Anlaşma onayıyla verilen mesaj

Geçen hafta Meclis Dışişleri Komisyonu, yeni yasama dönemindeki ilk toplantısının gündemine iki ülkeyle ilgili anlaşmaları özellikle aldı. Amaç, bu iki ülkeye dair uluslararası gelişmeler karşısında Türkiye’nin pozisyonunu ve mesajını bir kez daha vurgulamaktı. Bu ülkeler Azerbaycan ve Filistin’di.

Komisyonda Azerbaycan ile yapılan iki anlaşma onaylandı. Biri enerji alanında işbirliğine diğeri de tercihli ticaret rejimine ilişkindi. Malûm, Bakü - Tiflis - Ceyhan Petrol Boru Hattı, TANAP, 19.5 milyar dolar tutarıyla özel sektörün Türkiye’de tek noktaya yaptığı en büyük yatırım olan STAR Rafinerisi ile iki ülke arasında zaten iyi işbirliği örnekleri mevcut.

Azerbaycan’a liberal piyasa rehberliği

Komisyonun onayladığı son işbirliği anlaşması ise enerji ve madencilik alanında yeni bir perspektifi yansıtıyor. Bu çerçevede anlaşmanın üç temel amacı olduğu söylenebilir. Birincisi hidrokarbon zengini Azerbaycan aynı zamanda yenilenebilir enerji alanında gelişmek istiyor. Türkiye ise yakın zamanda, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji üretimindeki payını yüzde 64 düzeyine ulaştırdı. Dolayısıyla anlaşma ile iki ülkenin bu alanda işbirliği yapabilmesi hedefleniyor. İkincisi, Azerbaycan halen üretim, iletim ve dağıtımın tek şirketten yönetildiği elektrik piyasasını liberalize etmek, bu çerçevede Türkiye’nin bu alandaki deneyiminden faydalanmak istiyor. Üçüncüsü de iki ülkenin madencilik alanında sadece Azerbaycan ve Türkiye’de değil, üçüncü ülkelerde de iş birliği yapılabilmesini hedefliyor.

Dışişleri Komisyonu’nun onayladığı, Azerbaycan ile ticarete konu olan malların çeşitlendirilmesini amaçlayan tercihli ticaret anlaşmasının en önemli özelliği ise Bağımsız Devletler Topluluğu olarak anılan ülkelerle Türkiye arasında yapılan ilk ve tek anlaşma olması. İki ülke işlenmiş ve işlenmemiş gıdalardan oluşan on beşer üründe, belirlenen kotalar dâhilinde gümrük vergilerini sıfırlayacaklar. İlgili bürokratların verdiği bilgiye göre, anlaşma iki ülke arasındaki ticarette 108 milyon dolar civarında bir artış sağlayacak. Orta vadede ise anlaşmanın kapsamının genişletilerek, hizmet ticareti ve yatırımları da kapsayacak şekilde yeni nesil bir serbest ticaret anlaşmasına dönüştürülmesi planlanıyor.

Anlaşma onayıyla verilen mesaj

Filistin’e hurma desteği

Geride bırakılan haftalarda Hamas ve El Fetih arasındaki görüşmelerin son turuna da ev sahipliği yapan Türkiye, komisyonun onayladığı karar ile Filistin ekonomisine verdiği desteği artırmayı da hedefledi. Zaten ekonomik güçlük içinde olan ülkenin en önemli girdisi olan turizm de salgından etkilenince mağduriyet daha da arttı. Bu nedenle Filistin’den gelen başlıca ihraç ürünü hurma ihraç kotasını 3 bin tona çıkarma teklifini Türkiye hızla gündeme aldı. Filistin’de hurma al-sat dönemi başladığı için kararın Meclis’ten geçerek olabildiğince erken yürürlüğe girmesi önemliydi. 2019’da bu ülkeden 6 milyon 660 bin dolar karşılığı 1.357 ton hurma ithal eden Türkiye 3 bin ton karşılığında yaklaşık 15 milyon dolar civarında destek sağlamış olacak.

Şentop 8 yıllık   geleneği sürdürdü

Geçen hafta Meclis’te bir geleneğin sürdürülmesine de tanıklık edildi. Eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek döneminde başlayan gelenek, yargı kurumlarının başkanlarıyla aynı masa etrafında buluşma. Kurumların dönüşümlü ev sahipliği yaptığı, özel gündemi olmayan yemeğin bu sefer ev sahibi TBMM Başkanı Mustafa Şentop’tu.

Son dönem verdiği kararlar nedeniyle önce İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eleştirdiği ardından da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yeniden yapılandırılması tartışmasını açtığı Anayasa Mahkemesi’nin Başkanı da yemekte olunca, akla ‘acaba konu yemekte konuşulan konular arasında mıydı’ sorusu geliyor. Meclis Başkanı Şentop’u aradım ve sordum. “Kesinlikle hayır” diye sözlerine başlayan Şentop yemeğin amacının yargı ve yasamadaki kurum ve kurulların insani ilişkilerdeki mesafeyi ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. “Herkes kendi oturduğu koltuktan diğeri ile ilgili değerlendirmeler yapıyor. Tabiri caizse, bir soğukluk, bir mesafe var” diyen TBMM Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü: Herkesin görevi kanunlarda, anayasada belli. Herkes görevini yapacak. Ama hepimizin bu ülkede yaşayan insanlar olduğumuzu bilmemiz önemli. Bu da ancak gidip gelmeyle, görüşmeyle sağlanabilecek bir şey. Bu sağlanmazsa o zaman herkes  kendi oturduğu koltuktan, kürsüden diğer taraflara, çatıp duruyor. Bu toplantı beşeri ilişkileri geliştirme açısından düşünülmüş, faydası da olmuş. Kimsenin alanıyla ilgili bir şey konuşulmuyor. Meclis’teki kanun, ya da bir kurumda bakılan bir dava da asla gündeme gelmiyor.