Sağlıkta sürdürülebilirlik

Sürdürülebilirlik kelime anlamı olarak daimi olabilme yeteneğini korumak olarak tanımlanır. Bir kere yapmış olmak, ilk adımı atmak elbette iyidir ancak devamı gelmezse sonuca hiçbir zaman ulaşılamaz. Başlangıçta harcanan emek de boşa gider hiçbir anlamı kalmaz. Kalıcı olmak, devamını getirmek daha önemlidir her zaman. Geçen Cuma günü sevgililer günü olarak kutlandı. Birini sevmek güzel ancak asıl marifet bunu sürdürebilmek herhalde. İşte o zaman anlamı ve değeri olur söylenen sözlerin. Bu günün anlam ve önemine istinaden ülkemizin sayılı iş gruplarından birinde “Kalbimizi sevelim ve onu koruyalım” konulu bir seminer verdim. Çalıştığım hastanede kurucusu olduğum koruyucu kardiyoloji ünitesinin faaliyeti ile de ilişkili olan bu konu, emojisini çok sık kullandığımız kalbimizi ne kadar önemsiyoruz sorusunu da akla getirdi. Bizim için değeri olan her şeyi manevi anlamda kalbimizde taşırız. Oysa hayatımız için vazgeçilemez derecede önemli olan bu organımıza gereken değeri veriyor muyuz? Bu değerin farkında olup onu korumak için üzerimize düşen vazifeyi yerine getirebiliyor muyuz? Bu çabamızı doğru bir şekilde sürdürebiliyor muyuz? Sürdürülebilirlik kavramı pek çok alanda önemlidir. Uluslararası bir kuruluş olan Birleşmiş Milletler, faaliyetlerini pekiştirmek için  2012 yılında Rio de Janeiro’da yapılan Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda bir evrensel eylem çağrısında bulunmuştu. Bu çağrıda 17 tane sürdürülebilir kalkınma amaçlarını belirtti. Bu amaçlar sırasıyla yoksulluğa ve açlığa son vermeyi, sağlıklı ve kaliteli yaşamı, nitelikli eğitimi, toplumsal cinsiyet eşitliğini, temiz su ve sanitasyonu, erişilebilir ve temiz enerjiyi, insana yakışır iş ve ekonomik büyümeyi, sanayi, yenilikçilik ve alt yapıyı, eşitsizliklerin azaltılmasını, sürdürülebilir şehirleri ve toplulukları, sorumlu üretim ve tüketimi, iklim eylemini, sudaki yaşamı, karasal yaşamı, barışı, adalet ile beraber güçlü kurumları ve bu amaçlar için ortaklıkları içeriyor. Burada asıl vurgulanan bu faaliyetlerin sürdürülebilir olması. Yani işi yapmak güzel de devamını getirebiliyor musunuz bakalım diye sormak gerekiyor.

Sağlığımızla ilgili yaptıklarımız, aldığımız tedbirler belli bir süre için mi geçerlidir? Yani vur abalıya dilediğimiz gibi yaşayalım. Yiyip içelim sonra birkaç hafta diyet yaparız yeter. Zehri dolduralım vücudumuza bir iki hafta detoks yaparız biter- gider midir olay acaba? Sürdürebilirlik sağlanamadığında en önemli ve geri dönülmez etkisini sağlıkta veriyor. Sağlık elden gidince her şey boş, her şeyin başı sağlık diyoruz ama en çok da onu ihmal ediyoruz. Bile bile lades gibi boş veriyoruz. İş işten geçtikten sonra, başımıza gelenler geldikten sonra da keşke öyle yapmasaydık diyor, pişman oluyoruz. İşte koruyucu sağlık bilinci bu nedenle çok önemli. Sağlıklı beslenmek, sağlıklı yaşamayı alışkanlık haline getirmek, kötü alışkanlıklardan kurtulmak istedikten sonra yapılması çok zor bir şey değil. Sadece aklımıza geldikçe kendimize çeki -düzen vermek yerine bunu bir yaşam tarzı haline sokmak tamamen bizim elimizde. Ülkemizde ve dünyada yıllardır birinci ölüm sebebi olan kalp damar hastalığı koruyucu kardiyoloji sayesinde gerekli tedbirler alındığında önlenebilir bir hastalıktır. Şimdi bana durmadan değişen, kirlenen bu dünyada bu kadar stres varken, bol katkılı, sahte ve sağlıksız besinler varken, çevre kirliliği en kötüsü ortalıkta bu kadar bilgi kirliliği varken “Bunu nasıl yapacağız?” diyorsanız ben de, “Biz de bunun için varız” diyorum.