Asgari ücret desteği istihdama katkı

8 Ekim 2021

İşverenlere işgücü maliyetlerinin azaltılması yönünde önemli destek sağlayan asgari ücret desteği uygulaması, aynı zamanda istihdamın artırılması yönünde de olumlu katkılar sağlıyor. Asgari ücret desteği konusunda merak edilen soruları yanıtladım...

Asgari ücret desteği 2016 yılından bu yana uygulanıyor. İşverenler için işgücü maliyetlerinin azaltılması yönünde önemli bir destek sunan uygulama, bu açıdan istihdamın artırılması yönünde de olumlu katkılar sağlıyor. 2021 yılı için haziran ayından itibaren destek tutarları tanımlanmaya başlandı. Ancak ocak ayından itibaren uygulama yapılması söz konusu olduğu için işverenler için bir kayıp olmayacak.

Hangi işverenler yararlanır?

Asgari ücret desteği uygulamasından 4/A’lı yani eski adıyla SSK’lı işçi çalıştıran bütün işverenler yararlanabiliyor. Yalnızca 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde sayılan kamu idarelerine ait kadro ve pozisyonlarda çalışan sigortalılar için destek uygulanmıyor. Ayrıca kamu ihale kanunu uyarınca iş almış işverenler için sözleşmede fiyat farkı ödeneceği öngörülmüş hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için destek tutarları bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesiliyor. Dolayısıyla kamudan iş almış işverenler için destek miktarları işverene yansıtılıyor ancak bu tutarlar ihale bedelinden düşülüyor.

Destek uygulanan işçiler

Asgari ücret desteği uygulaması, ilgili ay bazında prime esas kazancı yani brüt ücreti belirli bir sınıra kadar olan işçiler için söz konusu. 2020 yılının aynı ayına ilişkin SGK’ya verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde prime esas günlük kazancı 147 TL ve altında bildirilen sigortalılar için destek sağlanıyor. Diğer yandan 2021 yılı içinde yeni açılan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı baz alınarak hesaplanıyor.

Toplu iş sözleşmesi varsa...

Asgari ücret desteği kapsamındaki sigortalılar belirlenirken, toplu iş sözleşmesi bulunan işyerlerinde prime esas günlük kazanç sınırı 294 TL olarak uygulanıyor. Toplu iş sözleşmesi bulunan işyerlerinde toplu iş sözleşmesi çerçevesinde ücretlerin yüksek olması ve yan haklar ile prime esas kazanç tutarının artması nedeniyle bu yönde bir düzenleme yapılmış durumda. Ayrıca linyit ve taşkömürü çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar prime esas günlük kazanç sınırı da 392 TL olarak uygulanıyor.

Yazının devamı...

E-tebligatınız elinize ulaştı mı?

4 Ekim 2021

SGK önemli bir düzenlemeye giderek, idari para cezası, icra takibine tabi sigorta primi ve işsizlik primi gibi alacakları e-tebligatla bildirecek. Bakın, nasıl işleyecek...

Yakın zamanda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından iki önemli düzenlemeye gidildi. İlk olarak, 24 Eylül 2021 tarihli ve 31608 sayılı Resmi Gazete’de Sosyal Güvenlik Kurumu’nca Elektronik Ortamda Yapılacak Tebligata İlişkin Yönetmelik yayınlandı. Yönetmelik, işverenlere 01.10.2021 tarihinden itibaren 3 ay içinde başvuru yaparak E-tebligat adresi alma zorunluluğu getiriyor.

E-tebligat ile birlikte SGK, idari para cezası, icra takibine tabi sigorta primi, işsizlik primi gibi alacaklarını bu yolla tebliğ edecek. SGK, konuya ilişkin bir genelgeyi de yakında yayınlayacak.

İkinci olarak, 30.09.2021 tarihli ve 31614 sayılı Resmi Gazete’de İstirahatli Olan Sigortalıların İşyerinde Çalışmadıklarına Dair Bildirimin İşverenlerce Sosyal Güvenlik Kurumu’na Gönderilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ yayınlandı.

İstirahatli dönem

Tebliğin yayınlanması sonrasında kafalar biraz karıştı. Ancak esas olarak Tebliğ sonrasında da 4/a kapsamındaki sigortalıların istirahatli olduğu dönemde işyerlerinde çalışıp çalışmadığına dair bildirim uygulaması devam ediyor. Tebliğdeki hüküm, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğine taşındığı için ilgili tebliğ yürürlükten kaldırıldı.

