İş kazası yaşayan hangi hakka sahip?

3 Aralık 2021

İş kazası yaşanması durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sigortalılara ve geride kalanlara sağlanan bazı yardımlar var. İşte ayrıntıları...

İşçiler ile üretim araçlarını bir araya getiren işyeri ortamı, işçiler açısından çok sayıda riski de barındırıyor. Bazı sektörler çok daha riskli ya da tehlikeli olarak tanımlanıyor. Ağır ve tehlikeli çalışma koşullarının söz konusu olduğu söz konusu sektörlerde var olan riskler önlenemediğinde ise iş kazaları yaşanabiliyor ve ne yazık ki ölüm ya da yaralanmalar ortaya çıkabiliyor.

İş kazası yaşanması durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından sigortalılara ve geride kalanlara sağlanan bazı yardımlar bulunuyor. Ancak bu yardımların sağlanması için meydana gelen olayın öncelikle SGK tarafından iş kazası olarak tanımlanması gerekiyor.

İş kazası nedir?

SGK, iş kazasını sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda veya işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlıyor.

Örneğin; şantiyede çalışan bir işçinin kafasına inşaat malzemelerinden birinin düşmesi ve işçinin bu olaya bağlı olarak sonradan geçirdiği beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetmesi de ölümlü iş kazası olarak değerlendiriliyor.

Hangi yardımlar sağlanır?

Yazının devamı...

Asgari ücrette denge çok önemli

29 Kasım 2021

Asgari ücreti belirlemek için çalışmalar bu yıl erken başladı. Hem istihdam düzeyini düşürmeyen, hem de çalışanların refahını koruyan bir denge şart.

Asgari ücret, çalışma hayatının en önemli konularından bir tanesi. Bu yıl asgari ücretin miktarı ve belirlenmesine ilişkin gündem normalden erken başladı.

Her yıl aralık ayı içinde çalışmalarına başlayan Asgari Ücret Tespit Komisyonu bu yıl hızlı şekilde sonuç almak adına öncül istişarelere kasımda başladı. Önce Türk-İş, Hak-İş ve DİSK bir görüşme yaptı, sonrasında ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’den asgari ücretin belirlenmesinde aralık sonunu beklememe ve taraflarla görüşmelerin hızlıca yürütülerek aralık ayının ilk iki haftasında asgari ücretin belirlenebileceği yönünde açıklama geldi.

Dolayısıyla bu yıl asgari ücret etkin sosyal diyalog mekanizmaları ile hızlı bir şekilde belirlenecek gibi görünüyor. Asgari ücrette dengenin korunması ve çalışanların satın alma güçlerinin korunması ise temel hedef.

Neyi belirliyor?

Asgari ücret, çalışma hayatında işverenin işçiye ödeyebileceği en düşük ücreti ifade ediyor. Dolayısıyla işgücü piyasasına ilk kez girecek kişiler için asgari ücret çok önemli. Diğer yandan asgari ücret yalnızca asgari ücret üzerinden gelir elde edenleri etkilemiyor. İşgücü piyasasında asgari ücret diğer çalışanlar için de çok önemli bir belirleyici. İlk kez çalışmaya başlayacak bir kişiye ödenecek ücret belirlendiğinden bu bir baz etkisi yaratıyor ve üç-beş yıldır aynı işyerinde çalışmakta olan kişiler de bu seviye üzerinden kendileri için ücret belirlemesi yapıyorlar ve yıl başı zam beklentisi bu yönde oluşuyor. Bu nedenle asgari ücret, herkesin gözünün üzerinde olduğu bir unsur.

Satın alma gücü korunmalı

Yazının devamı...

Her hastalık işten çıkarma sebebi değil

26 Kasım 2021

Her bulaşıcı hastalık, işverene işçinin sözleşmesini feshetme hakkı vermez. Hastalığın, tedavi edilemeyecek nitelikte olması gerekir. Örneğin verem bulaşıcı hastalık olmasına rağmen, tedavi edilebildiği için işveren sözleşmeyi feshedemez.

