Bilinmeyen Yönleriyle Interpol

KOVID 19 dünyaya yayılırken ülkelerin ilk tepkisi sınırlarını kapatmak, uçuşları durdurmak oldu. Bu durum iş hayatı, turizm, ticaret kadar olmasa da, kısmen uluslararası suç ve suçluyla mücadeleyi de etkiledi. Sınırları aşan suçlar konusunda iş birliği yapan polis teşkilatları ortak operasyonlara, suçlu transferlerine mecburen ara vermek zorunda kaldı. Bürokratik işlere ağırlık verilen bu dönemi Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol - Europol Daire Başkanı Lüfti Çiçek “Bilinmeyen Yönleriyle Interpol” adlı kitabı yazarak değerlendirmiş. 10 Nisan Polis Günü’nde piyasaya çıkan kitabı okuduktan sonra merak ettiklerimi yazarına sordum.

“Hakkında kırmızı bülten çıkarılan....”, “tüm dünyada aranan....”, “uluslararası iade...” gibi ifadeler birçok kişinin dikkatini çekiyor. Ancak Çiçek, içerikte verilen bilgilerin çoğunluğunun yalan yanlış, kulaktan dolma olduğu görüşünde. “Söylenenlerin yüzde 50’si yanlış” diyen Çiçek, kitabı bu nedenle kaleme almış. Bir de bu konuda daha önce yazılmış kitabın meslekten atılmış bir kişiye ait olması, başında olduğu birim adına onu rahatsız ettiği için.
Çiçek kitapta üye sayısı itibarıyla Birleşmiş Milletler’i (BM) bile geçen Interpol’ün tarihi, kuruluş amacı, Türkiye ile ilişkilerine dair bilgi verirken, noktayı da halen başında olduğu birimin geçmişten bu yana imza attığı bazı operasyonlarla koymuş. Kendisine öncelikle “Interpol kuruluş amacını karşılıyor mu?” diye sordum. “10 üzerinden puan verirsek 7” diye cevapladı ve nedenini şöyle açıkladı: Adi suçlar, uyuşturucu, kaçakçılık, cinayet, hırsızlık bu tip suçlarda tamam, iş birliği gayet iyi. Ama iş batılıların ‘siyasi’ dediği konulara gelince... AB mentalitesi, Interpol’e enjekte. AB, FETÖ’ye terör örgütü demiyorsa, onlar da demiyor. Şu anda hakkında kırmızı bülten çıkmış tek FETÖ’cü, Cumhurbaşkanımıza suikast girişiminde bulunan timden Burkay Karatepe. Onun haricinde bu işe girmek istemiyorlar.

İptal edilen kırmızı bültenler

Çiçek, kitabında detaylı olarak anlatıyor. Interpol bu konuda anayasasının ikinci ve üçüncü maddelerini gerekçe gösteriyor. Bu maddelere göre; Interpol her türlü, siyasi, askeri, dini, ırki konuların dışında. Dolasıyla diyor ki; “bu bir askeri darbe”. Peki PKK? YPG? DHKP-C? Kitaptaki şu bilgi fikir verebilir; “1980 - 2020 yılları arasında iadeleri reddedilen 1000 civarında teröristin, PKK terör örgütüyle bağının olması düşündürücüdür. Özellikle mültecilik ve vatandaşlık sebebiyle 500’ün üzerinde teröristin Avrupa ülkelerinden ülkemize iadelerinin reddedildiği de kayıtlara geçmiştir...” Yine kitaptan öğreniyoruz ki; Türkiye’nin FETÖ iltisaklılarıyla ilgili pasaport veri giriş yetkisi, Interpol Genel Sekreterliği’ne göre FETÖ bir “sosyal hareket” olduğu için, 2 yıl süreyle askıya alınarak 600 civarında FETÖ bağlantılı kırmızı bülten talebi reddediliyor. Burkay Karatepe hakkında ilk önce reddedilen kırmızı bülten talebi de Türkiye’nin girişimlerinde geri adım atmaması üzerine kabul edilmek zorunda kalınıyor.

Bilinmeyen Yönleriyle Interpol




FETÖ, PKK ve diğer terör iltisaklı oluşumların STK’ları; “mültecilik”, “insan hakları” ,”vatandaşlık” gibi kavramları kullanarak Avrupa kurumları üzerinde sağladıkları etkiyi Interpol’e de sirayet ettirebiliyor. Bunun örneği 2017’de Interpol Genel Kurulu’nda kabul edilen mültecilik politikası kararı sonuncunda ortaya çıktı. Türkiye’nin, en az yarısı silahlı ve bombalı eyleme karıştığı tescillenmiş 300’e yakın terörist hakkındaki kırmızı bülteni silindi. Bunların arasında PKK’nın üst düzey sorumlusu olmalarının yanı sıra uyuşturucu kaçakçısı olarak da ABD tarafından haklarında yaptırım kararı olan Cemil Bayık, Duran Kalkan, Remzi Kartal ve Sabri Ok ile birlikte Adem Uzun da bulunuyordu. Avrupa’ya da korku salan DAEŞ konusundaki tutum ise çok farklı. Türkiye’nin DAEŞ terör örgütü üyeleri hakkında yaptığı 70 civarında kırmızı bülten talebi reddedilmeden yayınlandığı gibi, iptal de edilmedi. Çiçek kitabında bu tespite ilişkin şunu söylüyor; “Bu rakamlar ışığında, Interpol Genel Sekreterliği’nin örgütler arası ayrım yaptığı ve ülkemizin FETÖ/PDY, PKK/KCK,DHKP/C ve diğer örgütlerle mücadelesinde yalnız bıraktığı ortadadır.”


Bilinmeyen Yönleriyle Interpol



Çiftlik Bank Mehmet Aydın’a yakın takip

Çiçek kitabının son bölümünü Türk Interpol’ünün başarılarına ayırmış. FETÖ’nün Myanmar imamı Furkan Sökmen’den, uyuşturucu baronları Urfi Çetinkaya, Hüseyin Baybaşin, Hurşit Han, Abdullah Baybaşin, Nejat Daş’a kadar bir dizi isme ilişkin operasyonları da aktaran Çiçek’in değindiği son isim kamuoyunda Çiftlik Bank olarak bilinen dolandırıcılık olayının faillerinden firari Mehmet Aydın. Aydın ve 8 adamı hakkında kırmızı bülten düzenlendi, çoğu yakalandı. Uruguay’da yakalanan ancak adli kontrolle serbest bırakılan Osman Naim Kaya’nın iade süreci devam ediyor. Cengiz Samur’un evlilik yoluyla ABD vatandaşlığı edindiği tespit edildi, ABD’den iadesine çalışılıyor. Ama en önemlisi Mehmet Aydın... Çiçek bu konuda sadece şu kadarını söylemekle yetindi; “adım adım izliyoruz”. Aydın’ın sevgilisinden çocuk sahibi olduğu da, hedef şaşırtmak için sahte intihar ya da Ukrayna’da görüldü gibi haberler yaptırdığı da biliniyor.

KOVID 19 sonrası normalleşmeye bağlı olarak yavaş yavaş uçuşlar da açılıyor.