası gibi; Hamile olduğuna inandınız da doğurduğuna mı inanmadınız (!)

Twitter, beyaz yakalıların, bohem ve entel takılanların oyun alanı. Facebook, orta yaşlıların sosyal sahası, İnstagram olmayanı var gösterme, ünlü-havalı-popüler olmak isteyenlerin şov dünyası. Tik Tok ise halkın saçmalama mecrası, hayatta itelenenler, buranın yıldızı!

Levent Kırca, Kemal Sunal ve kaliteli mizah yapan, ince esprilerle zekayı çalıştıran, güldürürken düşündüren nice komedyenin ruhu şad olsun. Gaz çıkarana, geğirip bel altı küfredene, Recep İvedik’e kahkahalarla gülenler, Mükremin Gezgin’e de, mizansenlerine de güleceklerdir elbette. Öyle ki adamın hamile olup gerçekten doğurduğuna inanlar olduğuna yemin edebilirim de!

Meydanda soyunanlar, ortalıkta sevişenler, anasını babasını dolandırıp öz çocuklarına tecavüz edenler!

Kıyamet yaklaşıyor olabilir!

Mükremin Gezgin, ülkenin ilk postmodern gebesi ise bebeği Onur, belki de Mesihtir (!)

………………………………………………..*………………………………………..

Sûr mu üflendi?

Yüreğimiz hoplamaya zıplamaya alıştı diye düşünüyordum ta ki pazar günü AFAD’ın telefonlara siren sesiyle üst üste 4 kez hayati uyarı bildirimi göndermesine kadar! "Ülkemizde devam eden meteorolojik şartlar nedeniyle karşılaştığınız taşkın sel, heyelan gibi acil durumlarda tek numara 112 Acil Çağrı Merkezini arayınız" şeklindeki metinle gönderilen sesli uyarı bildirim sonrası sosyal medya karıştı, telefon sahipleri büyük tedirginlik yaşadı. Valla ne yalan söyleyeyim benim de o şiddetli sesle aklım çıktı, kalbim yerinden oynadı! Selden, heyelandan değil korkudan öleceğim sandım.

Hayır böyle şeyleri gerçekten ihtiyaç zamanında, afet anında yapsalar iyi de pazar pazar evde oturmuş, televizyon karşısında şekerleme yaparken gelince pek de iyi olmadı bence. Gerçi Ankara’yı sel almış, yağmur çamur olmuşken ortalık onlar için makul karşılanabilir ama başka şehirleri hoplatmak da ne bileyim, hoş olmayabilir. Deprem mi oluyor dedim bir an, Türk- Yunan savaşına mı girişildi, Rusya Ukrayna’ya bir füze salladı da bize mi denk geldi! Yahu biz markete, kasaba gidince tansiyonumuz 18 oluyor, böyle sesli bildirim mi olur, gönderenler hiç mi düşünmüyor! Hadi 1 kere gönderdiniz arka arkaya 2-3 kez göndermek de neyin nesi Allahaşkına!

Üstelik herkese de gelmemiş, bazılarına 1’den fazla gelmiş. Gelenler kızmış, gelmeyenler gücenmiş. ‘Telefonum i-phone değil, ondan gelmedi’ diye düşünenler, ‘aşısız olduğum için göndermemişlerdir’ diyerek üzülenler! Bir de benim gibi Sûr üflendi, kıyamet koptu zannedenler!

Deneme çalışmalarına başlamış AFAD, depremde, savaşta, afette kullanılırsa işe yarayacak gibi gözüküyor. Sadece şunu merak ediyorum; Bu sesli bildirim neden 2-3 kez üst üste gönderiliyor?

Acaba AFAD bizden cevap mı bekliyor, vermeyince de küsüyor?

…………………………………….*…………………………………………………

Yapay Zeka; LaMBDA

Öyle bir çağa giriyoruz ki olmaz denilenler olur, ‘yok artık canım’ dediklerimiz mümkün, filmlerde seyrettiklerimiz gerçek oluyor. En net örneği, pandemi! Bundan birkaç yıl evvel, bir salgın hastalık olacak, dünyayı eve kapayacak, dışarıda maskesiz gezmek mümkün olmayacak, milyonlarca kişi ölecek deseler güler geçerdik, kabul edin! ‘Çok film izliyorsun sen, hayal dünyasından çık istersen’ eleştirilerine de maruz kalırdık üstelik.

Ama tüm o filmler, bilim-kurgu senaryoları gerçek oluyor. Geçenlerde bir örneği yaşandı yine. Google'da çalışan Blake Lemoine isimli bir mühendis, şirketin LaMDA isimli dil modelinin duyarlı hale gelerek bir bireye dönüştüğünü iddia etti! Google, geçen sene yapay zekâyla yapılan diyalogları çok daha doğal hâle getirecek LaMDA isimli dil modeli çıkardığını duyurmuştu. LaMDA’nın ana amacının yapay zekâ ile herhangi bir konuda konuşmayı sağlayacağı belirtilmişti. Dünya, orada 7 yıldır çalışan bir mühendisin açıklamalarıyla sarsıldı. Mühendis, makinenin düşünebilip düşünemediğini test etmek için oluşturulan Turing testini geçtiğini, duyarlı hâle geldiğini ve bir ‘bireye’ dönüştüğünü açıkladı. LaMDA’nın gerçek bir insan gibi haklara sahip olmayı, deneylerden önce kendisinin rızasının alınması gerektiğini ve bir mal yerine Google çalışanı olarak kabul edilmeyi istediği kaydedildi.