Hayatımız boyunca sağlığımızı bozan birçok durumla karşılaşırız. Kimi sağlık problemleri kısa süreli iken kimisi uzun sürelidir. İş ilişkisi işçinin sağlık problemlerinden etkilenebilir. İşçi işverenin fesih riski ile karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle işverenin işçinin sağlık problemlerine bağlı fesih hakkı sınırlandırılmıştır. Bazı durumlarda asgari süreler getirilirken, bazı durumlarda işi doğrudan etkilemesi aranmıştır. Her koşulda iş sözleşmesi ayakta tutulmaya çalışılmıştır.

İş Kanunu’na göre işçinin sağlığının bozulması eğer işçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşantısından yahut içkiye düşkünlüğünden ise bu durumda işveren iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Böyle bir fesih için, kişinin anılan nedenlere dayalı olarak devamsızlığının ardı ardına 3 iş günü veya 1 ayda 5 işgününden fazla sürmesi gerekir. Örneğin sağlık raporunda kişinin aşırı alkol almasından dolayı alkol komasına girdiği yazıyorsa bu durum doğabilir. Sadece alkol kullanma değil, uyuşturucu kullanımı sonucunda hastalanma halinde de derhal fesih uygulanabilecektir.

Hastalığın tedavisi yoksa

İşveren, işçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğunu ve işyerinde çalışmasının sakıncalı olduğunu sağlık kurulu raporu ile saptarsa, işçinin iş sözleşmesini feshedebilir. İşçinin tedavi edilemeyecek hastalığa yakalanması tek başına, iş sözleşmesinin feshi için yeterli değildir. Hastalığın kişinin işyerinde çalışması açısından sakıncalı olması ve bu durumun sağlık kurulu raporuyla ispatlanması gerekmektedir. Örneğin HIV taşıyıcısı bir kişinin iş sözleşmesi sırf bu nedenle feshedilemez. Anayasa Mahkemesi bir kararda, HIV taşıyıcısı olan kişinin işyerinde yapabileceği başka bir iş olup olmadığının araştırılması gerektiğini, sırf bu duruma bağlı olarak doğrudan fesih uygulamanın kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır.

Başka kişilere geçme olasılığı bulunan hastalıklar bulaşıcı hastalıklardır. Her bulaşıcı hastalık, işverene işçinin sözleşmesini feshetme hakkı vermemektedir. Bulaşıcı hastalığın, tedavi edilemeyecek nitelikte olması, işin niteliği ile bağdaşmaması ve bu durumun sağlık raporu ile ispatlanması gerekmektedir. Örneğin verem bulaşıcı olmasına rağmen, tedavi edilebildiği için işveren iş sözleşmesini feshedemeyecektir.

Uzun süreli rapor

Yazının devamı...

Salgının istihdama etkisi bekleneni aştı

22 Kasım 2021

ILO’nun yeni tahminlerine göre, salgının çalışma sürelerinde yol açtığı kayıp, daha önce tahmin edilenden oldukça yüksek olacak. Bu 125 milyon tam zamanlı eşdeğer iş kaybı demek...

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayınlanan “Kovid-19 Salgını ve Çalışma Hayatı” başlıklı gözlem raporunun yeni baskısı, küresel toparlanmanın durakladığını, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında büyük eşitsizlikler olduğunu gösteriyor. ILO raporuna göre, salgın sonrasında gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkelerin yaşadıkları toparlanmanın iki ayrı hızda olması bir bütün olarak küresel ekonomiyi tehdit ediyor. Bununla birlikte, salgının çalışma sürelerinde yol açtığı kayıp, ne yazık ki daha önce tahmin edilenden oldukça yüksek olacak.

ILO’nun yeni tahminlerine göre, 2021’de dünyada toplam çalışma saatinde, küresel salgın öncesini temsil eden 2019’un 4. çeyrek dönemi ile karşılaştırıldığında yüzde 4.3 kayıp yaşanacak. Bu da 125 milyon tam zamanlı eşdeğer iş kaybı anlamına geliyor.

