Bahçeli’nin infaz açıklaması ‘örtülü sitem’

6 Aralık 2019

AK Parti’nin 2 Aralık Pazartesi günü MYK toplantısında görüştüğü, kısa süre sonra da Meclis’e gelmesi beklenen infaz düzenlemesi, Cumhur İttifakı’ndaki ortağı MHP’nin sitemine neden oldu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli MYK toplantısından basına yansıyan ayrıntıların hemen ardından üç sayfalık bir açıklama ile partisinin kararını duyurdu. Bahçeli, 24 Eylül 2018 tarihli kanun teklifini ‘beklemeye aldıklarını’ açıkladı. Açıklamanın perde arkasını ve tıpkı ‘beklemeye almak’ ifadesi gibi üzerinde durulması gereken diğer ifadeleri üst düzey bir MHP yöneticisine sordum.

Gündeme MHP getirmişti
Açıklamanın ardından ilk akla gelen sorulardan biri Cumhur İttifakı ortakları arasında infaz düzenlemesi nedeniyle bir çatlak oluşup oluşmadığıydı. Çünkü infaz sürelerinde indirim yapılmasını kamuoyu gündemine ilk getiren parti MHP’ydi. Düzenlemeye seçim beyannamesinde yer verildiği gibi eleştirilere rağmen teklifin arkasında durulduğu, gündemlerinden de çıkarılmayacağı sık sık vurgulandı.

Bahçeli’nin önceki günkü açıklamasında bazı cümleler dikkat çekiyor. Örneğin; “Cumhurbaşkanı’nın MYK’da Adalet Bakanı’na altı suça asla indirim yapılmaması hususunda talimat verdiği de gazetelerde yer bulmuştur”, “Ceza indirimiyle ilgili yeni gelişmeler AK Parti MYK’da ele alınıp parti görüşü olarak somutlaştığı anlaşılmaktadır”, “AK Parti ikinci yargı paketini TBMM’den geçirecek siyasal çoğunluğa sahiptir” gibi ifadeler... Bu sözlerle teklifin beklemeye alındığının vurgulanması ‘infaz, ittifak ortakları arasında çatlağa mı neden oldu?’ sorusunu akıllara getirdi. Görüştüğüm MHP yöneticisi; “Niyetimiz çatlak değil, ittifakı bozma gayreti ve düşüncesi içinde de değiliz” diyerek kesin bir dille ifade etti. Fakat hemen ardından “Ancak, açıklamamız iktidar partisine kibar bir şekilde, örtülü sitemimizdir” dedi.

Yazının devamı...

Çavuşoğlu’ndan Motegi’ye anlaşma mesajı

23 Kasım 2019

Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi ile görüşen Mevlüt Çavuşoğlu, mevkidaşına Türkiye’nin Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nı en kısa zamanda sonuçlandırmayı hedeflediği mesajını verdi.

NAGOYA, JAPONYA

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu G20 Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılmak üzere Japonya’nın sanayi kenti Nagoya’ya geldi. Toplantıdan önce ev sahibi Japonya Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi ile görüşen Çavuşoğlu, mevkidaşına Türkiye’nin Ekonomik Ortaklık Anlaşmasını en kısa zamanda sonuçlandırmayı hedeflediği mesajını verdi. Türkiye’nin Nagoya Başkonsolosluğu da Çavuşoğlu tarafından hizmete açıldı.

Motegi görüşmede ülkesinin Türkiye’yi stratejik ortak ve bölgenin büyük ülkesi olarak gördüğünü belirtti. Çavuşoğlu ise buluşma sonrası sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Stratejik ilişkilerimizi daha da güçlendirecek Ekonomik Ortaklık Anlaşmasını en kısa zamanda sonuçlandırmayı hedefliyoruz” dedi.

