‘Asgari ücretli’ için destek devam etmeli

23 Aralık 2020

Bugünlerde çalışma hayatımızın gündeminde asgari ücretin 2021’de ne kadar olacağı konusu var. Asgari ücret, çalışanlara temel düzeyde ihtiyaçlarını karşılayacak bir gelir seviyesinin garanti edilmesine dayanan vazgeçilmez bir sosyal politika aracıdır. Asgari ücret, sadece asgari ücretli çalışanları değil, aynı zamanda ücretleri genel olarak etkilediğinden ve çok sayıda parametrede esas alındığından tüm çalışanları ilgilendiren bir konu. Dahası, asgari ücret, Kovid-19 küresel salgını ile birlikte küresel işgücü piyasasında da en fazla gündem olan konular arasında. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, 2020’nin ilk yarısında etkisini şiddetle gösteren Kovid-19 salgını nedeniyle pek çok ülkede aylık ücretler gerilemiş durumda. Diğer taraftan, Türkiye’nin de aralarında olduğu, istihdamı korumak için çeşitli önlemlerin alındığı ülkelerde ise, Kovid-19 krizinin etkileri büyük çaplı iş kayıplarından ziyade ücretlerde düşüş olarak hissedilmiş.

Dünyada durum nedir?

ILO verilerine göre, her ne kadar ülkeler arasında farklılık gösterse de ILO’ya üye 187 ülkenin yüzde 90’ında bir şekilde asgari ücret uygulaması var. Bu anlamda, yasal asgari ücrete sahip ülkelerin yaklaşık yarısında tek bir asgari ücret oranı uygulanırken, diğer yarısında sektöre, mesleğe, coğrafi bölgeye veya çalışanın yaşına göre belirlenen çoklu asgari ücret seviyeleri söz konusu. Asgari ücretler, genellikle sosyal ortaklarla görüşüldükten sonra ya da doğrudan ulusal düzeyde sektörler arası anlaşma yoluyla yasayla uygulanıyor. Diğer taraftan, Kovid-19 küresel salgınından önce bile dünyada 266 milyon insan, yani küresel düzeyde ücretli çalışanların yüzde 15’i, saatlik asgari ücretin altında gelir elde etmekte.

Avrupa’da asgari ücretler

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre İngiltere ile Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin 21’inde asgari ücret uygulaması söz konusu. Ayrıca, ülkemiz gibi aday ülke konumundaki Karadağ, Kuzey Makedonya, Arnavutluk ve Sırbistan’da da asgari ücret uygulaması var. Diğer taraftan, Danimarka, İtalya, Kıbrıs, Avusturya, Finlandiya ve İsveç’te asgari ücret uygulanmıyor. Temmuz 2020 dönemi itibarıyla Avrupa Birliği genelindeki asgari ücret düzeyinin 312 Euro (Bulgaristan) ile 2.142 Euro (Lüksemburg) arasında değiştiği görülüyor.

Euro cinsinden aylık brüt asgari ücret düzeyleri itibarıyla AB ülkeleri 3 farklı gruba ayrılabilir. Buna göre, Eurostat verilerine göre Temmuz 2020 dönemi itibarıyla aylık bazda;

Asgari ücretlerin 500 Euro’dan düşük olduğu ülkeler Bulgaristan, Romanya, Letonya, Macaristan Bu gruptaki en düşük asgari ücret 312 Euro ile Bulgaristan’da; en yüksek asgari ücret ise 461 Euro ile Romanya’da uygulanıyor.

Asgari ücretlerin 500 Euro’dan yüksek ancak 1.000 olduğu ülkeler Hırvatistan, Çekya, Slovakya, Polonya, Estonya, Litvanya, Portekiz, Yunanistan, Malta ve Slovenya Bu gruptaki en düşük asgari ücret 537 Euro ile Hırvatistan’da; en yüksek asgari ücret ise 941 Euro ile Slovenya’da uygulanıyor.

Yazının devamı...

Sağlık borçları sildirilebilir

17 Aralık 2020

İlgili kanunun hayata geçmesiyle 2 milyon 787 bin kişi vergi ve prim borçlarının yapılandırılması için başvurdu. 20 milyar TL’nin üzerinde borç yapılandırıldı. Sağlık sigortası prim borçları da bu kapsamdaydı. Uygulamada borçların silinmesi bile mümkün.

