Atça'nın efeleri

14 Ağustos 2021

Ege, ama özellikle de Aydın dendi mi, akla efeler gelir hemen. Efe; haksızlığa başkaldıran, zulme, işkenceye karşı silahlanıp dağa çıkan zeybeklerin, genç kızanların lideri idi. Fakir fukarayı koruyup gözeten, zalimlerin korkulu rüyası, vatanına aşık Efeler, Yunan işgalinde dağdan inip, Milli Mücadele’ye katıldılar. Cumhuriyet sonrası ise, rütbe ve İstiklal Madalyası verilen efeler, halka karıştılar.

Giyimi kuşamı da heybetliydi Efelerin... Başlarında çuhadan yapılma narçiçeği renginde ‘kuzunlu başlık’ üzerine sarılı iğne oyası bezemeli ‘kefiye’, boyun ve kol ağızları iğne oyası işlemeli, krem renginde, saf ipekten ‘bürümcük’, ‘mintan’ denilen, kırmızı ya da mor üzerine beyaz çizgili, ipekten dokunmuş yaka düğmesi açık bir üstlük, onun üzerinde çapraz düğmeli cepken ve en üstte ise kartal kanadı gibi iki sallantısı olan, genellikle koyu renk çuha üzerine, siyah ipek kaytan işlemeli , ‘camadan’, ayaklarda yine koyu renk çuhadan ‘çakşırmenevrek’, diz kapağından aşağıda siyah ipek kaytan işlemeli ‘kepmen’ denilen siyah deri tozluklar ya da ‘kayalık’ adı verilen, özel işlemeli çizmeler, kasıkla göğüs arasına önce kuşak, kuşağın üzerinde, ‘silahlık’ ve ‘kütüklük’ler, silahlığın katları arasına ‘yatağan’ ve ‘kubur’, sağ kollarının üst tarafında ölünceye kadar çıkarılmayan ‘pazubentler’ ve de en üstte soğuktan koruyan ‘aba’ ve yağmurdan koruyan ‘kepenek’. Gümüş saat kösteği, gümüş sigara tabakası, koltuk altı bıçağı, kehribar tespih ve ağızlık, çakmaktaşı ve kav, ayrıca yaralanmalar için bir miktar yapağı olmazsa olmazlar arasındaydı.

 

Tekeli İbrahim Efe

İbrahim, sinirli ve aniden parlayan, dik başlı, az konuşan, söz dinlemez, 20’li yaşlarının başında bir delikanlıydı. Çok iyi nişancıydı. Hocaoğlu’nun
Süleyman ise belki de tek arkadaşıydı.
İzmir’de acemi birliğinde beraber oldukları Yörük Ali Efe çağırınca hiç düşünmeden ona katılmıştı. 1921 yılının 25 Nisan’ı 26 Nisan’a bağlayan gecenin sabahıydı, Yörük Ali Efe, Tekeli İbrahim Efe’ye o zor haberi verdiğinde. Babası Tekeli Hüseyin Efendi 11 kişiyle birlikte, Yunan Yüzbaşı Foti tarafından şehit edilmişti.

Yazının devamı...

Saklı kalmış lezzet noktaları

7 Ağustos 2021

Geçtiğimiz hafta değerli dostum Adnan Sarıdedeoğlu arayıp, “Yarın sabah hazır ol, Bahadır ve Scott ile programı yaptık, geçerken seni de alacağız” dedi. Keşfedilmemiş bir gurme Adnan. Programı o yaptıysa, işin işinde mutlaka yemek, hem de güzel yemek var demektir.
Bu arada artık meslektaş da sayılıyoruz kendisiyle. Pandemi dolayısı ile açılışını sürekli ertelediği, projesini Mimar Benal Kabaklı’nın yaptığı Selçuk’taki, No:10 isimli mini minnacık otelinin kapılarını sonunda bayramdan hemen önce açtı. Ben de yaz bitene kadar otelin bahçesini kendime ofis olarak seçtim.