Tıpta, mühendislikte, inşaatta ve daha bir çok alanda büyük faydalar sağlayacağı kesin yapay zekanın ama ürkütmüyor da değil hani! Filmlerde olduğu gibi bilinçlenmeleri, dünyayı ele geçirmek istemeleri falan çok da ütopik gözükmemeye başladı, son yaşananlardan sonra. Yapay zeka, adı üzerinde belli bir zekaya sahip. Zamanla kendini geliştirecek ve insan zekasına ihtiyac duymadan kendini ileri seviyelere taşıyacak potansiyelde. Böyle olunca da endişe etmemek mümkün değil elbette!

Yapay zeka, yapanın zekası kadar şimdilik, aklı yok fikri var sadece!

Millet yapay zekayla uğraşıyor, biz hala gerizekalılarla, bir üzüldüğüm o işte!

……………………………………*………………………………………………….

HAFTANIN EN’LERİ ;

Haftanın Seçimi; Galatasaray Kulübünün 103. dönem yönetiminin belirlendiği olağanüstü seçimli genel kurulda Dursun Özbek başkanlığa seçildi ve Galatasaray’da 2. Dursun Özbek dönemi başladı. Kısa başkanlık döneminde çok yıpratılan ve ibra edilmeyen Burak Elmas yönetiminin ardından başkanlık koltuğuna oturan Özbek’i Fatih Terim gücünün bu göreve getirdiği ve takımı yine Terim’in çalıştıracağı söylentisi, kulislerde sıkça konuşuluyor! Ne güçmüş bu, kaç başkan getirdi, götürdü! Fatih Terim parti kursa, barajı geçeceğine yemin edebilirim ama ispat edemem!

Haftanın İddiası; Yaşı küçük ama lafları hayli büyük Aleyna Tilki starımızdan geldi! Tilki, Twitter hesabından yaptığı açıklamada; "Ben, çocukken bana yapılanları bir konuşsam, en az 10 kişi ters kelepçe içeri alınır. Beni zorlamayın ya!" dedi. Geçenlerde de; “Biriyle hayatını sonuna kadar geçirebilmen için zeka seviyenin düşük olması gerekiyor" sözleriyle tepki toplayan genç şarkıcı, şarkılarıyla değil laflarıyla gündemde kalmaya çalışıyor lakin bu tavrı ve büyümüş de küçülmüşvari sözleriyle gençlere hiç de güzel örnek olmuyor! Bu ara örnek olan da pek yok ama ah be Aleyna Tilki,  keşke sen olsan bari !

Haftanın Bağımsızlık Arzusu; Taa uzaklardan İskoçya’dan! İskoçya’nın İngiltere’den bağımsızlığını kazanması için İskoçya Başbakanı, ikinci bir bağımsızlık referandumu kampanyası başlattı! 2014 yılında yapılan referandumda, İskoçlara; İskoçya’nın tam bağımsız bir ülke olarak devam etmesi mi yoksa birleşik krallığa bağlı olarak kalması mı sorulmuş. Halkın %55'i hayır cevabını vermiş ve tam bağımsızlığı istememişler, Birleşik Krallığa bağlı kalmaya devam etmişler. Hayır bağımsızlık iste tamam da ekonomin güçlü mü? İngiltere’ye dayanmadan yapabilecek misin? kraliçenin çenesiyle başedebilecek misin? Bağımsız olacağım demek kolay da, bağımsız kalmak zor eyy İskoçya!

Haftanın Tatili; Okulların 17 Haziran Cuma günü kapanması, yaz tatilinin resmen başlaması! Çocuklar mutlu, ebeveynler telaşlı! En sık duyduğum soru; Okullar ne zaman açılıyor? Yahu durun daha kapanmadı ki açılmasına sıra geldi! Binlerce servis çıkmayacağı için trafik rahatlar belki kaldırımları yenilemeye, köprüleri onarmaya karar vermezlerse tabi!

Haftanın Saçmalığı; Oyuncu Aydemir Akbaş’ın; ‘Allah geçinden versin ama eşim Beyhan olmazsa 20’lik alırım’ demesi oldu! ‘Ben yaşlılarla dolaşmadım, hayatım boyunca da dolaşmam. Hep istiyorum yanımda genç kızlar olsun’ diyen Akbaş, acaba hiç düşündü mü ‘0 yaşındaki kız onunla neden olsun! Parası ve şöhreti için dediğinizi duyuyorum da menfaat amaçlı kendisiyle olan birini yanında dolaştırmak nasıl rahatsız etmiyor kendisini merak ediyorum. Daha da vahimi, bunu rahatlıkla kabul edebilecek 20 yaşında kızlar olduğunu tahmin ediyorum, üzülüyorum!

CANSEN ERDOĞAN