Kayıp Afgan Ordusu da DAEŞ - K’ya katılabilir mi?

25 Ağustos 2021, başta ABD olmak üzere NATO’unun çekilmesiyle “Asya’nın kalbi”nde bundan sonra olup bitecekler anlatılırken referans verilecek tarih olacak. DAEŞ’in Horasan Vilayeti kolu için, DAEŞ - K, ISIS - K, IS-K, Horasan DAEŞ’i (HOD), Horasan İslam Devleti (HİD) gibi farklı kısaltmalar kullanılsa da hepsi aynı sonuca ulaştırıyor: Aralarında çocukların da olduğu 170’den fazla kişiyi öldüren eylemin sahibi. “Taliban deyince aklımıza, El Kaide gelmeyecek miydi?” diye başlayan ve devam eden soruları duyunca, çekilmenin başlamasından bu yana asıl “Taliban için El Kaide’yi değil Horasan İslam Devleti’ni konuşmak” gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Hilmi Demir’e başvurdum. Radikalizm, Selefilik, mezhep çatışmaları konularında Türkiye’nin önde gelen uzmanlarından olan Prof. Demir, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) bünyesindeki Ortadoğu ve Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü’nün (OAS)de direktörü.

Demir, Afganistan sınırları içinde Taliban’ın rakibinin El Kaide değil, DAEŞ ve dolayısıyla DAEŞ - K olduğunu vurguluyor.

El-Kaide’nin batı devletleri için küresel ölçekte tehdit oluşturduğunu, Taliban’ın iktidara gelmesinin, El Kaide’nin alanını sınırlasa bile bunun bölgede örgütü tamamen etkileyecek boyutta olmayacağını belirten Prof. Demir, DAEŞ - K ile Taliban arasındaki “rekabeti” şöyle anlatıyor:

“Birbirlerinin şeriat devletlerini beğenmiyorlar.  Biri, öbürünü ılımlı buluyor. Taliban iktidarı ele geçirdiğinde DAEŞ’in resmi dergisinde uzunca bir baş yazı kaleme alındı. Taliban, Amerika ile iş birliği ile Molla Birader de CIA’in casusluğuyla suçlandı.”

Kayıp Afgan Ordusu da DAEŞ - K’ya katılabilir mi

Afganistan ordusu da örgüte katılabilir mi?

DAEŞ - K’yı ‘hibrit bir örgüt’ olarak tanımlayan Demir, örgütün eski Pakistan Taliban, eski El Kaide, eski Afganistan Taliban, Özbekistan İslami Hareketi üyelerinden oluştuğunu belirterek bu 4’lüye 5 inci olarak artık dağılan Afgan ordusunun subay ve askerlerini de dahil ediyor. Demir, Irak örneğini hatırlatıyor:

“Afganistan’ı gözlemlediğimiz zaman Irak’takine benzer bir yorum yaptık. Ordusu birden çekildi, büyük ordu vardı ama hiçbirini göremedik sahada... Herkes diyor ki, ‘ordu Taliban geldiği zaman silahlarını bırakıp kaçtı’. Ama şunu unutmamak lâzım, bu ordu uzun zamandır Taliban ile savaşıyordu. Ne kadar kaçsa da, bu ordu da Taliban ile ciddi anlamda kan davası yürütecek...”

Yıllardır batılı devletler tarafından eğitilen, donatılan, yıllarca mücadele ettiği bir örgütün benzerine nasıl katılabilir?

İtici güç

Demir’in yanıtı şöyle:

“Saddam’ın ordusu da sekülerdi. O ordu çok mu dinciydi? Biz buna radikalleşmede ‘itici güç’ diyoruz. Çoğu kez oraya ideolojik olarak benimsediğiniz için gitmezsiniz. Başka gidecek yeriniz yoktur. İkincisi; sizi oraya sevk eden intikam duygusudur. Üçüncüsü; cezalandırılma korkusudur, ele geçirildiğinizde ya sizi hapse atacak ya da idam edecek. Yurt dışına da kaçamadığınız durumda, bir örgüte sığınacaksınız. Mutlaka olacaktır, Irak’ta gördük. Dağılan orduların tepkisi pek çok yerde böyledir. Devrim geldiğinde, büyük sokak hareketleriyle ordular dağıldığı zaman, aynı şey olur. Yeraltına inerler, bazı mafya örgütlerine kayarlar. Mutlaka olur. “

