ABD’den sembolik destek

Bir süredir Ukrayna’nın doğusundaki Donbass krizini konuşuyoruz. Rusya’nın sınıra yaptığı yığınak, bölgede tansiyonu epey yükseltmişti. Geçen hafta krizin “bir kaza haricinde sıcak çatışmaya neden evrilmeyeceğini” gerekçelendirerek yazmıştım.

Bu haftaysa ABD’nin iki savaş gemisini Boğazlar’dan geçirip Karadeniz’e çıkaracağı bilgisi geldi. Washington yönetimi bu talebi 31 Mart’ta yazılı bir notayla Türkiye’ye iletti. Türkiye de Montrö Sözleşmesi çerçevesinde hafta başında o onayı ABD tarafına iletti. Türkiye, sözleşme çerçevesinde bu bilgiyi Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerle de paylaştı. Bir ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, Karadeniz’e savaş gemisi göndermeyi planladıklarını açıklarken “ABD donanmasının Karadeniz’de rutin faaliyetler yaptığını ancak bölgeye savaş gemisi göndermenin Moskova’ya ‘ABD durumu yakından izliyor’ mesajı vereceğini” söylüyordu. Türkiye’den de bakıldığında ABD’nin bu hamlesinin “Ukrayna’ya büyük ama sembolik bir destek” olduğunu düşünenlerin sayısı fazla.

Almanya’nın sıkışmışlığı

Bu krizin dikkat çeken bir başka boyutu da var. Malum, ABD’nin yeni yönetimi, Rusya üzerinde baskı kurmaya çalışıyor. Bu çerçevede Ukrayna’ya desteğini de her fırsatta dile getiriyor. ABD Başkanı Joe Biden’ın açık demeçleri, ABD’li komutanların Ukrayna’yı ziyaretleri ve son olarak Washington’ın iki savaş gemisini bölgeye gönderme kararı bu desteğin farklı boyutları.

Burada dikkat çeken noktaysa Almanya’nın pozisyonu. Zira Berlin yönetimi bugünlerde eski Başbakan Gerhard Schröder döneminde başlatılan Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hattı projesi üzerinden ABD ile Rusya arasında sıkışmış durumda. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in bu süreçteki temasının ana gündem maddesi de bu proje. Proje ABD’nin baskısı yüzünden Aralık 2019’da durdurulmuş, geçen Ocak ayında ise yeniden başlatılmıştı. ABD’nin bir kez daha Rusya üzerinde baskısı artmışken, Almanya’nın nasıl bir pozisyon takınacağını İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Güneş’e sordum.

Doç. Dr. Güneş, Almanya’dan şu ana kadar gelen açıklamaların temkinli olduğunu söyledi. Genel siyasal angajman olarak Berlin’in Biden yönetiminden uzak bir resim vermek istemediğini de ekledi. Güneş, ayrıca Almanya’nın etkili olduğu finans kapitalin Ukrayna’ya doğru kaydığını, bunun için vize rejimlerinin bile kaldırıldığını ifade etti. Doç. Dr. Güneş “ABD’nin agresif adımları bir yandan Almanya’nın da işine geliyor.” dedi ama Almanya’nın Kuzey Akım-2 projesinden vazgeçmeyeceğini de belirtti.

Güneş, “Almanya bazı konuları kompartımanlar halinde konuşuyor. ‘Batı olarak Ukrayna’nın arkasındayız’ diyor ama ‘Nükleer enerjiyi kaldırdık, bizim bir enerji sorunumuz var, gazı vananın Ukrayna’ya bağlı olduğu bir hattan temin etmek yerine, doğrudan elde etmek bizim hakkımız’ diyor. Yani Berlin yönetimi Kuzey Akım-2 projesini Rusya-Ukrayna siyasi ve askeri krizinden ayrıştırılmasını istiyor, ABD ile müzakerelerini de bu çerçevede yürütüyor” diyor.

Kuzey Akım 2 Projesi:

Başlangıç: 8 Kasım 2011

Hat uzunluğu: 1.200 km

Hedef: 55 milyar metreküp gaz/yıllık

(Rus gazı Baltık Denizi altından Almanya’ya gidecek)

Proje: Yüzde 94’ü tamamlandı

Ortaklar: Gazprom, Shell, OMV, Engie, Uniper, Wintershall

Maliyet: 10 milyar Euro

ABD’den sembolik destek

Afgan toplantısının takvimi netleşiyor

Ankara, bir süredir Türkiye’de yapılacak Afganistan toplantısı için taraflarla görüşmelerini sürdürüyor ve masaya oturmadan önce tarafların temel konularda uzlaşısını sağlamaya çalışıyordu. Edindiğim bilgilere göre o toplantının takvimi netleşti. Hala içeriğe dair belirsizlikler olsa da, toplantının 16-26 Nisan tarihlerinde İstanbul’da yapılması konusunda fikir birliği var. Son anda bir değişiklik olmazsa plan bu.