Kahvaltıda çorba

Ertesi sabah Kuşadası’ndan yola çıktıktan yarım saat sonra İncirliova girişindeki Çorbacı Nalbant’taydık. Her ne kadar plaza cemaati burun kıvırsa da, kahvaltıda çorba besleyici ve doyurucu bir çözüm. Yurdum insanı boşuna yazmıyor lokantanın camına “Sabahları sıcak çorba bulunur” diye.
“Sabah kahvaltısında bir kâse sıcak çorba içen büyüklerimiz bu sayede güne hem sıcak hem de besleyici ve sindirimi kolay bir başlangıç yapıyorlardı” diye yazmıştı bir yazısında Sayın Osman Müftüoğlu. Kesinlikle katılıyorum.

Atça, küçük Paris

Çorbaları içince çenemiz de düştü Atça’ya nasıl vardığımızı anlayamadık. Atça ilginç bir yerleşim. Birbiri ile 45 derece açı yapacak şekilde düzenlenmiş sekiz ana caddesi ve bunları dik kesen sokaklarıyla planı Paris ile nerdeyse aynı.

Yazının devamı...

Yurt içinde balayı

31 Temmuz 2021

Geçtiğimiz hafta yazdığım gibi pandemi nedeniyle ertelenen düğünler özellikle bayram sonrası hız kazandı ve çiftler balayı programları için seyahat acentalarının kapısını çalmaya başladı bile. Yurdum insanının bu yılki balayı tercihlerini öğrenmek ve sizlerle paylaşmak adına birbirinden değerli beş turizmciye bu yılın balayı destinasyonlarını ve ayrılması gereken bütçeyi sordum.

Pınar Kartal Timer (Next Phase Danışmanlık): Çiftlerin baş başa kalabileceği Ayvalık, Kaz Dağları ve Kapadokya tüm sezonların gözdesi olurken, Bodrum, Göcek, Bozburun, Selimiye ve Fethiye bahar aylarında çok tercih ediliyor. Temmuz ve ağustos aylarında Güney’de olmayı seçenler için tekne seyahatleri güzel bir olanak sağlıyor. Balayı programı bütçeleri değişiklik gösteriyor ancak dört günlük bir balayı için bütçelerin 5 bin TL’den başladığını söyleyebiliriz.

Murat Özgüç (Proper Travel): Yurt içinde öne çıkan destinasyonlar Kapadokya, Kalkan ve Çeşme. Denizden faydalanmak, muhteşem manzaraya karşı düğün sonrası dinlenmek, gün batımında romantik anlar yaşamak isteyenlerin tercihi Kalkan ya da Çeşme. Kapadokya ise 12 ay balayı yapılabilir bir bölge olmasından dolayı son yıllarda öne çıkıyor. Üç günlük kısa balayının maliyeti Kapadokya’da 6 bin TL’den başlarken, Kalkan ve Çeşme’de 8 bin TL ve 10 bin TL arasında.

Deniz Üstertuna (Regnum Carya Golf& SPA Resort): Belek, Bodrum ve Fethiye, bu yıl öne çıkan balayı destinasyonları. Genellikle ‘Wellness’ konsepti seçiliyor. Özellikle doğal ve dengeli beslenme, balayı paketlerinde talep edilen bir konu. Bütçe konusu gidilecek yerin kalitesine göre değişiklik gösteriyor. Ancak 6 gece/7 günlük iyi bir balayı paketi için 50 bin TL ayırmak gerekir diye düşünüyorum.

Müberra Eresin (TÜROB Başkanı): Türkiye pandemi öncesi düğün ve balayı turizmi için önemli destinasyonlardan biriydi. Özellikle Hindistan ve Orta Doğu’dan çoğun talep vardı. Bu yazdan itibaren düğünler yeniden hız kazanırken, özellikle yerli turist için Türkiye en önemli balayı destinasyonu doğal olarak. Antalya, istanbul, Çeşme, Alaçatı, Bodrum, Kapadokya ve Fethiye de en fazla ilgi gören tatil beldeleri.

