İki şehrin hikâyesi

Geçen hafta biri Türkiye’nin güney doğusunda, diğeri kuzey batısında iki ayrı şehirdeydim. Önce kalabalık bir grupla Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun davetiyle Şırnak’ta bu yıl uluslararası düzeyde düzenlenen Cudi Cup 2022’nin açılışına katıldık. Bakanlığın himayesinde Türkiye Tenis Federasyonunun (TTF) desteği ve koordinasyonu, Şırnak Valiliği, belediye ve Şırnak Üniversitesinin (ŞÜ) katkılarıyla düzenlenen turnuvada Türkiye, Rusya, Litvanya, Kazakistan, Tunus, Polonya, İran, Gürcistan ve İngiltere’den 14 yaş ve altı 37’si kız 81 sporcu yarıştı.

Cudi Cup 2022, tıpkı bölgede son yıllarda düzenlenen rafting, yamaç paraşütü, futbol, kick boks turnuvaları gibi doğu ve güneydoğuda terörle mücadelede ulaşılan başarının kanıtı. Turnuvanın açılışından iki gün sonra, Şırnak’tan yeni görev yeri Mersin’e gitmeye hazırlanan Vali Ali Hamza Pehlivan, Şırnak’ın Türkiye’nin nüfusu en genç iki ilinden biri olduğunu hatırlatarak, “Yaş ortalamamız 21 ve her geçen gün sporcu sayımız artıyor. 3-4 yıl öncesinde 20 binli rakamlardayken şu anda yaklaşık 50 bin lisanslı sporcumuz var. Bunlar tesislerle, desteklenmeyle oluyor” diye anlattı.

Son iki yılda İçişleri Bakanlığı bir yandan terörle mücadele için 20’nin üzerinde güvenlik kulesi ve üs bölgesini oluştururken, öte yandan Gençlik ve Spor Bakanlığı da Şırnak’ın her ilçesinde birden fazla yatırım yapmış. Turnuvanın gerçekleştirildiği üniversite kampüsünde ikisi kapalı, toplam 6 kort var. Çocuğunu İstanbul’dan turnuva için getiren bir veli, en ince ayrıntısına kadar her şeyin düşünüldüğünü, katılımı teşvik etmek için sporcuların tüm masraflarının karşılandığını anlattı. Yetkililer de Şırnak’ın, Türkiye’de haftalık spor tesislerinin kullanılmasında beşinci sırada olduğunu, kentte sadece 3 binin üzerinde çocuk ve gencin tenis ile ilgilendiğini, lisanslı sporcu sayısının 600’ü geçtiğini belirtiyor.

Şırnak’tan Karadeniz’e balık

Devlet kurumlarının ortaklaşa çabası, 2014 yılından bu yana Şırnak’taki üniversite öğrenci sayısını yüzde 100’ün üzerinde artırmış. 2019’da en iyi eğitim kampüsü ilan edilen Şırnak Üniversitesi’nin Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan  coşkuyla 2017’de göreve geldiğinde 800 olan öğrenci sayısının bugün 4 bin 800’e yükseldiğini anlattı. Erkan “Hedefimiz öğrenci sayısının seneye 5 bin 500’e çıkarılması. Kapasitemiz 7 bin. Artık Türkiye’nin her yerinden öğrenci geliyor” dedi. Erkan, Muğla’dan öğrencileri olmadığına üzülüyordu. Kendisi de Şırnak’ta doğan Rektör Erkan bölge gençlerinin kabiliyetiyle övünüp, “Teniste şampiyonlar çıkmaya başladı. Liseler ve engellilerde Türkiye birincisi Şırnak’tan çıktı. Bunlar tesadüf değil” dedi ve o da altyapının önemine dikkat çekti.

Üniversitede açılan bölümler de şehrin, bölgenin potansiyel ve ihtiyaçlarına göre belirlenmiş. Eğitim evet ama asıl istihdam hedeflenmiş. Mesela seracılık ve balıkçılık.... Bölgede Çetintepe, Musatepe, Kavşaktepe, İnceler-Ballı ve Hilal-Uludere Barajlarında alabalık yetiştirme hedefi var. Erkan iddialı bir şekilde, “Karadeniz’e balık satışı yapacağız. İleride hedefimiz bu. Larva üretimi yapıyoruz” dedi.

Kentte bir çaba ve beklenti de Hz. Nuh’un gemisinin indiği yer olarak kabul edilen Cudi Dağı Sefine bölgesini kapsayacak bir Tabiat Parkı ve Milli Park ilanı. Adım adım yol alınıyor. Bir süredir doğaya ceylanlar salınıyor. Nesli tükendiği düşünülen Anadolu Parsı görüntülenmiş. 50’nin üzerinde endemik bitki olduğu da biliniyor. Tabiat Parkı ve Milli Park aşamalarına gelindiğinde, güvenlik amacıyla yapılan yolların etkinlik ve kamp alanlarıyla birleştirilmesi, vahşi yaşamın gözlemlenebileceği alanların oluşturulması, foto safari, trekking gibi etkinliklerin de hayata geçirilmesi planlanıyor.

Antik kent, doğa ve damak çatlatan lezzetler birlikteliği

İkinci durağım, memleketim Düzce’ye ise bu kez Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün davetiyle gittim. Milliyet Yazı İşleri Müdürlerinden, Milliyet Arkeoloji’nin de Yayın Yönetmeni Menderes Özel, Mutfak Dostları Derneği Başkanı, aynı zamanda gazetemiz yazarı Zeynep Kakınç, foto muhabiri Ozan Güzelce de davetin diğer konuklarıydı.

Özlü, Düzcelilerin ‘alıştığı’ tarzda bir siyasi profil değil. Uzun yıllar sürdürdüğü üst düzey bürokratlığı döneminde devleti ve kurumları, milletvekilliği, komisyon başkanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı görevlerinde siyasetin dinamiklerini çözen Özlü, kent için geliştirdiği projelerde bunun kolaylaştırıcılığını kullanıyor. Bu sayede hız kazanıp, tıkandığı noktalarda da mühendisliğini kullanarak farklı çözümler üretebiliyor.

Yıllarca memleketimde ağırladığım konuklarımın Ankara ile İstanbul’un tam ortasındaki merkezi konumuna, yeşilin ve mavinin her tonunun denizinde, şelalelerinde, yaylalarında harmanlanmasına ve etnik, kültürel çeşitliliğini yansıtan mutfağına rağmen Düzce’nin neden yeterince kıymetlenmediğine ilişkin sorularını duydum. Bunun bence birkaç nedeni vardı. Birincisi; Düzcelilik bilincinin eksikliği. İkincisi; potansiyele inançsızlık. Üçüncüsü, kolaycılık. Özlü gördüğüm kadarıyla üçüyle de mücadele ediyor. Bunun sonucunda da ortaya, yıllardır 40 basamaktan ibaret sandığımız kalıntılar yerine, Prusias ad Hypium Antik Kenti kazısı, etnik kimliklerin yaşatılması, birbirleri ile etkileşimlerinin sonucu olan yöresel yemeklerin daha çok damağı çatlatması için Mutfak Sanatları Merkezi gibi projeler çıkıyor. Bunlara ilişkin daha fazla ayrıntıyı Menderes Özel’in ve Zeynep Kakınç’ın kaleminden, Ozan Güzelce’nin objektifinden yansıyanlarla Milliyet sayfalarında bulacaksınız.