‘Büyük Uçurum’ devam edebilir

ILO verilerine göre, 2019’un 4. çeyrek dönemi ile kıyaslandığında 2021’in 3. çeyrek döneminde yüksek gelirli ülkelerde çalışma sürelerinde yüzde 3.6’lık bir kayıp yaşandı. Diğer taraftan, söz konusu düşüş düşük gelirli ülkeler ile düşük-orta gelirli ülkelerde ise sırasıyla yüzde 5.7 ve yüzde 7.3 düzeyinde gerçekleşti.

 ILO’ya göre, somut mali ve teknik destek olmazsa, istihdamın toparlanması bakımından gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki “büyük uçurum” devam edecek.

Aşıda küresel bir dayanışma olsa...

Yazının devamı...

GSS’de prim borcu için son 12 gün

19 Kasım 2021

Genel sağlık sigortası prim borçları için ay sonuna kadar süre var. Bu sürede gelir testine girmesi gerektiği halde girmeyenler borçlarını sildirebilir, gelir testi yaptırıp prim ödeyemeyenler için de yapılandırma fırsatı devam ediyor.

Prim borcu yapılandırması için 7326 sayılı Kanunun tanıdığı süre sona erdi. Ancak genel sağlık sigortası prim borçları için ay sonuna kadar süre var. Bu süre içerisinde gelir testine girmesi gerektiği halde girmeyenler borçlarını sildirebilir, gelir testi yaptırıp prim ödeyemeyenler için de yapılandırma fırsatı halen devam ediyor.

Takip E-Devlet üzerinden

Genel sağlık sigortası (GSS) prim borcu bulunanların borçları SGK tarafından otomatik olarak yapılandırıldı. Bu kişiler E - Devlet üzerinden borçlarının ödeme günlerini takip edebilirler. Daha önce hiç gelir testine girmeyen ve bu nedenle adına borç biriken kişiler, 30 Kasım 2021’e kadar gelir testine başvurur ve hane içi gelirlerinin asgari ücretin brüt tutarının üçte birinden az olduğunu tespit ettirirlerse prim borçları silinecek ve primleri devlet tarafından ödenecek. Dolayısıyla bu kişiler sağlık hizmetlerinden ücretsiz yararlanır hale gelecekler. Bu nedenle borç sildirmek için bu tarihin kaçırılmaması çok önemli.

Çalışan da emekli de...

Sigortalı çalışanlarla SGK’dan aylık veya gelir alanlar, yani emekliler ve dul yetim aylığı alanlar ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler genel sağlık sigortasından yararlanabiliyorlar. Emekliler ve dul yetim aylığı alanlar prim ödemeksizin, çalışanlar ise brüt maaştan kesilen ve işveren tarafından ödenen primler sayesinde sağlık hizmeti alabiliyorlar.

Bakmakla yükümlü olunan

Yazının devamı...

İşte hafta tatili hakkında her şey

15 Kasım 2021

Çalışanlar, dinlenmek, ailesine vakit ayırmak, yaşamını sürdürebilmek için gerekli işleri yapmak için hafta tatili kullanmak zorundadır. Dinlenme hakkı Anayasamızda düzenlenmiş bir hak olarak, özel koruyucu düzenlemelere kavuşturulmuştur. Değişen çalışma ilişkileri ile hafta tatilinin günü değişse de kullanılması ve işveren tarafından da kullandırılması zorunludur. Tarafların iradelerinden bağımsızdır.

Hafta tatilinin devamlı şekilde aynı günde kullandırılması zorunlu olmadığı gibi pazar günü kullandırılması da kural olarak zorunlu değildir. İşveren işin gereğine göre hafta tatilinin günü değiştirme hakkına sahiptir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, iki hafta tatili arasında en fazla altı gün olmasıdır. Dolayısıyla, değişiklik yapılırken hafta tatilinin öne çekilerek değiştirilmesi gerekmektedir.

İşçi onayı geçersiz

İşçilerin hafta tatilinde çalışmayı kabul ettiklerine dair onaylar gerek iş sözleşmeleri ile gerekse diğer iç hukuk kaynakları ile zaman zaman işverenlerce alınmaktadır. Fakat dinlenme hakkı işçinin onayıyla dahi vazgeçemeyeceği bir hak olup, işverenin bu yönde aldığı onaylar geçerlilik taşımamaktadır. Dolayısıyla, işçinin onay vermiş olması hafta tatilinin kullandırılmaması için bir gerekçe olmayacaktır.