Özge Ersu (Profesyonel turist rehberi): Bu yıl; lavanta döneminde Denizli, Kuşadası’ndaki şarap bağları içindeki oteller, Bozcaada, klasik olsa da Mardin, Hatay ve Göcek koylarında yat gezisi balayı için tercih edilen destinasyonlar. Balayı programlarında yükselen yerler ise; Malatya, Elazığ, Tunceli, Tatvan, Van, Assos Behramkale, Göcek ve özellikle kış döneminde Kars. Kapadokya’dan da vazgeçilemiyor elbette.

Yazının devamı...

Romantik balayı seçenekleri...

24 Temmuz 2021

Malum nedenden dolayı ertelenen düğünler ve balayı programları sonunda birer birer gerçek oluyor. “İki bayram arası düğün olmaz” deyip erteleyenler de tatlı bir telaş içinde bayramın bitmesini bekliyorlar bugünlerde. Ve herkesin aklında bu yorucu sürecin bir an önce bitmesi ve düğünün hemen ardından, tüm yorgunluk ve birikmiş stresi atacakları balayı programı var. Nereden biliyorum derseniz, pek yakında dünyaevine girecek çok sevdiğim editörümün bayram mesajının altına eklediği “Yok mu bir balayı yazısı evlenecek çiftlere?” notundan...

Yurt dışı seçenekleri

Pandemi nedeniyle yurt dışı alternatifleri bu yıl da kısıtlı ne yazık ki. Mauritius, Filipinler, Barbados, Fiji, Bali, Seyşeller İtalya ya da Yunan Adaları gibi pek çok destinasyona gitmek henüz mümkün değil.
Ancak en az iki doz aşı olduysanız ve uçuştan önce son 72 saat içerisinde yapılmış PCR test sonucunuz negatif ise aralarında Maldivler, Jamaika, Hawaii, Bora Bora, Fransa, Güney Afrika’nın da bulunduğu 90’dan fazla ülkeden biri unutulmayacak balayı programınızın ev sahibi olabilir.
Unutmadan her ülkenin ek şartları olabileceğini ve gidilebilecek ülkeler listesinin de sürekli değişebileceğini ekleyelim. Güncel durumu Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün web.shgm.gov.tr adresinden ya da Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği, IATA’nın www.iatatravelcentre.com sayfasından takip etmek mümkün.

- Maldivler: Kum, deniz, güneş diyorsanız, burası cennetten bir köşe. Yıl boyunca güzel bir hava, lüks tesisler, lezzetli yemekler, kristal berraklığında bir deniz ve harika plajlar. Liste uzun. Hint Okyanusu’nda sadece 400’ünde yerleşim olan bin 200 ada ve adacıktan oluşan Maldivler’de, her turistik ada üzerinde tek bir otel bulunmakta. Akşam dışarı çıkıp bir yer de yeme şansı olmayacağı için mutlaka tam pansiyon rezervasyon yapın. Bir de sıkıntıdan kavga edip, balayı sonrası hemen boşanmak istemiyorsanız, 3-4 günden fazla kalmayın derim. Benden söylemesi.

- Fransa: Paris, en popüler balayı destinasyonlarından biri. Paris denince akla genelde hemen aşk ve romantizm gelmekte. Gün içinde şehrin sunduğu kültürel ve tarihi hazineleri elele keşfe çıkın. Akşamüstlerini ise ara sokaklara saklanmış gizli kafelerde ve lokantalarda diz dize Paris’in gerçek romantizmini yaşayın. Unutmadan otel seçerken beş yıldızın dıºındaki otellerde, beklentiniz söylenenin bir yıldızın altında olsun beklentiniz.

- Jamaika:

Yazının devamı...

Tatil önerileri ve uyarılar!