Nagoya’da başkonsolosluk açıldı

Çavuşoğlu daha sonra Türkiye’nin Nagoya Başkonsolosluğu’nun açılışını gerçekleştirdi. Ülkenin başta Toyota olmak üzere özellikle otomotiv sanayinin yoğunlaştığı Aichi bölgesinde yer alan Nagoya’da konsolosluk açılması için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yaz aylarında talimat vermişti. Osaka kentinde açılması planlanan başkonsolosluk kararı iptal edilerek yerine 5 ay gibi kısa bir sürede, Türkiye’nin 246. temsilciliği olarak Nogaya Başkonsolosluğu hizmete alındı. Başkonsolosluğun görev alanı Kinki, Chugoku, Shikoku, Kyushu, Okinawa bölgeleri ile Chubu bölgesi içinde yer alan Aichi, Gifu, Fukui ve İshikawa vilayetleri olacak.

Ehliyetler yurt dışı misyonlarından

Açılış töreninde konuşan Dışişleri Bakanı, önümüzdeki hafta İçişleri Bakanlığı ile imzalanacak anlaşma ile yurt dışındaki Türk vatandaşlarının pasaport ve kimliklerin yanı sıra sürücü belgelerini de Türk misyonlarından alabileceğini söyledi.

Yazının devamı...

Nagoya’da üç gündem

21 Kasım 2019

Yaz Olimpiyatlarına ve Paralimpik Oyunlara ev sahipliği yapmaya hazırlanan Japonya, G20 dönem başkanlığı ile pratik yaptı. Dünya liderlerini geçtiğimiz haziran ayında Osaka’da zirvede ağırlayan Japonya, bakanların ve merkez bankası başkanlarının toplantılarını ülkenin sekiz farklı şehrinde gerçekleştirerek önemli bir tanıtım fırsatı kullandı. Japonya, ilk kez üstlendiği G20 dönem başkanlığının kapanışını yaparken de dünyaya aynı anda çok sayıda mesaj veriyor. 14. dönem G20 toplantılarının sonuncusu olan Dışişleri Bakanları toplantısı, 22-23 Kasım’da ülkenin önemli önemli bir ticaret kenti olan Nagoya’da yapılacak. Toplantının gündem maddeleri; ticaret savaşlarının sürdürdüğü ortamda Serbest Ticaretin ve Küresel Yönetişimin Geliştirilmesi, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Afrika’nın Kalkınması’nda özel sektör yatırımlarına odaklanma.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da katılacağı Nagoya toplantısında; G20’nin temel başlıkları arasına giren üç konu ev sahibi Japonya’nın ortaya koyduğu perspektifle tartışılacak. İlk oturum Serbest Ticaretin ve Küresel Yönetişimin Geliştirilmesi olarak belirlendi. ABD’nin, DTÖ’yü temyiz organına atama yapmayarak ve 2020 bütçesine onay vermeyerek bloke ettiği bir dönemde Japonya, DTÖ reformuna G20’nin nasıl liderlik edebileceğini dışişleri bakanlarının gündemine getirmesi bekleniyor. Ayrıca uzun süredir konuşulan dijital ticaretin kurallarının nasıl belirlenebileceği de masada olması beklenen konular arasında. Bu başlık çerçevesinde kısa süre önce ABD ile biri dijital ticaret alanında olan ve üzerinde mutabık kalınan ekonomik ortaklık anlaşmalarını ‘örnek uygulama’ olarak göstermeye hazırlanıyor.

Nagoya’daki Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri başlıklı ikinci oturumda, Birleşmiş Milletlerin (BM) Sürdürülebilir Kalkınma İçin 2030 Gündemi çerçevesinde, G20’nin gelecek yıldan itibaren ülkelerin ulusal ve uluslararası çabalarını hızlandırmasının mümkün olup olmadığı tartışılacak. Üçüncü ve son oturumda ise Japonya, Afrika’nın Kalkınması konusunda yeni yaklaşımını G20’ye konuk olarak davet ettiği, Şili, Mısır, Hollanda, Senegal, Singapur, İspanya, Tayland, Vietnam ve Yeni Zelanda Dışişleri Bakanlarına aktaracak.