Bu kadar katı bir hak olmasına rağmen birçok işçinin hafta tatilinde çalıştığı bilinen bir gerçek. Yargıtay da bu gerçekten hareketle hafta tatilinde çalıştırmanın yasak olduğunu belirttikten sonra işçinin çalışmasının karşılıksız kalmaması gerektiğini vurguluyor. Hafta tatilinde çalışan işçinin fazla çalışma ücretine hak kazanacağını belirtiyor.

Ücret nasıl hesaplanır?

İşçinin gerek çalışmaksızın hak kazanacağı, gerekse çalışması nedeniyle fazla çalışma ücreti olarak hak kazanacağı hafta tatili ücretleri çalışılan dönem ücreti üzerinden hesaplanır. Dava yoluyla geriye dönük taleplerde son ücrete göre hesaplama yapılmaz. Yargıtay’a göre; hafta tatili ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmayıp, istek konusu dönem içinde işçi ücretlerinin miktarı da belirlenmeli. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak bilinmeyen ücretin buna göre tespiti de kabul görmektedir.

7.5 saatlik ücret kadar

Yazının devamı...

İşbaşı eğitiminde yeni bir dönem

8 Kasım 2021

Geçen hafta İşbaşı Eğitim Programı’nda yeni bir döneme girildi ve yeni istihdam taahhüdü kapsamında başvurular alınmaya ve programlar açılmaya başlandı...

İŞKUR’un son yıllarda uyguladığı çok önemli bir program var. İşbaşı Eğitim Programı işsizliğin önlenmesinde çok önemli bir rol üstleniyor. Özellikle çalışma yaşına gelmiş gençlerimizin iş yaşamına girmede ilk adımı atmaları bu programla mümkün olabiliyor.

Programa dahil edilen gençler istihdam edilme fırsatını yakaladıkları gibi aynı zamanda işe girerken hep sorulan “deneyiminiz var mı?” sorusunu da bu program sayesinde olumlu olarak cevaplıyorlar. İşbaşı Eğitim Programı son haftalarda İŞKUR’un bu konuda yeni bir düzenleme yapılacak olması nedeniyle durdurulmuştu. Geçtiğimiz hafta içerisinde İşbaşı Eğitim Programı’nda yeni bir döneme girildi ve yeni istihdam taahhüdü kapsamında başvurular alınmaya programlar açılmaya başlandı.

Özellikleri neler?

İşbaşı Eğitim Programı hem iş arayanlar hem de işverenler açısından kazan-kazan formülünün devreye sokulduğu bir sistem. Bu programları İŞKUR organize ediyor. İşyerleri program açmak için İŞKUR’dan talepte bulunuyor.

Talepleri uygun görülürse, işyerlerine mevcut istihdamlarının yüzde 10’una kadar işbaşı eğitim programı katılımcısı alma hakkı tanınıyor. İşyerleri bu kapsamda en az 3 ay süreyle tanınan kontenjan dahilinde İŞKUR katılımcılarını eğitim içerikli olarak çalıştırıyor. Bu sürenin tamamlanmasından sonra, işyerlerinin bu kişilerin en az yüzde 50’sini olmak üzere, yine en az program süresi kadar istihdam etmeleri gerekiyor. Bu sayede katılımcılar hem işgücü piyasasına girerek deneyim kazanıyor hem de işyerleri ileride istihdam edecekleri işgücünü yerinde görerek tanıma fırsatını yakalamış oluyor.

Programların süresi

Bu programlara giren işgücü hem bu sürede İŞKUR’dan mali destek alıyor hem de kısa vadeli sigorta kolları ve Genel Sağlık Sigortası primlerini devlet ödüyor. İşverenler de istihdam edecekleri kişileri daha bilinçli seçerek avantaj yakaladıkları gibi, bu eğitim dönemindeki maliyetlere de katlanmak zorunda kalmıyor.

Yazının devamı...