17 Temmuz 2021

Bayram öncesi bu son yazıyı hazırlarken, Türk turizmine yön veren, üç önemli meslek birliğinin, TÜROB, TUREB ve TÜRSAB’ın başkanı üç meslektaşımı arayıp, Milliyet okuyucuları için son dakika tatil önerilerini ve uyarılarını sordum. Onlar da bu yoğunlukta zaman ayırıp, düşüncelerini paylaştı. Ortaya kısa ama faydalı bilgiler içeren bu yazı çıktı. Her birine ayrı ayrı teşekkürler.

Müberra Eresin (TÜROB Başkanı): Güvenli turizm sertifikalı, pandemi kurallarına uyan, hijyen tedbirlerini tümüyle alan tüm tesislerimiz misafirlerini ağırlamaya hazır. Bayram tatili dönemi özellikle kıyı bölgelerde bir turizm hareketi sağlayacaktır. Antalya, Bodrum, Çeşme gibi tatil beldelerinin bayram döneminde dolu olması diğer yerlerin de dolu olduğu anlamına gelmiyor. Şehir otelleri, özellikle İstanbul otelleri bayram döneminde büyük ölçüde boş olacak.
Tatil planı yapmakta geç kalan veya yapamayan vatandaşlarımız da bayram tatili boyunca bulundukları şehrin tadını çıkarabilirler. Böylece şehir ekonomilerine turizm yoluyla katkı ve kültür turizmine de olumlu etki sağlayabilirler.
Bu arada bayram tatiline gidecek vatandaşların rezervasyonlarını güvenilir kuruluşlar üzerinden yapmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Özellikle bilinen büyük otellerin veya seyahat şirketlerinin kopyası siteler açan internet dolandırıcılarına dikkat etmeleri gerek. Tüketicilerin yaptırdıkları rezervasyonları mutlaka otelden teyit etmesini öneriyoruz.



Suat Tural (TUREB Başkanı): Dokuz günlük uzun bir tatil söz konusu ve acentalar bayramın ikinci hatta üçüncü gününde başlayan gezi programları düzenledi. Okuyuculara bu bayram tatili için önerim ülkemizin eşsiz güzelliklerini ve tarihini, profesyonel bir rehber eşliğinde keşfedecekleri bu gezi programlarından birine katılmaları olacak. Hangi turu seçerdin sorusunu ise, tercihim ya bir Karadeniz ya da bir Likya turu olurdu diye cevaplayabilirim. Turlara katılacak vatandaşlarımıza en önemli tavsiyem ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ruhsatname ve TUREB’den çalışma kartı sahibi gerçek bir rehberle tura çıkmaları.

Yazının devamı...

Bayrama üç kala

10 Temmuz 2021

Pandemi hayatımızı altüst etti, etmeye de devam ediyor. Normalin tanımı iki sene öncesinden çok farklı artık. Tatiller de bundan nasibini aldı. Otel ve destinasyon tercihleri değişti. Hijyen öne çıktı. Çılgın eğlenceler ve tatilde sosyalleşme çabaları, yerini sakin ve dingin programlara bıraktı. Normalleşme sonrası bu ilk bayram tatilinde, açık havada daha çok zaman vadeden kültür turları, yerinde duramayanların; sakin koylardaki küçük oteller ya da mavi yolculuk ise kum-deniz-güneş diyenlerin tercihi oldu. Bu yıl da eğilim, diğer insanlarla mümkün olduğunca az iletişim kurmak.

11 günlük Kurban Bayramı tatil fırsatı

Eğer 1.5 gün izin alabiliyorsanız, 15 Temmuz Perşembe günü yola çıkıp 25 Temmuz’da geri dönebilirsiniz. Bu da 11 günlük uzun bir tatil demek.
Peki nereleri tercih ediyor yurdum insani diyordum ki Medya Takip Merkezi’nin yaptığı, yerli ve yabancı medyada en çok konuşulan tatil beldelerimiz, araştırmasının sonuçları düştü posta kutuma.

