'A planı dışında bir B planı yok'

Temmuz yaklaşırken yine Cilvegözü ile Bab el Hava Sınır Kapılarının olduğu bölgeye uluslararası ziyaretçi trafiği sıklaşıyor. ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield’ın ardından, Birleşik Krallık Dışişleri ve Uluslararası Kalkınma Bakanlığı Suriye Kalkınma Direktörü McDermott da Hatay’daydı. Önümüzdeki günlerde de bu alanda yabancı misyonlardan bazı temsilcilerin temaslarını izleyeceğiz.

Çünkü, BM’nin Suriye’nin kuzeyindeki yaklaşık 2 milyon sivile temel insani yardımı yapabildiği tek kapı olarak kalan bu noktanın geleceği Rusya’nın iki dudağı arasında. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı ile yardımların ulaştırılmasını sağlayan mekanizmanın süresi 10 Temmuz’da sona eriyor. Geçen yıl, daha Ukrayna ile savaşı ve kendisine uygulanan ambargolar ortada yokken bile kapının 12 ay daha açık kalmasına son anda onay veren Rusya’nın bu yıl onay vermeyeceğine dair beklenti yüksek.

Rusya’nın bu vesileyle AB’den yaptırımlar konusunda taviz koparıp koparamayacağını ve insani yardımların devamına dair bir B planı olup olmadığını AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut ile konuştum.

A planı dışında bir B planı yok

- Rusya geçen sene de son anda onay verdi. Bu sene bir de stresi daha çok artıran savaş hali var. Rusya’nın yaklaşımına dair öngörünüz ne?

N. Meyer-Landrut: Öncelikle BM tarafından yönetilen bu sınır ötesi operasyonun Avrupa açısından ne kadar önemli olduğunu belirtmek isterim. AB ve Üye Devletler olarak bu süreci yıllar içerisinde desteklemeyi sürdürdük. Bu Kuzeybatı Suriye’de yaşayan milyonlarca insan için hayati öneme sahip bir yaşam hattıdır. Zira bu bölgede geçtiğimiz yıllar içerisinde yaşam şartları ve insani durum daha da kötüleşmiştir. Dolayısıyla, bu yaşam hattını canlı tutacak her türlü çabayı destekliyoruz. Değinmek istediğim ilk husus buydu.

İkincisi, Rusya son yıllarda, bu kararla ilgili her yıl yürütülen müzakerelerde bu sınır ötesi yardım konusunda baskı yapmayı sürdürmüş ve sonuç olarak bu yardımın kapsamını daraltmıştır. İlk başta dört sınır geçiş noktası vardı daha sonra bu sayı ikiye ve sonrasında bire indi. Geçen yıl da altı ay ve altı ay olmak üzere bir deneme süreci yaşadık, toplamda bir yıl oldu.

Bu yıl bu yardımların süresinin uzatılması için diplomatik girişimleri sürdüreceğiz. Bir ay kadar önce sınır geçiş noktasını ziyaret ettim. Önümüzdeki hafta, Norveç ve İrlanda Dışişleri Bakanları burayı ziyaret edecekler. Bu ülkeler BM Güvenlik Konseyi’nde “penholder” olarak görev alıyorlar. ABD’nin BM nezdindeki büyükelçisi de ziyaret etti. Dolayısıyla uluslararası camia bu operasyona bitmeyen desteğini gösterdi diye düşünüyorum.

Rusya’nın pozisyonu sonunda ne olur bunu öngöremem ancak devam ederse müzakerelerin geçen yıla nazaran daha zorlu geçmesini bekliyorum. Tüm seçenekleri düşünmemiz gerekiyor sanırım.

- Bu yıl Rusya’ya verilebilecek bir taviz var mı? Yaptırımların esnetilmesi, bazı alanlarda kolaylık sağlanması gibi bir şey söz konusu olabilir mi?

N. Meyer-Landrut: AB’nin Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar hem kapsam hem de hız bakımından bugüne kadar benzeri görülmemiş düzeydedir ve hepsi de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı nedeniyle uygulanmaktadır. Yani Suriye’de sağlanan sınır ötesi insani yardımlarla ilgisi yoktur. Ve Rusya’nın saldırısı devam ediyor. AB bir hafta kadar önce Rusya’ya karşı altıncı büyük yaptırım paketini açıkladı. Yine finans ve enerji ve benzeri sektörlere yönelik. Ukrayna’daki durumda ciddi bir değişiklik olmadığı takdirde AB’de kimsenin yaptırımlarla ilgili politika değişikliğine gideceğini zannetmiyorum. Geçen yılki müzakereler de, belirli bir hat boyunca konvoyların hükümetin kontrolü altındaki bölgelerden de geçerek İdlib’e gelmelerine izin verilmesine ilişkindi. BM bu ulaşımı mümkün kılmak için büyük çaba harcadı. Ancak bu konvoylar sayı ve kapsam olarak sınırlı ve sınır ötesi insani yardımların yerine geçebilecek hacimde de değil. İdlib’deki aktörler için sınır ötesi yardımların devam etmesi için belirli hat boyunca ilerleyen yardım konvoyları bir önkoşul olarak kabul edilmiştir ancak anladığım kadarıyla bu yardım konvoyları sınır ötesi yardımların yerini alabilecek büyüklükte değil.