1 Ocak 2012 tarihinde ülkemizde Genel Sağlık Sigortası (GSS) hayata geçti. Bu tarihten itibaren Türkiye’de ikamet eden bütün vatandaşlarımız genel sağlık sigortasının kapsamı içerisinde yer alıyor. Kapsamdaki kişilerden sigortalı çalışanlar ve sigortalı bir çalışanın bakmakla yükümlü olduğu kişi statüsündekiler GSS’den yararlanabiliyorlar. Hiçbir sosyal güvencesi olmayanlar ise gelir testi yaptırmalı.

Test yaptırılmazsa

Gelir testi yaptırmayan kişilerin adına her ay sağlık sigortası prim borcu birikiyor. Yeni durumda, bu kapsamdakiler, 31 Mart 2021’e kadar gelir testi yaptırabilecekler. Yapılan test sonucunda yaşadıkları hane içerisindeki kişi başına düşen gelir asgari ücretin üçte birinden düşük çıkarsa bu durumda bu kişilerin geriye dönük bütün prim borçları silinecek. Böylece bu kişiler geç de olsa gelir testi yaptırarak borçlarından kurtulacaklar.

Borcun faizi silinecek

GSS prim borcu olan kişilerden borçlarını ödeyememiş olanlar ise yapılandırma kapsamında borçlarının gecikme zammı ve cezalarını sildirebilecek.

Borcun ana para tutarı Yİ – ÜFE ile güncellenecek ve sonrasında belirlenen taksit sayısına göre vadelendirilerek ödenebilecek. Bu kişiler taksitlendirme sonrası sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam edecekler. Bu nedenle bu süreçte başvuru yapılması çok önemli.

Başvurular e–devletten

Yazının devamı...

ALT İŞVERENE DENETİM ŞART

7 Aralık 2020

Asıl işverenler alt işverenlerin işçileri için takip sistemi kurarak haklarının yerine getirildiğini denetlemek zorunda. Detayları inceleyelim...

Üretimin çeşitlenmesi sonucu doğan bir uygulama olarak alt işverenlik halen etkin bir şekilde uygulanmaktadır. Üretim çıktıları daha karmaşık bir yapıya ulaştıkça nihai ürünü tek bir kişinin yapması zorlaşmış, uzmanlığına göre başka işverenlerin de devreye girme zorunluluğu doğmuştur.

Buna nihai üretimin yapılması için zorunlu olmasa da üretimi destekleyen yan faaliyetler eklenince alt işverenlik uygulamaları giderek yaygınlaşmıştır. Ne var ki amacı işverenin uzmanlık alanının dışında kalan işlerin yapılmasını sağlamak olan alt işverenlik birçok işveren için sadece maliyetleri düşürme amacıyla kurulmaya başlanmış, işçilerin bireysel ve toplu iş hukukundan kaynaklanan haklarının önünde bir engel oluşturmaya başlamıştır.

Kimin işçisi?

Kötüye kullanımın önüne geçilebilmesi için İş Kanunu alt işverenlik ilişkisinin kurulmasını belirli şartlara bağlamıştır. Alt işverene verilen iş, asıl işin bir parçası ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır ya da verilen iş mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl iş üretimin zorunlu unsurdur. Asıl işverenin faaliyet alanına göre belirlenir. Yardımcı iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin olmakla beraber, doğrudan üretim organizasyonu içerisinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan, ancak asıl iş devam ettikçe devam eden ve asıl işe bağımlı olan iştir. Bunun dışında kurulan alt işverenlik ilişkileri muvazaalı olarak değerlendirilmektedir. Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir.

Muvazaalı alt işverenlik ilişkileri, asıl işverenin alt işveren işçileri üzerinde yönetim hakkını doğrudan kullanması, asıl işverenin işçi sayısını düşürerek yasal sayılara ulaşmamak için alt işverene iş vermesi, işçilerin değişen alt işverenler yanında kesintisiz olarak çalışmaya devam etmeleri, asıl işin teknolojik uzmanlık gerektirmediği halde alt işverene verilmesi, asıl işin yardımcı iş şeklinde gösterilerek alt işverene verilmesi olarak sayılabilir.

YARGITAY NE DİYOR?

Yazının devamı...