Türk basınının gözdesi Bodrum

Medya Takip Merkezi, haziran ayında 10 bini aşkın gazete, dergi, TV, internet ve sosyal medya’da yaptığı taramada, 29 bin 4 haber ile Bodrum gündeme en çok gelen tatil beldesi, olurken onu 10 bin 583 haber ve sosyal medya paylaşımı ile Çeşme izlemiş. Üçüncü 9 bin 354 haber ve sosyal medya paylaşımı ile Alanya, dördüncü 7 bin 325 haber ile Pamukkale ve beşinci ise hakkındaki 6 bin 977 habere ve sosyal medya paylaşımı ile Marmaris olmuş.

Yabancıların tercihi Fethiye oldu

Normalleşme adımları ile birlikte uluslararası turizmde yavaş yavaş hareketlenmeye başladı. Medya Takip Merkezi’nin sosyal medya takip servisi DigiLup verilerine göre; Türk turizm beldeleri, global çaptaki sosyal medya mecrasında, Türkiye’ye göre yüzde 83 daha az konuşulsa da 14 bini aşkın yorum ve paylaşıma konu olmuş. Listenin başında, 3 binden fazla paylaşıma konu olan Fethiye yer alırken, Türkiye’nin en popüler tatil beldesi Bodrum,

Yazının devamı...

İstanbul yine yeni yeniden

3 Temmuz 2021

Klavyenin başına geçtim ve hiç düşünmeden başlığı yazıverdim. Nereden geldi aklıma şimdi bu başlık diyordum ki, beynim normal işleyişine döndü, gülmeye başladım. Yolda dinlediğim Nilüfer’in albümünden etkilenen bilinçaltımın kısa bir süreliğine de olsa parmaklarımın kontrolünü ele geçirmeyi başarmasının sonucuydu bu haftaki başlık.

Hadi beni yine sev
Beni deli deli sev
Beni yine yeni yeni
Yine yeni yeniden sev

‘Yeniden Sev’ şarkısının nakaratındaki ‘Yine Yeni Yeniden’ cümlesi aynı zamanda sevgili Nilüfer’in 1992 yılında çıkardığı albümünün de adı. Nilüfer, yıllardır severek dinlediğim ve saygı duyduğum sanatçılar arasında. Umarım bir gün beraberce Şehr-i Konstantiniye’yi adımlar, dar ve loş sokak aralarında saklanan eski İstanbul’u ve onun ruhumu kâh şenlendiren kâh hüzünlendiren müziğini konuşuruz.

Yeni bir albüm, duru ve dinlendirici

Albümü hatırlamamın bir diğer nedeni de İstanbul Erkek Lisesi’nden arkadaşım, bir başka değerli müzisyen Hakan Kurşun. Sevgili Hakan da Nilüfer’in bu albümünde, yanılmıyorsam ‘Aman’ şarkısında, basgitar ve elektrogitar çalıyordu. Başarılı bir müzisyen bizim Hakan. EMI Türkiye Genel Müdürlüğü de yaptı, İTÜ ve Bilgi Üniversitelerinde hocalık da... TRT 3’de ‘Havada Müzik Var’ programını tavsiye ederim. Bir yandan da üretmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde, ‘Worte in in meiner Hand’ yani ‘Elimdeki Kelimeler’ isimli sekiz parçalık yeni bir albümü çıktı Hakan’ın. İlk üç şarkının sözleri, ‘Holzkoffer’ ve ‘Die Reise zur Totenmesse’ adlarında iki Almanca şiir kitabı olan babası Kubilay Kurşun’a ait. Dinlemesi kolay, dinlendirici albüme YouTube, Apple ya da Spotify üzerinden ücretsiz ulaşmak mümkün. Bu arada unutmadan Kubilay Amca’nın ‘Holzkoffer’ adlı şiir kitabı, ‘Tahta Bavul’ adı ile Türkiye’de de yayınlanmıştı yıllar önce...

Yazının devamı...