Daha önceki yazılarımda belirtiğim gibi ABD de Türkiye de bu toplantının açık uçlu olmasını istemiyordu. Bu yüzden toplantının masadan kalkmadan 10 günlük bir maraton şeklinde yapılması planlanıyor. Toplantıda hedef ABD ve Taliban arasında bir mutabakat zaptının imzalanması ve bir yol haritasının ortaya çıkarılması. Ancak Türk yetkililer, “40 yıldan uzun süredir devam eden bir sorunun bir hafta on günlük bir toplantıyla çözülmesini beklemek de çok gerçekçi olmayabilir.” diyerek sonuca dair bir ihtiyat payı bırakıyor.

ABD’den sembolik destek

Bir virüs 110 dolar

Salgında tablo hiç parlak değil. Bu hafta ölüm ve vaka sayılarında salgının başından bu yana en yüksek seviyeyi gördük. Uzmanlara göre vaka sayılarındaki bu artışın temel sebebi mutant virüsler. Virüs artık Vuhan’daki ilk halinde değil. Virüs bir yılı aşkın sürede yüzlerce kez mutasyona uğradı ve bugün dünyada vakaların önemli bir bölümü virüsün yeni varyantlarından kaynaklanıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Türkiye için bu oranı yüzde 75 olarak açıklamıştı. Bu varyantlar içinde öne çıkanları İngiltere, Güney Afrika ve Brezilya kaynaklı olanlar. Türkiye’de virüsün mutasyona uğramış yeni bir hali olup olmadığı yani Türk tipi bir varyant olup olmadığı henüz bilinmiyor; çünkü bu konuda kamuoyuyla paylaşılmış bir araştırma yok. Araştırma yapılmamasının sebebini, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a sordum.

Bu konuyu maliyet sorunuyla açıklayan Ceyhan, “Ülke dışında tanımlanmış mutant virüsler için tanı kiti de hazırlanmış durumda. Yani siz bir hastanın mutant virüse maruz kalıp kalmadığını bu kitler sayesinde tespit edebiliyorsunuz; ancak ülke içinde yeni bir mutant gelişmiş mi, bunu tespit etmek için sekans analizi gerekli. Bu analiz de her virüs için 110 dolar civarında. Binlerce virüse bu analizin yapıldığını düşünürseniz, epey maliyetli” diyor.

Sekans analizi nedir?

En basit ifadeyle virüsün gen haritasını çıkarmak. Virüsün genindeki bütün noktaları açığa çıkarıp, o gen haritasında değişiklik olup olmadığını izlemek anlamına geliyor. Virüs bir insandan başka bir insana bulaşırken pek çok farklı sebepten mutanta uğrayabiliyor. Bir kişinin antikoru olup olmaması, virüsün tutunma noktalarının müsait olup olmaması gibi pek çok sebep bu değişimlerde etkili oluyor. İşte sekans analizi ile bu değişiklikler tespit edilebiliyor.

Türkiye’de sekans analizi için altyapı var. Ancak önemli bir soru işareti kapasite konusunda; zira bu cihazları sadece enfeksiyon uzmanları kullanmıyor. Genetik bilimciler dahil pek çok uzmanlık alanı bu altyapıdan faydalanıyor. Prof. Ceyhan, “Bakanlık sekans analizi yapmak istiyor mu istemiyor mu, bu yönde bir niyeti var mı, yoksa daha acil problemleri mi öncelemiştir bunu bilmek gerekir. Ayrıca kapasite yeterli mi bunu da bilmiyoruz.” diyor. Bilim Kurulu üyelerinden alınan bilgilere göre, “Türkiye’de eğer İngiltere, Brezilya ve Güney Afrika gibi varyantların dışında farklı bir mutant virüse rastlanırsa, bu vakalarla ilgili Sağlık Bakanlığı’na bilgi veriliyor”. Ancak daha sonra nasıl bir çalışma yürütüldüğüne dair kamuoyuyla paylaşılmış bir bilgi yok.

Gelecek Haftanın Gündemi

12 Nisan: New York İkinci Bölge İstinaf Mahkemesi’nde Halkbank dava duruşması yapılacak (Karar çıkması beklenmiyor),

12-13 Nisan: Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Mısır ve İran’a gidiyor,

14 Nisan: Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias Türkiye’ye geliyor.

ABD’den sembolik destek