Kurumsal yapı daha çok önem kazandı

3 Aralık 2020

Koronavirüs salgını döneminde, işletmelerde kullanılan teknoloji ve sermaye kalitesinin yanında kurumsal yapının kalitesi ile kalifikasyonu önem kazanıyor. Kurum yapısı ve insan kaynağı, olağan dışı dönemlerde olumsuz koşulların atlatılmasında daha etkili oluyorİşletmelerimizin, sivil toplum örgütlerimizin giderek daha kurumsal yapılar haline gelmesi profesyonel yönetim anlayışını ortaya çıkarıyor. Bu yönetim modeli rekabetin sağlanmasında en temel olarak kaliteyi görüyor.

Kullanılan teknolojinin, sermaye kalitesinin yanında kurumsal yapının kalitesi ve özellikle de insan gücünün kalitesi ve kalifikasyonu önem kazanıyor. Özellikle olağan dışı dönemlerde kurum yapısı ve insanın değeri olumsuz koşulların atlatılmasında daha etkili oluyor.

Sadece ülkemizin değil tüm dünyanın içinde bulunduğu bu talihsiz pandemi döneminde işte bu kalite anlayışına sahip olan kurumlar olumsuz koşullardan daha az etkileniyor. Hatta topluma daha faydalı işler yapmada da öncü oluyorlar.

Kalite ön planda

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bu genel kalite anlayışı içerisinde, geçmişten gelen kalite vurgusu ve eylemleriyle ön plana çıkıyor. Tam 20 yıl önce üye odaklı ‘oda/borsa akreditasyon modeli’ geliştirme fikrini ortaya atan TOBB yönetimi içinde bulunduğumuz bu günlerde kaliteye verdiği önemin sonuçlarını almaya başladı.

Başlangıçta TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun idealizmi ve cesaretiyle, EUROCHAMBRES ve İngiltere Odalar Birliği ile yapılan anlaşma ve eylem planlarıyla, kalitede sağlanan başarı ülkemizdeki tüm oda ve borsalarda etkilerini gösteriyor.

Akreditasyon sistemi

2005’ten itibaren TOBB tarafından yürütülen akreditasyon sistemi; oda/borsaların yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası platformlarda markalaşmasında öncü rol üstlendiği gibi, firmalarımızın da aynı şekilde kaliteyi ön plana çıkararak rekabette başarılı olmalarını sağlıyor.

Yazının devamı...

İŞTE STAJDA YOL HARİTASI

30 Kasım 2020

Kovid-19 salgınından en çok etkilenen alanlardan biri eğitim. Stajların da ciddi anlamda etkilendiğini söylemek mümkün. 30 Kasım’dan itibaren stajlar başlıyor. Detayları inceleyelim...

Kovid-19 salgını hayatımızı pek çok yönden olumsuz etkiliyor. Kış aylarına girdiğimiz süreçte virüse yakalananların sayısındaki artış ve hastalığın bulaşması açısından işyerlerinin taşıdığı risk, gün geçtikçe daha sıkı önlemlerin alınmasına yol açıyor. Salgından en fazla etkilenen alanlardan biri de eğitim. Bu bakımdan, mesleki eğitim faaliyetlerinin önemli bir unsuru olan stajların ciddi anlamda etkilendiğini söylemek mümkün.

Resmi ve özel örgün eğitim faaliyetlerine 20 Kasım 2020 ile 4 Ocak 2021 tarihleri arasında uzaktan eğitim yoluyla devam edileceğinin açıklanmasının ardından işletmelerde beceri eğitim kapsamında gerçekleştirilen stajlar konusunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiği sorusu akıllara geldi.

Üstelik bu konu, sadece Millî Eğitim Bakanlığını değil, aynı zamanda staj sözleşmelerini yapmış ve/ veya yapacak olan öğrenciler ve aileleri ile stajyer çalıştırma zorunluluğu olan işletmeleri de ilgilendiriyor.

30 Kasım’da başlıyor

Millî Eğitim Bakanlığı, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından geçtiğimiz hafta yapılan açıklamaya göre, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında eğitim gören, işletmelerde mesleki eğitim/ staj sözleşmesi bulunan ve işletmelerde beceri eğitimine giden mesleki eğitim merkezine kayıtlı çırak öğrenciler ile 12.sınıf öğrencilerinin işletmelerde mesleki eğitim veya staj uygulamalarına 30.11.2020 tarihinden itibaren devam edilebilecek.

Ancak staj uygulamalarına devam edilebilmesi bazı koşullara bağlanmış durumda.

Yazının devamı...