İddia, hazırlık, politika ve değişim

AK Partili Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan geçen hafta, sosyal medya hesabından “HDP’ye karşı birleşen, terörü reddeden, mütedeyyin, muhafazakar, vatanın birlik ve beraberliğine tam destek veren Kürt siyasetçiler yeni bir parti kurup Cumhur İttifakına destek verecekler... Taze ve kesin bilgidir... Haydi hayırlısı..” paylaşımı yaptı. Bu paylaşım istihbarat kabul edilip, peşine düşüldüğünde ortada “henüz” bir kaç kaynak tarafından teyit edilen, somut bir bilgi yok. İddia ise muhtelif. Akla gelen bir çok olasılık da, iddia formatına sokulmaya müsait.

HDP açısından

Her şeyden önce, uzun yıllardır siyaset kulislerinde, “devlet onaylı”, “PKK’ya müzahir olmayan bir Kürt Partisi” fikri konuşulagelmiştir. Ancak bundan ayrı olarak, 25 Eylül 2020’deki Kobani olayları soruşturması kapsamında aralarında HDP eski milletvekilleri ve belediye başkanlarının da olduğu 82 kişi hakkındaki tutuklama kararından bu yana, soruşturmanın HDP’nin kapatılmasına doğru giden bir sürecin ilk adımı olduğuna dair yorumlar var. Bunları HDP de ciddiye alıyor olmalı ki, Eş Genel Başkan Mithat Sancar, 25 Ekim 2020 tarihli bir röportajında, partinin kapatılması olasılığına karşı B planları olup olmadığı sorusuna, “Her seçeneğe hazırlıklı olmak gerekir. Biz gereken hazırlıkları yapıyoruz” yanıtını verdi. HDP’nin kapatılma olasılığına karşı yedeğinin, hâlen TBMM’de Diyarbakır milletvekili Salihe Aydeniz ile temsil edilen Demokratik Bölgeler Partisi olduğu biliniyor.

Son dönemde asıl atıf yapılan ise, iki ‘muhafazakar’ ve HDP ile bağlantılı ismin açıklamaları. Bunlardan biri Kobani soruşturmasıyla tutuklanan Kars eski Belediye Başkanı, HDP’li Ayhan Bilgen. Bilgen tutuklandıktan kısa süre sonra cezaevinden, “HDP tersine Türkiyelileşme yaşıyor” başlıklı bir açıklama yaptı. Milletvekilliğinin son döneminden bu yana eleştirilerini parti içinde dile getiren ve sonuç alamadığı konuşulan Bilgen, açıklamasıyla HDP’yi bu kez kamuoyuna açık şekilde ve yüksek sesle eleştirmiş oldu. 

İkincisi ise, HDP ile yolunu 2018 seçimlerinden önce “Solun Kürt siyasal hareketi içerisindeki etkisini” ve “HDP’nin, HÜDA-PAR’la ittifak yapmamasını” gerekçe göstererek ayıran, eski milletvekili Altan Tan. Tan, Ayhan Bilgen’den hemen sonra, siyasi bir çalışma içinde olmadığını ancak ‘HDP kadro ve politikalarında bir değişikliğe gitmezse her şey olabileceğini’ söylemişti. Sayan’ın paylaşımındaki tarif ve söylentiler üzerine, Milliyet muhabiri Namık Durukan, Tan’a bir kez daha ulaştı ve bir parti çalışması içinde olmadığı cevabını aldı. 

Buraya kadarki tüm yorumlar, iddialar HDP’den hareketle yapılanlar... Nereye evrileceklerini zaman gösterecek.

AK Parti açısından

Ama Sayan’ın paylaşımında da yer alan, işin bir de Cumhur İttifakı’nı ilgilendiren yönü var. Çünkü Sayan’ın paylaşımı bir başka açıdan da, hem AK Parti’nin desteklediği bir partileşme çabası olduğu, hem de Cumhur İttifakı’nın buna ihtiyaç duyduğu izlenimi veriyor...

AK Parti’nin içinden çıkan iki partinin, AK Parti ile arasına mesafe koyan Kürt seçmeni kazanmak ve fark yaratmak için, söylemde ve eylemde ekstra çaba sarf ettiği görülüyor. 23 Eylül 2020’deki yazıda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, Doğu’da anketlerde ikinci parti oldukları iddiasını aktarmıştım. Parti geçenlerde de Kürtçe twitter hesabının duyurusunu yaptı. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın da, Van’da terör örgütüne yönelik operasyon sırasında gözaltına alınırken darp edildiği ve hayatını kaybettiği iddia edilen Servet Turgut’un ailesini ziyaret etti.

AK Parti şu aşamada, her iki partiyi de risk olarak değerlendirmiyor. Ancak bundan bağımsız olarak politika değişikliğine ihtiyaç olduğuna dair sesler yavaş yavaş duyuluyor. Çözüm Süreci, 15 Temmuz darbe girişimi ile Suriye ve Irak’ı içine alan güvenlik tehdidiyle son 5-6 yıldır izlenen güvenlik ağırlıklı politikaların hedefe ulaşılmasını sağladığı, olağanüstü şartların büyük ölçüde geride kaldığı belirtilerek, bir başka aşamaya geçilmesi gerektiği görüşünü dillendirenler var. Terörün her türlüsünün Türkiye için her dönem ve koşul altında tehdit olmaya devam edeceği, dolayısıyla güvenlik politikalarının önemini her zaman koruyacağı vurgulanarak, “Ancak sürekli güvenlik konsepti içinde yaşanamaz” deniliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı ile birlikte son iki haftadır yaptığı reform vurgusuna bu açıdan da bakılması gerektiği belirtiliyor.

Sayan’ın paylaşımından sonra görüşüne başvurduğum, bölge siyasetinde yıllardır yer alan AK Partili bir milletvekili, söz konusu paylaşıma tepkiliydi. Milletvekili, paylaşımın, AK Parti’nin arkasında olduğu bir partinin kurulacağı imajı verdiğini ve bunun “Biz muhafazakar Kürtlerin siyasi adresi ve partisi olmaktan çıktık, bu kesimin oyunu dolaylı alabilmek için, yeni bir  parti kurulmalı” gibi bir anlama yol açacağını belirtti.

AK Parti’nin Ortadoğu’nun ve Türkiye’nin en büyük muhafazakâr Kürt partisi olduğunu, onun bu rolünü, misyonunu azaltmak isteyenlerin muhafazakâr Kürtlerin oyuna talip olabileceğini kaydeden milletvekili sözlerini şöyle sürdürdü:  

“Doğu, güneydoğuda sadece muhafazakar Kürtler mi var? Laik, seküler Kürtler yok mu? AK Parti sadece muhafazakârlardan oy alarak mı iktidarda kaldı? AK Parti’nin asıl sorunu muhafazakâr Kürtlerle buluşmaktan çok, seküler Kürtlerle buluşmak. Kürtlerin en büyük problemi de muhafazakar bir parti kurmak değil, PKK vesayetinden kurtulmak. Asıl yapılması gereken AK Parti’nin rolünün, misyonunun daha da güçlenmesini sağlamaktır. Cumhurbaşkanı’nın arkasında durarak, AK Parti’nin  muhafazakar Kürtlerin de, laik Kürtlerin de adresi haline gelmesi için, yeni fikirler ortaya konulmalıdır. İkinci olarak da, bir bütün olarak HDP, Kürt sivil toplumu ve aydınları PKK vesayetinden kurtulmalıdır.”