Soğuk Savaşın ardından Afrika ile yakınlaşma çabasına giren Japonya, ilkini 1993 yılında gerçekleştirdiği, kısa adı TICAD olan Tokyo Uluslararası Afrika Kalkınma Konferansı’nın 7.sini bu yıl düzenledi. BM, Afrika Birliği Komisyonu, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların da içinde bulunduğu konferans bu yönüyle, Afrika’nın diğer ülkelerle yaptığı zirvelerden ayrılıyor. Son TICAD toplantısında Japonya, Afrika’nın kalkınması için desteklerine özel sektör, yatırım, girişimcilik gibi kavramları öne çıkardı. Aynı zamanda kıta ülkelerine 2022 yılına, yani bir sonraki zirve tarihine kadar, 20 milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulundu. Japonya şimdi bu yaklaşımını G20 ülkelerinin önüne getiriyor. TICAD’ın 7. toplantısının sonuçlarından yola çıkan Japonya’nın, “G20 ülkeleri ne şekilde işbirliği yapabilir” sorusunu ortaya atması muhtemel. Dışişleri Bakanları toplantısının ardından G20’nin dönem başkanlığı Suudi Arabistan’a geçecek.

Yazının devamı...

Çin usulü kalkındırma modeli

14 Kasım 2019

Çin’in Şincan Uygur Özerk Bölgesi için “denize en uzak, buzula en yakın yer” tanımlaması yapılıyor. Yüzölçümü ile Çin topraklarının altıda birini, 23 milyonluk nüfusu ile ülke nüfusunun 60’da birini oluşturuyor. Kuzeybatıdaki özerk bölgenin, sekiz ülke ile sınırı bulunuyor.

Bölge Çin için birkaç açıdan stratejik öneme sahip. Bunlardan biri, tarihi İpek Yolu’nda olduğu gibi bugün de Avrupa’ya bağlanan en kısa yol olan batı hattının merkezi Şincan’ın başkenti Urumçi. Çin’in iç kesimlerinden yüklerini alıp hareket eden trenler, son durak Urumçi’den çıkıp, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkelerden geçerek Avrupa’ya ulaşıyor. Çin’i Hint Okyanusu’na bağlantısını sağlayan, Şincan’ın Kaşgar şehrinden Pakistan’daki Gvadar limanına uzanan demiryolu hattının başlangıç noktası da aynı topraklar.

Devlet usulü Robin Hood’luk

Çinli yetkililerin verdiği bilgiye göre; 2002-2011 yılları arasında nispeten geri kalmış kırsal bölgede başlatılan yoksullukla mücadele çabaları, 2011-2015 döneminde iç talebin ve gelirlerin artırılması hedefine dönüştü. Bunun için merkezden aktarılan kaynaklar dışında, devlet usulü Robin Hood’luk olarak tanımlanabilecek ‘zengin bölgeden fakir bölgeye zorunlu destek’ modeli uygulanmaya başladı. Bölge yetkilileri, reform ve dışa açılma sürecinde bir kesimin zenginleşmesine izin verilerek, onların da başkalarının gelişmesine katkı sağlamasının amaçlandığını anlattı.  

Bu modele göre; Çin’in iç ve güney kesimlerinde yer alan 19 eyalet ya da şehir, Şincan’da yerleşim yerlerine maddi, teknik ve personel gibi konularda destek vermekle yükümlü oldu. 19 bölge, GSMH’lerinin yüzde 0.3-0.6’sı arasında bir bölümünü sorumlu oldukları illere aktarıyor, personel ve teknik destek sağlıyor. Örneğin Kaşgar’a yardım ile yükümlü şehirlerden biri olan Şanghay’dan bir doktor olan Cui Yong, 3 yıldır Kaşgar 2. Halk Hastanesi’nin yöneticisi. Yong, kendisi gibi sadece Şanghay’dan gelen yönetici sayısının 700 civarında olduğunu söylüyor. Hastanenin tıbbi cihaz ihtiyacının bir kısmını da Şanghay’dan karşılanıyor.

