Kelimelerin kalbine sağlık

Yeni koronavirüs adını insanlık tarihine gittikçe daha derin harflerle yazdırıyor. Burada aslında bize hatırlatmak istediği çok önemli bir mesaj var. Ne kadar başımıza dert olarak kalırsa kalsın, ne kadar derin yaralar açarsa açsın bazı kişiler tarafından bu mesaj pek anlaşılacağa da benzemiyor. Gerçekte insanlığın düşmanı salgın hastalıklar, kronik hastalıklar, açlık, yoksulluk, doğal afetler olmalıdır diye düşünürüz. Oysa tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de insanların birbiriyle kıyasıya mücadelesi, terör ve savaş anlamsız bir şekilde devam ediyor. Bundan beslenenler, isteyenler ve körükleyenler azımsanmayacak kadar var. Bunları görmek ne kadar üzücü olsa da dünyada insanlık adına, birlik, beraberlik adına güzel faaliyetler de oluyor. Size insanın kalbini ısıtan ve insanlık adına benim hâlâ umudum var dedirten bu faaliyetlerden birinden bahsetmek istiyorum.

Gençleri kazanmak

“Aux coeur des mots” sözü Fransızca’da “kelimelerin kalbinde” anlamına geliyor. Aynı zamanda Monako’da Monako Prensi Albert II’nin himayesinde kurulmuş ve onursal başkanı olduğu bir hayır kuruluşunun adı. Kurucusu ve başkanı benim de yakından tanıdığım ve başarılı bir iş kadını olan Hilde Haneuse Heye. Kuruluşun amacı, yeryüzündeki gençlere insanlık adına önemli değerler için farklı konularda birlik ve beraberlik kazandırmak. Bu amaca yönelik konular içeren hikaye, şiir gibi alanlarda yarışmalar düzenlemek. Beni bu hanımla, Prens’in sarayında danışman olarak çalışan ve fikirlerine çok güvendiğim arkadaşım Anne-Marie Boisbouvier tanıştırmıştı. Bu güzel tanışmanın devamında dünyadan çeşitli ülkelerin katılımı ile gerçekleşen bu anlamlı yarışmaya Türkiye’yi de katmayı istediklerini belirttiler.

Kelimelerin kalbine sağlık

Monako Prensi Albert II’nin onursal başkanı olduğu “Aux coeur des mots” adlı hayır kuruluşunun uluslararası elçileri arasında olmaktan gururluyum.

Türkiye de katılıyor

Bu yıl üçüncüsü düzenlenen yarışmaya Türkiye de ilk kez katılıyor olacak. Yarışmanın bu seneki temasına uygun “Hepimizin mutlu olduğu bir dünya” isimli şiirle katılan Türkiye ekibine tüm kalbimle başarılar diliyorum. Yarışma dili Fransızca ve dünyada çeşitli ülkelerde Fransızca eğitim yapan okullardaki 12-15 yaş arası öğrenciler arasında yapılıyor. Seçilen konular Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasından seçilmiş üç esas tema üzerinde yoğunlaşıyor. Bunlar nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme gibi başlıkları içeriyor.

Uluslararası elçiler

“Aux coeur des mots” adlı kuruluş,  üstlendiği kutsal ve anlamlı görevin yanında gençlerin bireysel ve sosyal gelişimine yardım ederek hem kendi ülkesi hem de dünya ve insanlık adına faydalı birer birey olarak yetişmesini sağlıyor. Özellikle kişinin karakterinin belirlendiği bu çağlarda, gençlerin fikir ve faaliyetlerinin insanlık, birlik, beraberlik ve dayanışma adına yönlendirilmesi daha iyi bir dünya için  bize yeni yollar açacaktır. Ben de bu kuruluşun uluslararası elçileri arasında Türkiye’yi temsil etmek üzere seçilmekten büyük gurur duyuyorum.

https://auxcoeursdesmots.org/node/92

Hastalıklı zihniyetlerden korumaya çalışıyorlar

Kelimelerin de kalbi var aslında, onlar da canlı ve yaşıyorlar, çeşitli duyguları taşıyorlar. Çoğu zaman da boylarından çok büyük işleri başarıyorlar.  Tıpkı insan kalbini korumak gibi onların da kalbini korumak için sağlıklı duygularla beslenmesini sağlamak gerekiyor. Bu duyguların yolu da coğrafyadaki hangi yer olursa olsun daima barış, dostluk, kardeşlik gibi tüm iyi kavramlardan geçiyor. Ülkemizde ve dünyada benzer amaçla kurulmuş birçok sivil toplum örgütü var. Her biri ayrı bir değer taşıyor. Böyle kuruluşlar dünyanın huzuruna musallat olmuş hastalıklı zihniyetlerden bizi korumak için hizmet ediyorlar. Hep bulaşıcı hastalıkları ya da kronik hastalıkları konuşuyoruz. Bu hastalıklardan korunmak hasta olmadan yaşamak, hastalığı önleyebilmek çok önemli diyoruz. Bunun için sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşam, sağlıklı çevre vazgeçilmezimiz olmalı. Tüm bunları sağlayabilmek için  de  ülke sınırı, din, dil, ırk farkı olmaksızın insanların insanlık için daha iyi bir dünya için bir araya gelmeleri gerekir.

Hipokrat yemini

Ben kendi adıma mesleğim sebebiyle bir doktor olarak zaten böyle hissediyorum. Doktorlar diploma alırken Hipokrat yemini eder. Yeminimizin içinde “Dil, din, milliyet, cinsiyet, takım, ırk ve parti farklarının görevimle vicdanım arasına girmesine izin vermeyeceğime, mesleğimi dürüstlükle ve onurla yapacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim” sözleri geçer. Biz doktorlar acil bir hasta ile karşılaştığımızda önce sağlık durumunu anlamaya çalışırız. Pasaportunu, dinini, ırkını değil, şikayetini sorgularız. Hemen müdahaleye koyuluruz. Kim olduğu, memleketi, uyruğu gibi özellikler bizim için fark yaratmaz. Aynı anlayıştan yola çıkmış ve yeryüzünde insan sağlığına yönelik bir sosyal sorumluluk fikriyle çalışan birçok kuruluş vardır. Bunlar içinde en güzel örnek ise Dünya Sağlık Örgütü’dür (DSÖ). Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulmuş olan DSÖ tüm dünya genelinde hastalıklar, hastalık çözümleri ve toplum sağlığı ile alakalı uluslararası çalışmalar yürütür. Aynı evrensel bilincin her bir bireyde var olduğu bir dünyada huzur ve güven içinde yaşamak dileğiyle….