Tüp bebek fiyatları neden yüksektir?

TÜP BEBEK FİYATLARI NASIL DÜŞÜRÜLEBİLİR?

Tüp bebek fiyatları yaklaşık olarak Avrupa’da 2,500-5,000, İngiltere’de 6000, ABD’de 12.000 dolar civarındadır. Ülkemizde ise standart tüp bebek fiyatları 8.000 – 15.000 TL arasındadır. Bakıldığında elbette ülkemizde tüp bebek fiyatlarının Avrupa ve ABD’ye göre oldukça ekonomik olduğu görülmekle birlikte, fiyatları o ülkenin ekonomik durumu ve insanların alım gücünü düşünerek değerlendirmekte fayda vardır.

Ülkemiz şartlarında tüp bebek ücretleri çok yüksek olmasa da asgari ücretle çalışan milyonlarca insanın ülkemizde yaşadığını düşündüğümüzde hatırı sayılır bir miktar olduğu görülmektedir. Peki tüp bebek fiyatları neden yüksektir? Tüp bebek maliyetini arttıran faktörler nelerdir? Tüp bebek ücretlerini düşürmek için neler yapılabilir? Dilerseniz bu noktalarda sizleri bilgilendirelim.​

TÜP BEBEK FİYATLARINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER NELERDİR?

Tüp bebek fiyatlarını etkileyen en önemli faktörlerden biri teknoloji ve kullanılan malzemelerin oldukça pahalı olmasıdır. Kullanılan malzemelerin çoğu ithal olup dolar ve euro kuru nedeniyle ülkemizde fiyatları maalesef oldukça yükselmektedir.

Tüp bebek fiyatlarının yüksek olmasının en önemli nedenlerinde birisi de kullanılan tüp bebek ilaçlarının maliyetinin yüksek olmasıdır. Özellikle yumurtalık kapasitesi düşük olan kadınlarda yüksek doz gonadotropin kullanılması gerekmektedir. Yüksek doz gonadotropin kullanılan hastalarda 3000-4000 TL ek bir maliyet oluşturmaktadır. Uygulanan tedavi protokollerine göre ilaçların dozları değişmektedir. Bu nedenle tüp bebek fiyatları da kullanılan tedavi protokollerinden etkilenmektedir.

Ülkemizde tüp bebek fiyatları yurtdışı tüp bebek fiyatları ile karşılaştırıldığında oldukça ekonomik görülmektedir. Yurtdışında normal bir tüp bebek tedavisi 5.000-10.000 dolar civarında iken ülkemizdeki maliyeti yaklaşık 1.000-1.500 dolar civarındadır. Özellikle Ankara ve İstanbul illerinde tüp bebek merkezleri yoğunlaşmış olup bu illerde tüp bebek fiyatları daha makul düzeylerdedir. Bu nedenle yabancı ülkelerdeki sigorta şirketleri tüp bebek tedavisi için hastalarını ülkemize yönlendirmekte ve maliyetlerini düşürmektedir. Ülkemizde tüp bebek fiyatlarının tamamı devlet tarafından karşılanmamaktadır. Bazı özel şartları sağlayan hastalarda devlet kısmi bir  destek vermektedir. Ancak bu miktarı şartları sağlayan hastaların üniversite hastanesinden sağlık raporu alması gerekmektedir. 

TÜP BEBEK MALİYETİNİ DÜŞÜRMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

​Kısırlık, gelişmekte olan ülkeler de dahil olmak üzere dünya çapında bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilmelidir. İnfertlite tedavisinin erişilebilirliğini iyileştirmenin en önemli yollarından biri, IVF maliyetini düşürmek ve bu maliyetin karşılanabilirliğini artırmaktır.