- Birçok kişi bu defa Rusya gerçekten veto edebilir diyor. Artık bir B planı gerekmiyor mu? Ve bir B planı hazırlığı var mı?

N. Meyer-Landrut: Bence A planından asla vazgeçmemeliyiz, yani kararın uzatılması için 9-10 Temmuz’a kadar elimizden gelen her şeyi yapmalıyız. Zira her alternatif, en azından ilk başta, bugün tanık olduğumuz durumdan çok daha düşük bir performans sergileyecektir. Ama inanıyorum ki hem BM’de, hem de Türkiye’de, [AB’ye] Üye Devletlerde ve Uluslararası Örgütlerdeki sorumlu aktörler kararın uzatılmaması durumunda ne yapılabilir ve ne yapılması gerektiği konusunu düşünecektir. Bu aşamada bu konuya kamuoyu nezdinde prim vermemeliyiz. Çünkü bu konuyu konuşmaya başlarsak, o zaman artık kararı istemediğimiz ya da karara ihtiyaç duymadığımız sinyalini vermiş oluruz. Bizim açımızdan net olan öncelik, kararın uzatılabilmesi için önümüzdeki 4 hafta içerisinde elimizden gelen her şeyi yapmak.

Ama tekrar şunu ifade etmek istiyorum; eminim ki BM sisteminde, Türkiye’de ve Üye Devletlerdeki her sorumlu aktör de neler yapılması gerektiğine dair kafa yoracak. Ama A planı dışında bir B planı yok.

- AB’nin Türkiye’den Rusya’ya bu konu ile ilgili konuşmalarında daha fazla baskı yapması yönünde bir isteği var mı?

N. Meyer-Landrut: Bence bu baskı gerektiren bir konu değil. Bence Türk yetkililerinin, AB’nin ve Güvenlik Konseyi’ndeki birçok üye ülke ve temsilcinin paylaştığı ortak bir hedef var. Bu konu iyi bir neticeye varılabilmesi için her türlü diplomatik çabayı hak ediyor. Bu noktada Türkiye’nin çabaları memnuniyetle karşılanıyor. Bu ortak endişelerin ve ortak hedeflerin olduğu bir mesele. Tabii AB ve Türkiye arasında bu konuyla ilgili olarak kendi görüşmelerimiz var ama asıl görüşme kararı New York’ta potansiyel olarak veto edebilecek olanlarla yürütülmeli.

- Bu mesele tartışılırken olası harekâtın etkilerine dair endişeniz var mı? İki konu arasında bir paralellik görüyor musunuz?

N. Meyer-Landrut: Henüz [sadece] ilan edilmiş bir harekât konusunda yorum yapmayacağım. Böyle bir harekâtın nasıl etki edeceğini, ne ölçekte olacağını ve bunun gibi hususları bilmiyorum. Benim gördüğüm tek husus Suriye içindeki tüm dengelerin hassas olduğu. Biri ilerlemek isterse, asgari düzeyde istikrarın korunması için dikkatli olmalıyız. Ama güvenlik endişeleri olduğunu da anlıyorum. O sebepten dolayı, henüz gerçekleşmemiş bir durumun etkilerinin ne olacağı hususunda tahminde bulunmak çok zor.

Rusya: Yardımlar teröristlere gidiyor

BM 2014 yılından bu yana Suriye’ye uluslararası yardımda bulunuyor. Yardımlar başlangıçta ikisi Türkiye’de olmak üzere 4 sınır kapısından gönderiliyordu. Ancak Rusya’nın vetosu nedeniyle sınır kapılarının sayısı önce 2’ye daha sonra da 1’e indi. Rusya, yardımların rejimin kontrolündeki bölgelerden yapılmasını istediği gibi, yardımların Suriye’nin mücadele ettiği teröristlere desteğe dönüştüğü görüşünü savunuyor. Çin de BMGK’da Suriye ile ilgili kararlarda Rusya’nın yanında yer alıyor.