Bugünkü yazımda bu iki konunun detaylarını ele almaya çalışacağım.

Yazının devamı...

Çalışanın bilgisayarını patronu izleyebilir mi?

29 Eylül 2021

İşveren kural olarak sağladığı bilgisayarların ve internet hizmetinin nasıl kullanılacağını belirleme yetkisine sahip. Bilgisayar ve internetin özel amaçlı kullanımı yasaklandıysa işveren takip sistemi kurabilir...

Özel yaşamımızla iş yaşamımız salgın boyunca eskisine oranla çok daha fazla iç içe. Çalışanlar sunum hazırlarken alışveriş yaptı, yemek hazırlarken toplantıya katıldı... Aile ve iş yaşamı bir bütün oldu. Bunu mümkün kılan en büyük araç ise internet. Hayatımızı büyük ölçüde internete taşıdık. Bu nedenle çalışanların internet kullanımı ve buna işverenin sınır koyup koyamayacağı eskiye oranla farklı bir boyutta tartışılır oldu.

Günümüzde işverenler işin yürütümü için çalışanlara bilgisayar ve internet sağlamakta, bunlarla çalışanın işini etkin ve hızlı bir şekilde yapmasını amaçlamakta. İşverenler sağlanan bu araç ve hizmetin amacı doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını denetlemek istemekte, bunun için takip sistemleri kurmaktadır.

Özel hayat gizliliği

İşverenin iş için sağladığı araç ve hizmetlerin sadece bu amaç için kullanılmasını istemesi en doğal hakkıyken, çalışanın özel hayatının gizliliğinin korunmasını istemesi de aynı şekilde en doğal hakkı. Bilgisayarların ve internet kullanımının takibi bahsedilen iki hak arasında ince bir çizgide bulunmaktadır. Ne var ki salgınla birlikte uzaktan çalışma etkinlik kazanınca, özel hayatın korunması ve gizliliği işverenin denetleme hakkının biraz daha önüne geçti.

 Her şey iç içe geçti

Günümüzde özellikle iş sürelerinin düzensizleşmesi, tüm yaşamsal ihtiyaçların internetten karşılanmasına yol açıyor. Dolayısıyla çalışan bir yandan işini yaparken, bir yandan alışveriş yapmak, bir yandan çocuğunun eğitimi sürdürmek zorunda. Bu nedenle salgın döneminde bilgisayarın özel amaçlı kullanımı, işverenin yönetim hakkından çıktı, neredeyse bir zorunluluk oldu. Dolayısıyla bu tür yasakların ileride farklı değerlendirilmesi gerekecek.

Yazının devamı...

Çalışan anneler için kreşle ilgili her şey

27 Eylül 2021

Kadınların işgücü piyasasının uzağında kalmalarının en önemli nedenlerinin başında bakım sorumluluğu geliyor. 150 ve daha fazla kadın çalışanı bulunan işverenlerin kreş hizmeti sağlaması gerekiyor

İşgücü piyasasında kadın istihdam oranı ne yazık ki halen istenilen seviyede değil. Kadınların işgücü piyasasında olmaması, ekonominin yeterince gelişememesi sonucunu da doğuruyor. Kadınların işgücü piyasasının uzağında kalmalarının en önemli nedeni ise bakım sorumluluğu. Çocuk ve yaşlı bakım sorumluluğu kadınları iş aramaktan ve çalışmaktan alıkoyuyor.

Kadınların işgücü piyasasında yer alabilmeleri için temelde iki tip politikaya ihtiyaç var. İlki toplumsal boyutta rol ve görev dağılımlarının paylaşılması. Bu çerçevede kadınlarla birlikte erkeklerin de ev hayatında sorumluluk almalarının sağlanması gerekiyor. Bu konu uzun vadede ve eğitim politikasının bileşenleri ile ele alınması gereken önemli bir husus. Rol ve görev dağılımları erkek ve kadın arasında paylaşıldıkça kadınların işgücü piyasasına girme ihtimali artıyor.

Kurumsal bakım...

Diğer yandan işgücü piyasasında kadınların daha fazla yer almasının sağlanması için bakım sorumluluğunun kurumsal olarak üstlenilmesi de çok önemli. Anaokulu, kreş ve gündüz bakım evlerinin sayısının artırılması, bu hizmetlerin ücretsiz olarak ya da cüzi rakamlarla hizmet verir hale getirilmesi gerekiyor. Bu kapsamda mahalle kreşleri, belediye kreşleri gibi uygulamaların kapsamının genişlemesi şart. Kurumsal bakımın ne kadar geniş kitleye ne kadar hızlı şekilde ulaşması sağlanırsa o kadar çok sayıda kadının işgücü piyasasına dahil olması mümkün olacaktır.

