‘Saçlarımı İzmir beyazlattı...’

GAZETECİ için haber kokusu almak dünyanın en güzel kokularından yeğdir.
Halk adına kovaladığınız haberler, gelişmeler bu mesleğin en keyifli yanı.
İbre daha sonra haksızlıklar, yenilikler, farklılıklara doğru ilerler.
Bazı istisnaları ise yaşarken görür, hissedersiniz.
Yazsanız bomba haberdir ama olmaz vazgeçer gelişmeleri beklersiniz.
Çünkü o haberi yazmak, yorumlamak, kent ya da bir sektör için elini taşın altına koyanları zan altında bırakırken, bilirsiniz ki birşey yapmayan yalnızca izlemekle yetinen ‘karamsarlık ve olumsuzluklardan’ beslenenleri mutlu eder.
Yılların tecrübesi, bize bunları görmek için yeter.
Velhasıl kelam, İzAir, bu konuda yaşanmış bir örnektir.
* * *
Yaklaşık altı yıl önce kuruluş çalışmaları başlayan İzair’le ilgili zaman içerisinde birçok aşama yaşandı.
Kolay değildi. Ekrem Demirtaş’ın bu konudaki cesaretinin altını çizmek lazım.
100 İzmirli işadamı bir araya getirildi, hisse oranları belirlendi. O heyecan içerisinde uçaklar alındı.
Kente bir hareket geldi. En zor yatırım alanlarından birine, biraz da kentin ismini göklere yazdırmak heyecanıyla bodoslamadan girildi.
Kolay olmadığını da zaman ortaya çıkardı.
Neyse ki yeni kurulan Pegasus Havayolu kurtarıcı oldu ve hisselerin büyük kısmı bir şekilde devredilerek anlaşıldı.
Ancak yaşanan tüm bu süreci “Saçlarımın hızla beyazlamasının sebebidir” diye ilk kez anlattı İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Necmi Çalışkan...
* * *
Çalışkan, özellikle Pegasus’la anlaşma sürecinde Ekrem Demirtaş’ın sağ kolu hatta çoğu zaman arabuluculuk için mekik dokudu.
Bir havayolu şirketini çok ortaklı olarak kurmanın Türkiye’nin değil, dünyanın en zor işlerinden biri olduğunu anlatan Çalışkan, “Bunu biliyorduk ama İzmir’e bırakılacak en güzel eserlerden biri kentin adını taşıyan bir havayolu şirketi olacaktı. Süreç hayli zor geçti. Gece gündüz uykusuz günler yaşadık, maddi kayıplarımız oldu ama hiç pişman olmadım” diyor.
Yıllar sonra Çalışkan’ın anlattıkları enterasan...
“Bu tür yatırımlar büyük yatırımlar, dönüşü oldukça uzun süren yatırımlardır. Biz bunun bilincindeydik ancak birilerinin elini taşın altına koyması gerekiyordu. O yıllarda, bırakın yurtdışını Antalya’ya bile İstanbul üzerinden aktarmalı gidiliyordu.
Elbette bu proje gerçekleştiğinde karşımıza birçok risk de çıktı ve nitekim Pegasus’a hisselerimizin çoğunluğunu satarak, markayı ayakta tutacak bir formül oluşturmak zorunda kaldık. Tahminlerimizin ötesinde sıkıntılar çıktı. Saçlarımdaki beyazların büyük kısmını İzair’e borçluyum.
Ancak pişman değilim. Kentin önünü açtığımıza yürekten inanıyorum. Diğer işadamlarımız da büyük fedakarlık ve kent sevgisi gösterdiler”
* * *
“Maddi kayıp ve yaşadığım zorluklara bakıldığında ‘Yılın enayisi’ ödülünü bekliyorum” diyerek, süreci gülümseyerek özetleyen Necmi Çalışkan kendisini üzen konuyu ise “Ne yazık ki dedikodular çok yaşandı. Adeta şirket batsa diye bakanlar oldu. Oysa bugün İzmir eşsiz bir marka kazanarak adını havayolu taşımacılığında simgeliyor. 100 işadamı için bu büyük bir onurdur” diyor.
Çalışkan’la birlikte İzmirli işadamları da zarar etti.
Geçen yıl İzAir Pegasus’un Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı bana İzair’deki hisselerini yüzde 81’e çıkardıklarını söylemişti.
Evet, sorunlara karşın göklerde İzmir’in adını yaşatmanın böyle bir bedeli oldu.
Ne diyor Nietzsche‘“..uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin! Korkarak yaşıyorsan, hayatı yalnızca seyredeceksin”

Masal gibi hayatlar...
Önceki gün İzmir Sanayici ve İşadamları’nın konuğu, son yıllarda işdünyasının sivrilen ismi, Rixos otellerinin sahibi Fettah Tamince’ydi.
Merak edilen biri Tamince ve o nedenle olsa gerek hayatını uzun uzun anlattı. -30 derecesiyle meşhur Van’ın Çaldıran ilçesinden çıkışını Antalya’da dayısının yanında halı satarken öğrendiği rusçayla bu ülkeye gitmesini.
Masal gibiydi.
İnsan hala masal kaldı mı diye merak ediyor.
İZSİAD Başkanı İlknur Denizli’nin konuşması dikkat çekiciydi.
“Günümüz işadamlarının çoğu yabancı okullarda okumuşlar, kendileri arkadaş değilse bile babaları arkadaş, aynı mahallede oturmamış olabilirler ama en azından yatları aynı marinadadır. Tamince’nin hikayesi bundan çok farklı..”
İşdünyasının bir temsilcisinin ‘içtenlikli bir tespiti bu...
Özellikle doğu ve güneydoğu bile değişir, tüm köşeler biraz daha kapılır, ancak paranın para kazanabildiği bir düzen hızını artırmışken, gerçekten bundan sonra farklı, sıfırdan başlayıp zirveye tırmanan hikayeler karşımıza çıkar mı?


52 haftalık takvim yapın
Tamince, belli ki cesur bir işadamı ve dünyayı iyi tanıyor. Söylediklerinde altı çizilmesi gereken çok yön vardı. Ben ikisini not ettim.
“Doğu ülkelerine gitmekten kormayın ve mutlaka birini hedef belirleyin.”
İkincisi İzmir’e dair...
Önemli olan yatak sayısını artırmanız değil. Tüm yetkililer bir araya gelip farklı turizm destinasyonları ile 52 haftaya yönelik ayrı ayrı program yapmalı, sektörde yataklar her hafta dolabilmeli.
Bu aktiviteyi gören yatırımcı zaten kentinize gelir.
Doğru yere parmak basmak buna denir ama İzmir’de Allahaşkına şimdi bunun için kim biraraya gelecek!
Herkes çok meşgul...

BLOG
SEMANUR AKSOY: Kalkınma Ajansı’nın destekleri her projeye mi gidecek? Maddi durumu iyi olan firmalara neden destek veriliyor anlamıyorum.
HARUN ŞENOCAK: Yenilenebilir enerjide yan sanayinin İzmir’de büyümesi fikri doğru ancak yeterince önemsenmiyor. Bu konuda uluslararası zirveler yapılmalı.