Ekonomik gidiş iyi mi, kötü mü?

Ekonomik gidiş iyi mi, kötü mü?


       Türkiye'nin ekonomik devrimi başarması lazım.
       Normal bir düzenlemeye neden devrim denilsin ki?
       Yılların idare - i maslahatçılığı, kayırmacılığı Türk ekonomisini rayından çıkarttı.
       Kara paralar, hayali ihracatlar, bankaların içini boşaltmalar, gelir dağılımı adaletsizlikleri boşuna mı doğdu?
       Şimdi 65 milyonluk bir kitlenin ekonomisini raya oturtmak devrim değilse nedir?
       Peki bu devrim gerçekleşiyor mu?
       Yani ekonomi rayına oturuyor mu?
       Anlamak güç.
       Çünkü bizim ekonomistler de, deprem konusunu arapsaçına çeviren yerbilimcilerimize benziyor.
       Kimi, "gidiş iyi" diyor, kimi "kötü". Belki de hükümleri baktıkları noktaya bağlı...
       * * *
       BU arada DPT gibi bir uzman kuruluşun görüşü ise gizlenmek isteniyor.
       Nasıl gizlenmek isteniyor?
       DPT 70 sayfalık bir rapor hazırlıyor. Orada ekonomik gerçekler biraz pembeye boyanıyor. Ama bir de Başbakan'a sunulmak üzere ekonomimizin zorluklarına ve alınması gereken önlemlere, uyarılara ağırlık veren beş sayfalık bir özet metin kaleme alınıyor.
       Söylenenler doğruysa bu gerçekçi ve uyarı dolu metin yanlışlıkla medyaya dağıtılınca ekonominin içinde olduğu sıkıntılar gözler önüne serilmiş oluyor.
       Bir musibet bin nasihatten evladır.
       Burada da olan aynen öyle.
       Kamuoyuna istemeyerek de olsa ifşa edildiği için belki şimdi bu uyarılara daha çok değer verilir, sonuçlar da dobra dobra tartışılır. Böylece mevsimin de etkisiyle düşüş gösteren ve yüzde birin altında çıkan haziran ayı enflasyon rakamlarıyla yetinilmemiş olur.
       * * *
       EKONOMİDE işlerin iyi gitmediğini söylemek felaket tellallığı sayılmamalı.
       İşler iyi gitse DPT şu noktaları vurgulamazdı:
       * Enflasyon hedefi tutmayacak. Memur ve işçinin reel geliri azalıyor.
       * Faiz politikası yanlış. Önümüzdeki süreçte artabilir.
       * Ekonomik büyüme yüzde 5.5'in altında kalabilir.
       * Yanlış kur politikası devalüasyona zemin hazırlayabilir. Türk lirasının aşırı değerlenmesi ihracatı frenlerken, ithalatı patlattı.
       İşler iyi gitse Türkiye'nin kalbi sayılan İstanbul sanayinin temsilcisi Hüsamettin Kavi ve arkadaşları alarm verip, ekonomideki durgunluktan yakınmazlardı.
       Aynı günlerde hem profesörler, hem çiftçi yürüyüşleri düzenlenmezdi.
       Anketlerle de hedef enflasyona inananların azaldığı saptanmazdı.
       Devlet Bakanı Recep Önal'ın dünkü, "Enflasyon hedeflerinin tutturulmasında sıkıntılar olabilir. Dış ticaret ve mali piyasadaki sıkıntılar da aşılacaktır" sözleri de ilginç değil mi?
       * * *
       TÜM bunlara rağmen Türkiye ekonomik savaşı kazanmak zorunda.
       Ama bunun için ilk şart; katlanılacak fedakarlıkta adalettir, eşitliktir.
       Bu varsa sorun biter.
       Var mı?



Yazara E-Posta: dheper@milliyet.com.tr