İşveren açmakla yükümlü

Yazının devamı...

Her yıl iş kazasında 2 milyon can kaybı

22 Eylül 2021

Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından hazırlanan Küresel İzleme Raporu’na göre, işe bağlı hastalıklar ve işyerlerindeki yaralanmalar nedeniyle her yıl yaklaşık 2 milyon kişi hayatını kaybediyor. Can kaybı sebebinde, solunum ve kalp rahatsızlıkları ilk sırada yer alıyor

Çalışma hayatı, çalışanlar açısından çok sayıda risk barındırıyor. Özellikle bazı sektörlerde çalışanlar çok daha fazla riske maruz kalabiliyor. Söz konusu riskler önlenemediğinde iş kazaları yaşanabiliyor ve ne yazık ki kötü sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından hazırlanan “DSÖ/ILO İşle İlgili Hastalık ve Yaralanma Yüküne İlişkin Ortak Tahminler, 2000 - 2016: Küresel İzleme Raporu” başlıklı yeni çalışmaya göre, 2016 yılında işe bağlı hastalıklar ve yaralanmalar nedeniyle, 1.9 milyon insan yaşamını kaybetmiş.

Küresel İzleme Raporu’nda yer alan istatistiklere göre, işe bağlı ölümlerin büyük bölümü ise solunum ve kardiyovasküler hastalıklardan kaynaklanıyor.

En önemli risk faktörü uzun çalışma saatleri 

DSÖ ve ILO çalışmasının; uzun çalışma saatleri ve işyerinde hava kirliliği, astıma neden olan kanserojen maddeler, ergonomik risk faktörleri ve gürültüye maruz kalma gibi 19 mesleki risk faktörünü ele aldığı görülüyor.

Yazının devamı...

Sözleşmenizin süresi belirli mi, değil mi?

20 Eylül 2021

Fuarlar, dönemsel tarım işleri, turizm sezonuna bağlı işler ‘belirli süreli’ sözleşmeye uygun. Ancak bu tür sözleşmeler sıkı şartlara bağlı. Bu şartlar olmadan yapılan belirli süreli sözleşmeler ise ‘belirsiz süreli’ sayılıyor

Belirli süreli sözleşmeler sözleşme süresinin bitmesiyle kendiliğinden sona eren, işçilere işe iade davası açma, istisnalar dışında kıdem tazminatı alma hakkı tanımayan sözleşmelerdir.

Bu nedenle İş Kanunu bu tür sözleşmelerin yapılmasını sıkı şartlara bağlamış, bu şartlar bulunmadan yapılan belirli süreli sözleşmeleri başından itibaren belirsiz süreli saymıştır. İşverenlerin şartlar bulunmadığı halde belirli süreli yapılan sözleşmelerin olası bir davada aslında belirsiz süreli olduklarını iddia etmesi işçi aleyhine sonuçlar doğurabilmekte, bu nedenle durum yargı kararlarına konu olmaktadır.

İş Kanunu’na göre, belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak belirli süreli sözleşme yapılabiliyor.

İşin niteliği önemli

İşin niteliği belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için önem taşıyor. Sözleşme konusu işin bahsedilen objektif koşulları taşımaması halinde sözleşmeye belirli süreli denilse de, sözleşme baştan itibaren belirsiz süreli kabul ediliyor.

Borçlar Kanunu’na tabi çalışanlar için ilk defa yapılacak belirli süreli sözleşmelerde objektif neden zorunluluğu öngörülmemiş, bir nedene bağlı olmaksızın belirli süreli sözleşme hakkı getirilmiştir.

Doğum izni ve askerlik

Yazının devamı...

Emeklilikte doğru bilinen yanlışlar

15 Eylül 2021

Çalışanların en çok merak ettiği konulardan biri de emekli aylığının ne kadar olacağıdır. Bu konuda da bilgi eksikliği bir hayli yaygın. Pek çok kişi son birkaç yıldaki maaşın emeklilikte etkili olduğunu sanır. Oysa ki prim ödenen bütün aylıkların emekli aylığına etkisi vardır

Emeklilik sosyal güvenlik uzmanlarına en çok sorulan konudur. Çalışanların en çok merak ettiği konu emeklilik tarihi ve bağlanacak aylığın miktarıdır. Bu iki husus çerçevesinde pek çok nokta çalışanların akıllarına takılır. Akıllara takılan bu konular ile ilgili aslında doğru bilinen pek çok yanlış var. Örneğin pek çok kişi emekli aylığının hesabında son birkaç yılın çok önemli olduğunu düşünüyor. Halbuki prim ödenen bütün günlerin aylığa etkisi var.