Akıllı şehir ve serbest bölge karışımı

Bir başka örnek bölge başkenti Urumçi’de temelleri 1994 yılında atılan Urumçi Ekonomik ve Teknolojik Kalkınma Bölgesi (UETD) projesi. UETD, Çin genelindeki 219 kalkınma bölgesinden biri olmakla birlikte, Şincan genelinde türünün ilk örneği. Ne sadece bir serbest ticaret bölgesi, ne de akıllı şehir. İkisinin karışımı... Gökdelenlerden oluşan yaşam alanları, 3 bin 500-5 bin tren yükleme kapasitesine sahip modern teknoloji ile donatılmış kara liman bölgesiyle modern İpek Yolu tren seferlerinin ana durağı konumunda. Bölge aynı zamanda imalat sanayi, enerji şirketleri, Çin’in önde gelen markalarının atölyelerinin yer aldığı farklı bölümleriyle 350 bin kişinin yaşadığı, hâlâ devam eden etapları olan, Urumçi’nin yeni yüzü gibi. 

Yazının devamı...

Pekin Büyükelçiliği’nden turisti cezbetme projesi

13 Kasım 2019

Türkiye’nin ticari olarak Çin’de yoğunlaştığı iki alan; tarımsal ürün ihracatını ve turist sayısını artırmak. Tarımsal ürün ihracatında yol kat etmek zor, ama imkânsız değil. Kiraz ve fıstığın önü açıldı. Sadece bu iki üründe Çin’in yıllık ithalatı 1,7 milyar dolar. Gökkuşağı ve nehir alabalığı, orkinos gibi su ürünlerinin ihracatı için de protokol imzalanırken, 250 milyon dolarlık potansiyel pazarın kapıları aralandı. Şimdi kanatlı hayvan, süt ve narenciye ürünleri için çaba sarf ediliyor. Tarımsal ürün ithalatı düzenli olarak yüzde 15 oranında artan ve 2018 yılında dünyadan 83 milyar dolarlık tarım ürünü ithal eden Çin’in pazar olarak önemi ortada.

Metrobüs duraklarındaki Çince tabelaların kaldırılmasının Çin hükümetinde yarattığı üzüntü bir yana, 1,4 milyar nüfuslu ülkenin 100 milyonu turist. Hem de tam Türkiye’nin ihtiyacı olan tipte. Diğer uzakdoğu turist profili gibi; kum, güneş, deniz yerine kültür turizmi müşterisi. İlgi alanı bir süredir Japonya, Endonezya, Kore gibi yakın coğrafyadan, başka kıtalara çevrilmiş bir kitle. Çinliler 2018 yılında kişi başına 3 bin 49 dolar ile dünyanın en fazla para harcayan turistleri. TÜİK verilerine göre ise, geçtiğimiz yıl Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçilerin ortalama harcaması 678 dolar. Dolayısıyla düz hesap, daha fazla Çinli turist eşittir daha fazla turizm geliri...

Geçtiğimiz yılı ‘Türkiye turizm yılı’ ilan eden ülkenin Devlet Başkanı Xi Jinping (Şi Cinping) ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belirlediği hedef ise 1 milyon Çinli turist. 2018’de Çin’den Türkiye’ye gelen turist sayısında yüzde 60 artış ile 400 bin’e ulaşıldı. 2019’un ilk 9 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12.7 artış ile 290 bin turist sayısına yaklaşıldı. Yıl sonu hedefi 500 bini yakalamak.


Yazının devamı...