IVF tedavisi için yüksek fiyatlar büyük ölçüde yapılan testlere, kullanılan ilaçlara ve laboratuar ekipmanlarına bağlıdır. IVF tedavisi sonrası oluşan komplikasyonların tedavisi de maliyetler üzerinde ek bir yük oluşturmaktadır. Şimdi bu konuları daha detaylı inceleyelim.​

UYGUN HASTA SEÇİMİ

​Kısa süreli açıklanamayan infertilite hastalarında, IVF'nin gereksiz yere uygulanıp uygulanmadığı hala tartışma konusudur. Açıklanamayan subfertiliteye sahip genç kadınlarda, gebe kalmaya çalıştıkları ilk 3 yıl içinde IVF tedavisinin uygun maliyetli olmadığı düşünülmektedir. Bu nedenle dikkatli hasta seçimi ile gereksiz müdahalelerden ve maliyetlerden kaçınılabileceğini ve bu sayede maliyet tasarrufu sağlanabileceğini öngörülmektedir. Aşılama tedavisi (IUI) yardımcı üremede IVF'ye göre daha ucuz bir alternatiftir. Bu nedenle uygun hastalarda tüp bebek tedavisine geçmeden önce en az 3 sefer aşılama tedavisi uygulanması önerilmektedir.​

TÜP BEBEK HAZIRLIK TESTLERİNİ BASİTLEŞTİRMEK

​Bir çiftin infertilite probleminin tesbitinde, ucuz temel testler ve ayrıntılı tıbbi anamnez yeterli olabilir. Yinelenen ve gereksiz araştırmalardan kaçınmak, ortalama maliyetin daha da düşürecektir. Bu nedenle testlerin ülkelerin standartlarına göre sadeleştirilmesi uygun bir yaklaşım olacaktır.

Erkek infertilitesi, ışık mikroskobu kullanılarak yapılan basit bir semen analizi ile belirlenebilir. Manuel semen analizi yerine, daha pahalı olan bilgisayar destekli sperm analiz sistemi başarı şansını artırmamaktadır. Yine pelvik anatomi ve yumurtalık rezervinin değerlendirilmesi, yeterli çözünürlüğe sahip basit bir ultrason tarama taraması ile gerçekleştirilebilir. Bu hastalarda gelişmiş dijital fonksiyon veya üç boyutlu görüntüleme herhangi bir avantaj sağlamaz. Tüp bebek tedavisi yapılacak çiftlerde HSG adı verilen ve tüplerin açıklığını tesbit ettiğimiz görüntüleme yöntemi zorunlu değildir. Ultrasonda uterus kavitesi normal görünen hastalarda HSG sadece maliyeti arttıracaktır.

Ultrasonda submukozal fibroidler, polipler, septa ve intrauterin adezyonlarda şüphelenilen hastalarda histeroskopi gerekebilir. Histeroskopi pahalı ve bazen hastanede yapılması gereken bir işlemdir. Bu tür durumlarda ofis histeroskopisi muayenehane şartlarında yapılması maliyeti azaltacaktır.

Yumurtalık rezerv testinin, IVF tedavisine girmeden önce kadınlar için araştırma sırasında önemli olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir. Bu noktada FSH ve estradiol gibi daha ucuz testlerden başlamak daha uygundur. AMH adı verilen antimüllerian hormon her tedavi olacak hastada istenirse maliyeti oldukça yükseltecektir. Bu nedenle AMH testi uygun hastalarda istenmelidir. Çoğu hasta için yumurtalıkların uyarılması için bireyselleştirilmiş ilaç tedavileri belirlemek için tek başına AMH seviyesi veya antral folikül sayısı (AFC) yeterlidir. Yeterli görüntü çözünürlüğüne sahip bir ultrason ile, AFC rahatlıkla ölçülebilir. Yine AMH testi istemeden önce AFC değerlendirmesi maliyeti oldukça düşürecektir.​

YUMURTALIK STİMÜLASYONUNUN MALİYETİNİ DÜŞÜRMEK

Yumurtalıkları uyarılması için kullanılan ilaçların fiyatı, IVF tedavisinin yüksek maliyetine katkıda bulunan önemli bir faktördür. Doğal döngü ve hafif yumurtalık stimülasyonu IVF maliyetini düşürecektir. Hafif yumurtalık stimülasyonunda, yaklaşık olarak aynı zamanda bir gonadotropin salgılayan hormon (GnRH) antagonisti ile birlikte FSH kullanılması, gerekli FSH dozunu azaltır. Tüp bebek tedavisinde fiyatları azaltmak için daha uygun fiyatlı ilaçları kullanma, agonist protokol yerine antagonist protokol kullanmak ilaç maliyetlerini düşürecektir. GnRH antagonistleri agonistlere göre daha pahalı olmakla birlikte daha kısa süreli kullanılması ve tedavide daha düşük doz gonadotropin ihtiyacı nedeniyle daha uygun maliyetleri sağlar. Hafif yumurtalık stimülasyonunun daha düşük oosit verimi ile sonuçlanmasına rağmen, alınan oositlerin daha iyi kalitede olduğu ve gebelik şansının arttığı da söylenmektedir.  Bu nedenle, uygun klinik uzmanlık ve laboratuvar kaynakları mevcut olduğunda, seçilmiş hastalar için hafif yumurtalık stimülasyonu IVF tedavisinde bir seçenek olabilir.

