Diş çekiminde kan dopingi

Son zamanlarda oldukça yaygın olan implant uygulamalarının amacı, eksik dişlerin yerine estetik ve fonksiyonel dişler yapmaktır. İmplantlar diş çekimiyle aynı seansta ya da çekimden daha sonra yapılabilir. Diş çekiminden sonra yara iyileşirken çene kemiği küçülür ve hacmini kaybederek iyileşir. Çene kemiğinde iyileşme sırasındaki bu erime implant yerleştirilmesi sırasında estetiğin ve fonksiyonun sağlanmasında zorluklara yol açar. Çünkü rahat bir implant tedavisi için sağlıklı ve hacimli kemik gereklidir. Diş çekimi sonrası çene kemiğinde en büyük değişiklikler ilk bir yıl içinde oluşurken, oluşan kemik erimesinin üçte ikisi ilk 3 ayda gerçekleşir. Bu sebeple diş çekimi sonrası iyileşme döneminde çekim boşluğunun korunarak çekim bölgesindeki sert ve yumuşak dokuda çökmenin önlenmesi için birtakım yöntemler uygulanır. Günümüzde de trombositten zengin fibrinin (TZF) çekim boşluğunu koruma amaçlı kullanımı gündeme gelmiştir. TZF kişinin kendisinden alınan kanın basit bir işlemden geçirilmesiyle elde edilir. Kan hastadan alındığından yan etkisi yoktur ve alerjik değildir. TZF içindeki büyüme faktörü yara iyileşmesinde rol oynarken, diğer maddeler kemik hücrelerinin çoğalması için bir iskelet oluşturup ve kemik yapıcı hücreleri uyarırlar. Bu sebeple TZF’nin diş çekilen bölgelerde kullanılması önerilir.

Diş çekiminde kan dopingi


 Vücut direnci için beslenmeye dikkat

Son zamanlarda Kovid-19 vakalarının artmasıyla hepimiz hayatımızda daha bir dikkatli olduk. İlacı ve aşısı olmayan bu hastalıktan ve diğer hastalıklardan korunmak ne kadar önemliyse vücut direncimize dikkat etmemiz de o kadar önemlidir. Yaşam boyunca sağlıklı beslenmek, bulaşıcı hastalıklara karşı vücut direncimizin artmasına yardımcı olur. Bu gerçekten yola çıkarak Kovid-19 hastalığından korunmak için faydalı olduğu söylenen birçok gıda da ortaya çıktı. Örneğin sağlıklı bireylerde Kovid-19’un önlenmesi veya Kovid-19 tedavisi için vitamin takviyelerinin kullanılması gibi. Vitaminler bağışıklık sistemi için kritik öneme sahip olsa da mümkün olduğu kadar meyveler, sebzeler ve hayvansal kaynaklı gıdalardan karşılanmalıdır. Ayrıca Kovid-19’dan korunmaya yardımcı olacak bir vitamin kürü tavsiye edilmemiştir. Probiyotikler de genellikle gıdalara eklenen ve sağlıklı olduğu düşünülen mikroorganizmalardır. Bununla birlikte, Kovid-19’u önlemeye veya iyileştirmeye yardımcı olmak için probiyotik kullanımını destekleyen bir kanıt yoktur. Ayrıca son zamanlarda sıkça duyulan zencefil ve sarımsağın da her ne kadar antimikrobiyal etkileri olsa da Kovid-19’u engellemeye veya önlemeye dair bir etkisi bulunmamıştır. Zaten Kovid-19 mikrobik değil viral bir hastalıktır. Viral hastalıklarla mücadelede de vücut direncinin korunması ve sağlıklı beslenme çok önemlidir. Sağlıklı bir beslenme için;

Mevsiminde taze meyve ve sebzeleri yemek ve her zaman çeşitli sebzelerin yemeklere dâhil edilmesi;

Atıştırmalık olarak işlenmiş ürünler yerine taze meyve ve çiğ sebze yemek;

Doymuş yağlardan ve trans yağ içeren gıdalardan uzak durmak (Bunun için yemekleri pişirirken kızartma yerine buharda pişirme veya kaynatma gibi yöntemleri seçebilirsiniz)

Fabrikasyon olarak üretilmiş ve trans yağlar içeren kızartılmış cips gibi yiyeceklerin veya bisküviler ve gofretler gibi şekerli yiyeceklerin tüketimini sınırlamak;

Süt ve süt ürünlerinde az yağlı olanları seçmek gibi konulara özen göstermek gereklidir.

Ayrıca vücut direncinin artması için düzenli spor yapmak veya hareketli bir yaşam tarzına sahip olmak gereklidir. Güneş ışığı da vücutta            D vitamini üretilmesini uyarır ve psikolojimize de destek olarak vücut direncimizi artırır.

DİŞLER NEDEN HASSASLAŞIR?

Dişler genelde iki sebepten soğuğa, tatlı ya da ekşi gibi gıdalara karşı hassasiyet gösterirler. Bunlardan birincisi dişin diş eti üstünde görünen kısmındaki dişi koruyan mine dokusunun bir sebepten aşınmasıdır. İkincisi ise diş eti çekilmelerine bağlı olarak kök yüzeyinin ortaya çıkmasıdır. Diş minesi vücuttaki en sert dokudur. Dişi koruyan mine dokusunun aşınması dişlerinizi çok sık ve çok sert fırçalamanıza, çok asitli içecekler içmenize, diş çürüklerine bağlı ve bunun gibi birçok etkenle oluşabilir. Diş minesi damarlanması olmayan bir yapıdır ve aşınmaları vücut tekrar onaramaz. Dolayısıyla, diş hekimi tarafından tedavileri yapılarak diş hassasiyetleri giderilebilir. Diş eti rahatsızlıklarına bağlı hassasiyetler ise genelde dişlerin fırçalanmamasına bağlı enfeksiyonlar sonucu oluşur. Bu hassasiyetler diş hekimi tarafından oluşan diş taşları temizlendiğinde, diş fırçalama da düzgün yapılırsa kısa zamanda geçerler. Şayet diş hassasiyetlerimiz varsa çok ihmal etmeden diş hekimine başvurmamız kolay tedavilerle hayat konforumuzu kazanmamıza yardımcı olur.