Çin’in ‘tabela’ hassasiyeti

12 Kasım 2019

Türkiye ile Çin ilişkilerinin son dönemde kaydettiği aşamanın önemli göstergelerinden biri, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in haziran - temmuz döneminde ikisi uluslararası toplantı olmak üzere üç kez bir araya gelmiş olması. Erdoğan son olarak temmuzda Pekin’i ziyaret etti. İki tarafın yetkilileri de ilişkilerin gelişme potansiyeli olduğunu belirtiyor. Ancak geçen hafta Türkiye’den bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan Çin hükümet yetkilileri, potansiyelden realiteye geçişin, iki ülkenin Şincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki uygulamalara farklı bakışından kaynaklı sorunların aşılması gerektiği mesajını verdi.

Çin, 90’larda bölgede artış kaydeden ve topraklarının iç bölgelerine de sıçrayan terör saldırılarından sonra Müslüman nüfusun ağırlıklı yaşadığı Şincan’da tartışma yaratan bazı uygulamalar başlattı. Batı kamuoyunda toplama kampı olarak tanımlanan, Çin’in ise meslek eğitim merkezi adını verdiği merkezler bunlardan biri. Çin yönetimi, terör ve aşırıcılıkla ilintisi tespit edilen, hafif suçluların bu merkezlerde eğitilerek topluma kazandırıldığını savunuyor. Sosyalist sistemle yönetilen ülkenin anayasasına göre 18 yaşına kadar hangi etnik ya da inançtan olursa olsun kimsenin din eğitimi alamadığı belirtiliyor.

3 yıldır terör saldırısı yok

Çin yönetimine göre; Şincan konusu etnik ve dini değil, terörle ve aşırıcılıkla mücadele konusu. Ayrılıkçılık, bölücülük, terör konusunda herhangi bir olumsuzluğun öncelikle bu bölgeden çıkıp, yayılacağına dair bir anlayış var. 2013 Tianammen meydanı ya da 2014 Kunming tren istasyonu saldırıları da bu görüşe örnek gösteriliyor. Alınan tedbirlerle üç yıldır terör olayı yaşanmaması da uygulamaların başarısına bağlanıyor.

Tüm kademelerden yöneticilerin sürekli altını çizdiği bir başka konu, ABD ve AB ülkelerinin Şincan’ı istismar ederek, ülkelerin dayanışmasını bozmak istediği. Sık sık “Alınan tedbirlerin siyasallaştırıl-masına karşıyız” ifadesi kullanılıyor.

Türkiye - Çin ilişkisinde Şincan’in yeri konusunda ise, “ne zaman iki ülke ilişkilerinde önemli bir gelişme yaşansa; Şincan ile ilgili bir olumsuzluk gündeme geliyor” vurgusu yapılarak “Bir kere olsa tesadüf dersiniz, ama hep mi tesadüf” deniliyor.

Türkiye, Şincan konusunda soydaşlık bağı ve yıllardır topraklarında yaşayan Uygurlar nedeniyle duyarlı. Buna karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Pekin ziyareti sonrasında hem konuya karşılıklı hassasiyetleri dikkate alarak çözüm bulunabileceği belirtti. Erdoğan, “Bu konuyu istismar eden yaklaşımlar da var. Bu tür istismarları yapanlar, bir tür rant elde etme gayretine   girenler ne yazık ki işin büyük ölçekte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir karşı devletle ilişkilerini düşünmeden  duygusal bazı hareketler içine girerek bedelini, faturasını gerek kendi soydaşlarına, gerekse Türkiye Cumhuriyeti devletine ödetiyorlar” dedi. Erdoğan inceleme için bir heyetin Sincan’a gidebileceğini de açıkladı.

Erdoğan’ın açıklamalarından memnuniyet duyulduğunu doğrulayan Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye ile ilişkilerden sorumlu genel müdür yardımcısı Qian Minjian heyet konusunda görüşmeler yapıldığını belirterek, “Ancak bakan düzeyinde tıkanmış görünüyor. Açık ve şeffaf bir şekilde bir an önce heyeti ağırlamak istiyoruz” dedi.

Yazının devamı...