Klomifen sitrat veya letrazol kullanımı, tedavi protokollerinde kullanılan gonadotropin dozlarının azaltılmasını ve maliyetin düşürülmesini sağlamaktadır. Yine rekombinant gonadotropinler yerine uygun hastalarda üriner gönadotropinlerin kullanılması da maliyeti düşürecektir.​

LABORATUVARDAKİ İŞLEMLERİ VE EKİPMANI BASİTLEŞTİRME

​Tüp bebek tedavisinde her geçen gün yeni yöntemler tedaviye eklenmektedir. ICSI, preimplantasyon genetik tanı ve benzeri gelişmeler elbette maliyeti arttırmaktadır. Bununla birlikte, IVF tedavisinin maliyeti ek laboratuvar müdahaleleri ile önemli ölçüde artmaktadır. Bir IVF laboratuvarı kurmanın maliyeti oldukça yüksektir. Bu noktada her geçen gün kurulum ve kullanılan malzemelerin maliyetini kaliteyi düşürmeden azaltmak için çalışmalar sürmektedir. Daha uygun malzemeler tedavi alanına geçerken tüp bebek başarı oranlarının da düşmediği gözlenmektedir. Bu sayede IVF laboratuvarlarının kısıtlı bir bütçeyle çalıştırılabildiği ve böylece tedavinin gelişmekte olan ülkelerdekiler de dahil olmak üzere daha geniş bir nüfusa erişilebilirliğini artırdığı tespit edilmiştir.​

TÜP BEBEK KOMPLİKASYONLARININ EN AZA İNDİRİLMESİ

​Rekabet oranlarının yükseldiği günümüzde, IVF merkezleri daha fazla başarı oranlarına ulaşmak için daha agressif tedavi protokollerine başvurabilmektedir. Bu nedenle bu merkezlerde en sık karşılaşılan iki komplikasyon olan OHSS ve çoğul gebelik oranları yükselmektedir. Şiddetli OHSS sadece IVF uygulanan kadınların hayatını tehlikeye sokmaz, aynı zamanda sağlık harcamaları üzerinde önemli bir yük oluşturur. Bu tür komplikasyonlardan korunmak için kişiselleştirilmiş ve yeterli, sınırlı sayıda folikül büyümesini uyarmayı amaçlayan mütevazı yumurtalık stimülasyonu protokollerini uygulamak daha uygun olacaktır. IVF, çoğul gebelik oranını artırmaktadır. Çoğul gebelikler, gebeliğe bağlı ve neonatal komplikasyonların yüksek oranlarıyla ilişkilidir. Bu komplikasyonları tedavisi de aile ve ülke ekonomisine oldukça büyük bir yük getirecektir.

Seçmeli tek embriyo transferi, çoğul gebelik riskini ve bununla bağlantılı komplikasyonları büyük ölçüde azaltacaktır. Bu sayede maliyetlerde anlamlı şekilde düşürülecektir.

Son yıllarda IVF maliyetini düşürmedeki en önemli atılım, basitleştirilmiş bir kültür sisteminin icat edilmesidir. Laboratuvar maliyetlerinin % 90'a kadar azaltılmasını sağlamıştır. Yumurtalık stimülasyonu için düşük maliyetli ilaçlar, IVF maliyetini daha da düşürmek için seçilebilir. Kaliteli bir hizmetin oluşturulması ve sürdürülmesi için iyi eğitimli, bilgili klinisyenlere ve IVF laboratuvarı bilim adamlarına ihtiyaç vardır.

 

Doç. Dr. Aydın Köşüş

Kadın Hastalıkları ve Doğum / Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite

http://www.jinekologankara.com/