Nasıl hesaplanır?

Bir kişinin ne zaman emekli olacağının belirlenmesi için, ilk kez sigortalı olduğu yani çalışmaya başladığı tarihi bilmemiz gerekir. Bu tarih kişinin emeklilik için gerekli şartlarının belirlenmesi açısından çok önemlidir. Diğer yandan pek çok kez emeklilik tarihini öğrenmek isteyen okurlarımız bana veya sosyal güvenlik uzmanlarına bu tarihi yalnızca yıl olarak belirtiyor. Halbuki sosyal güvenlik sisteminde bir günün bile önemi var. Bazen bir gün erken işe giriş, emeklilikte bir yıl avantaj sağlıyor.

 

Örneğin 24 Kasım 1992’de ilk kez sigortalı olmuş bir erkek, 54 yaşında, 23 Kasım 1992’de ilk kez sigortalı olmuş bir erkek 53 yaşında emekli olmaya hak kazanıyor. Dolayısıyla emeklilik tarihini öğrenmek isteyen bir kişinin öncelikle gün, ay ve yıl olarak ilk kez sigortalı olduğu tarihi öğrenmesi ve soru sorarken bu tarihleri belirtmesi çok önemli. İlk kez işe girilen tarihin yıl olarak bilinmesi emeklilik tarihinin hesaplanmasına yetmez.

Kurum değişikliği

İlk kez sigortalı olunan tarihi gün, ay ve yıl olarak bilen bir kişi için emeklilik tarihi, çalıştığı statüye göre belirleniyor. SSK’lılar için ilk kez sigortalı olunan tarih üzerinden emeklilik koşulları belirleniyor. Aşağıda yer alan tabloya göre SSK’lılar emeklilik koşullarını belirleyebilirler. Belirlenen bu koşullar, bu kişilerin SSK’lı olarak çalışmaya devam etmeleri halinde geçerlidir.

Yazının devamı...

Sosyal koruma yol ayrımında

13 Eylül 2021

Dünyada 4 milyardan fazla insanın bir sosyal koruması yok. Herkese en azından minimum sosyal koruma için gereken ek harcamaya ilişkin finansman açığı salgınla birlikte yüzde 30 arttı

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), en önemli çalışmalarından birini geçtiğimiz günlerde yayınladı. Sosyal korumanın küresel durumunu ortaya koyan ‘Dünyada Sosyal Koruma Raporu 2020-22: Sosyal Koruma Yol Ayrımında’ başlıklı ILO raporunda, sosyal korumanın Kovid - 19 salgını döneminde dünya çapında eşi benzeri görülmemiş bir biçimde yayılmış olmasına karşılık, hala 4 milyardan fazla insanın herhangi bir koruması olmadığının altı çiziliyor.

Rapora göre, küresel salgınla mücadele dengesiz bir seyir izledi. Bu bakımdan, yüksek ve düşük gelirli ülkeler arasındaki açığın daha da derinleştiğini söylemek mümkün. Oysa, sosyal koruma tüm insanların hak ettiği evrensel bir hak.

Ne anlama geliyor?

Temel bir insan hakkı olan sosyal koruma, yaşam boyunca karşılaşılan kırılganlıklar, yoksunluklar ve yoksullukla mücadele etmek amacıyla geliştirilen politika ve programları kapsıyor. Sosyal koruma çocuklar, aileler, yaşlılar ve engelliler gibi kırılgan toplumsal grupları şemsiyesi altına alıyor. Bununla birlikte, hamilelik, işsizlik, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve genel sağlık koruması şeklinde kapsamlı bir çerçeve de içeriyor.

Sosyal koruma, sürdürülebilir kalkınmanın ve sosyal adaletin sağlanmasında, sosyal güvenliğin temel bir insan hakkı olduğu anlayışının yerleşmesinde anahtar bir rol oynuyor. 

Daha iyi bir gelecek

Daha iyi bir gelecek arayışıyla hazırlanan rapor, sosyal koruma tabanları dahil olmak üzere dünyadaki sosyal koruma sistemlerinde en son gelişmelerin özetini içeriyor. Ayrıca, kapsadığı dönem itibarıyla Kovid-19 küresel salgınının etkilerini de ortaya koyuyor.

Yazının devamı...