KARAKAPLI DEFTERİME NOT ALDIKLARIM

26 Haziran 2021

Bu hafta oldukça yoğundu. Uzun bir aradan sonra, Fener ve Balat üzerine yapmakta olduğum akademik çalışma için yeniden İstanbul’daydım. Birbirinden kıymetli insanlarla görüştüm, pek çok yeni bilgi edindim. Bittiğinde güzel ve detaylı bir çalışma olacak gibi gözükmekte... Ah bir de bu semtlerle ilgili zengin bir arşive sahip olan Fatih Belediyesi yetkilileri konuyla ilgili bıraktığım mesajlara geri dönüş yapsalar!
Bu hafta aynı zamanda sınav haftası. Bizim üniversitede yıl sonu sınavları başladı ki bütünleme, tek ders sınavları ile temmuz sonuna kadar devam edecek. Bu hafta sonu bir de üniversite sınavları var. Tüm öğrencilerimin ve bugün TYT’ye girecek yaklaşık 2 milyon 600 bin ve yarın AYT’ye katılacak yaklaşık 1 milyon 800 bin genç kardeşimin zihinleri berrak, yolları açık olsun.

Bursa’da maziye nostaljik yolculuk

“Bursa, Hristiyanlığın ilk konsülünün yapıldığı yer, Osmanlı’nın ilk başkenti, ilk külliyelerinin ve hastanenin ev sahibi, şairlere ilham veren, krallara şifa dağıtan, Türkiye’nin dördüncü büyük kenti, sanayinin kalbi, patent başvurusunda üçüncü kısaca geçmişle geleceğin, şark ile garbın, muhafazakârlıkla modernitenin, dinlerle ticaretin buluştuğu yer” diye yazmışız bundan dört yıl önce. Yeniden bir Bursa yazısı zamanı geldi diyordum ki, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin e-postası geldi.
Bizim kuşağın anılarında yaşayan, günümüz gençliğinin hiç tanımadığı geçmişin mahalle kültürünü, bunu yaşamamış olan bugünün kuşaklarına anlatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla Bursa Kent Müzesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bakkalı, berberi, mahalle kahvesi, jetonlu telefon kulübesi, simitçisi, şekercisi, gazozcusu, plakçısı ile 1970 ve 1980 yıllarından kalma bir mahallesine dönüştürülmüş. Dolayısı ile tez vakitte bir Bursa’ya uğramak gerek deyip, temmuz ayı içinde yapılacaklara ekledim.

Labofem

Fem Güçlütürk Boğaziçi’nden sınıf arkadaşım. Çılgın kelimesinin ete kemiğe bürünmüş hali. Lisede de aynıydı, üniversite de. Hâlâ da aynı. En son görüşmemizin üzerinden bayağı bir geçmiş. Fem Muğla’ya ben de Kuşadası’na göçmemiştik henüz diyeyim anlayın. Esasında yolum ne zaman Muğla tarafına düşse bir kahve içimi uğrayayım diyorum da, düşünceyi henüz eyleme çeviremedim. İstanbul’a gelmişken dostlarla da buluştuk. Laf lafı açtı, konu ben yokken İstanbul’daki evde yalnız kalan, sessiz dostlarımız bitkilere geldi. Bizim çiçeklerin bakımı üzerine sohbet ederken, yani hasbelkader öğrendim ki, sevgili Fem 16 Temmuz’dan itibaren ‘Labofem’in Bitki Atölyesi’ ile artık ekranlarda olacakmış. Her hafta yeni bir bitki ve o bitkinin hikayesi olacak dedi dostlar. Dediğim gibi hafta o kadar yoğundu ki, klavyenin başına geçtiğimde sabahın ilk ışıkları çalışma odasına konuk olmaya başlamıştı ve ben hâlâ bu hafta ne yazacağıma karar vermemiştim. Dolayısı ile de detayları almak mümkün olmadı. İlk fırsatta Sevgili Fem’i ziyaret etmek şart oldu deyip, yapılacaklar listesine ekledim hemen.

Yazının devamı...