Prof. Demir Peştunvali denilen Peştun yaşam tarzı ve değerlerinden birine özel vurgu yapıyor. Peştunvali’nin temel unsurları; misafirperverlik, intikam, sığınma sağlama, cesaret, namus ve Jirga adı verilen Aksaçlılar Meclisi. Kendilerine yapılan bir hakareti asla unutmayan, cesaretlerini savaşta ispatlamaları gerektiğine inandıklarından savaştan asla korkmayan Peştun kültürüne dayanan Taliban’da Demir; ‘intikam’ın altını çiziyor:

“Peştunlar, kendilerine yapılan ihaneti de kesinlikle unutmazlar. Dolayısıyla Afgan ordusundaki askerlerin yıllarca onlara yaptıklarını Taliban unutacak mı? Hiç zannetmiyorum. Peki Batı’ya gidemeyenler nereye gidecek? Benim kanaatim, Batı’ya gidemeyenler muhtemelen yer altına inecek ve daha sonra Taliban’a karşı Horosan İslam Devleti’nin örgütlenmesine ve ayaklanmasına katılacaklar. Bir benzerini Irak’ta, Saddam’ın askerlerinde yaşamıştık. Dediğim unsurlara bir de bunu kattığımız zaman ciddi tehlikeler doğuyor.”

Nedir o tehlike?

“Birincisi, bunlar (DAEŞ - K) Afganistan-Pakistan sınır hattındalar. Yabancı yani YTS (Yabancı Terörist Savaşçı) değiller. Araziyi, insanları, toplumu biliyorlar. İkincisi; muhtemelen Afgan ordusundan ciddi anlamda silah, mühimmat ve destek alacaklar. Taliban için Afganistan’da en büyük risk bu. Daha da risklisi, gelen haberler gösteriyor ki, ABD ile Taliban DAEŞ’e karşı operasyon düzenleyecek. Bu olursa, DAEŞ’e geçişleri besleyecek, artıracak.

Taliban kendi iddiasından da vazgeçmiş olacak. Taliban bütün yabancı silahlı güçlere karşı savaşan bir örgüt değil miydi? Tabanına söylediklerini nasıl savunacak? Örgüt içinde kırılganlık yaratmayacak mı? Bunları yıllardır terör örgütlerinde veya sol örgütlerde görüyoruz. Devletle anlaşan, devlete yaklaşan sol örgütler de bir süre sonra dağılır ve onların yerini daha radikal sol örgütler alır. Bu işin doğasıdır.”

“Kaygan zemin etkisi”nden bahsediyorsunuz...

“Şiddete alışmış topluluklar bunlar, STK değil. Suça, kan dökmeye alışmış örgütsel yapılardan biri ılımlaşmaya başladığı zaman, sert olana doğru her zaman bir kayış başlar. Yaptıkları şeyi yapmaya devam etmek için, öbürüne giderler. Birden ‘silahı bırakın’ diyorsunuz. Karşı tarafta eli silah tutan bir örgüt var. Ne yaparsınız? Alışık olduğunuza doğru gidersiniz. Kaygan zemin bu... Şiddete alışmış topluluklar, şiddetten kolay kolay vazgeçemezler. Bunların rehabilite olmaları, topluma adapte olmaları kolay değildir. İsterseniz devleti verin eline, adam yine şiddete başvuracaktır. Devleti de şiddetle yönetmeye çalışacaktır bir müddet”

Demir’e bir de DAEŞ - K’nın saldırının zamanlamasıyla verdiği mesajı sordum. DAEŞ’in eylemlerinin pek çoğunda görülen özelliklerin bu saldırıda da olduğunu belirterek şunları aktardı:

“Bir; batılı güç var. Taliban bu batılı güçle anlaşmış. Bu batılı güç tarih boyunca Taliban’ın da DAEŞ’in de mücadele ettiği, onların tabiriyle ‘büyük şeytan.’ Örgütün birisi bu ‘büyük şeytan’ın güvenli şekilde ayrılmasına destek oluyor. Öbürü de gelip, ‘öyle bedel ödemeden terk edemezsin’ diyor. Gövde gösterisi yapıyor. Bu eylemle birkaç mesaj vermiş oluyor. İlk mesaj ideolojik taraftarlarına, ‘ben hala Amerika’nın karşısındayım’ diyor. İkincisi; ‘ben hayattayım, buradayım.’ Üçüncüsü; ‘Taliban iş birlikçi, ona kalsa bütün Amerikalıların güvenliğini sağlayacak’ diyor.