CAN DOSTLARA ADALET!

Uzun süreden beri gündemde olan Hayvan Hakları Kanunu çıkıyor. Önemli yeniliklerle... Hayvanlara eziyet ve şiddet cezalandırılırken, hapis cezası verilecek ve ertelenmeyecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yakından takip ettiği yasal düzenlemeler, hayvan ticaretini yasaklarken, yunus parkları ve hayvanat bahçelerini de sonlandırıyor

 

Uzun süreden beri kamuoyu gündemindeki önemli bir konuda artık son adım atılıyor. ‘Hayvanlara da adalet’ geliyor. Slogansız, eylemsiz. Can dostlara önemli yeniliklerle... İnsancıl dokunuşlarla... Bundan böyle ‘can dostlar’ eşya ve mal statüsünden çıkarılıp ‘canlı ve duygulu varlıklar’ olarak kabul edilecek. ‘Sahipli’, ‘sahipsiz’ ayrımı ortadan kalkacak. Bunlar çok değerli.

CAN DOSTLARA ADALET

TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı, Kars Milletvekili Prof. Dr. Yunus Kılıç koordinasyonunda hazırlanan ve halk arasında ‘hayvan hakları kanunu’ olarak anılan yasal düzenleme toplumsal yaşam içindeki önemli bir boşluğu dolduracak. Bundan sonra ‘hayvanlara eziyet ve işkence edenler sadece bir kabahat işlemiş gibi olmayacak, bu fiiller artık Türk Ceza Kanunu’na göre bir suç olarak tanımlanacak’.

Şu anlama geliyor: Bunu yapanlara hapis cezası verilecek. Hatta Türk Ceza Kanunu’nda birçok suçun cezası ertelenebilirken,  hayvanları işkence ederek öldürenlere 4 yıla kadar hapis cezası verilebilecek ve bu cezalar ertelenmeyecek. Kanunda birçok yeni, umut veren ve önemli düzenleme var:

Hayvana şiddet ve işkence her boyutu ile cezalandırılacak. Öldürenlere daha ağır cezalar verilecek. Ucu 4 yıla dek dayanacak.

Belediyelere hayvanların korunup kollanması, tedavi, aşılama ve kısırlaştırılmalarıyla  ilgili yeni sorumluluklar verilecek. Her ilçede barınak ve hayvan hastanesi kurulacak. Hayvanları toplayıp kırsal alana bırakan yerel yönetim cezalandırılacak. Bu sorumluluklar çerçevesinde bütçeden kaynak aktarılacak. Ancak bu kaynağın doğru kullanılıp kullanılmadığı da irdelenecek.

Yunus parkları ve hayvanat bahçesi açılması yasaklanacak. Bu hayvanlar çiplerle takip edilecek ve ömürleri sona erdiğinde park ve hayvanat bahçeleri de işlevsel olarak ortadan kalkacak.

Aşılanan hayvanlar daha önce olduğu gibi alındığı yere bırakılacak.

Sahipli hayvanlar çip takılarak izlenecek ve sokağa atılması durumunda sahipleri sorumlu tutulacak. Bu kişilere para cezası uygulanacak.

Hayvan ticareti son bulacak.

 PROF. Dr. YUNUS KILIÇ: VİCDANİ SORUMLULUĞUMUZ

Bu özel, yorucu ve ciddi çalışmanın başında deneyimli bir devlet adamı, başarılı bir akademisyen, ciddi bir siyasetçi var: Prof. Dr. Yunus Kılıç. Önemli bilimsel çalışmalara da imza atmış bir kişi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı. Başkan Yunus Kılıç, şunları anlattı:

CAN DOSTLARA ADALET

“Bu kanunun ruhu esas olarak adalettir. Bu ruhu besleyen en güçlü kaynaksa bizi biz yapan en önemli değerlerimizden merhamettir. Avrupa’da bugün sokak hayvanları sorunu yoktur. Çünkü onlar konuyu hayvan sorunu  olarak gördüler. Bizdeyse bugün milyonlarca sokak hayvanı vardır ve biz konuyu hayvan sorunu değil, merhametsiz insan sorunu olarak ele alıyoruz. İşte bu yasa esas olarak merhametsiz insan sorununa karşı adaletin sağlanması için milletimizin çağrısı üzerine ortaya koyduğumuz bir çözüm yöntemidir.

Sosyal devlet sadece insanlarımızın değil, hayvanlarımızın da dertlerine deva olacaktır. Bu yasal düzenleme bizim çağdaş bir devlet olarak geldiğimiz nokta açısından da önemli ve sevindirici. Sahipli hayvanlarımız da kimliklendirilecek, çip aracılığı ile takip edilecek. Bu hayvanların çoğu sahipleri tarafından sokağa atılıyor. Bununda önüne geçeceğiz. Sahipleri bu hayvanların sorumluluğunu taşıyacak. Hayvanlarımız bir mal değildir, bunu hayvan sahiplerine de hatırlatıyoruz. Bu yasal düzenleme ile o canlara biz devlet olarak sahip çıkacağız.

Vatandaşlarımızın zaman zaman bazı çekinceleri olabilir. Kanun iyi hoş da, tam olarak uygulanabilecek mi, soruları akla gelebilir. Biz milletimize güveniyoruz, çoğu hayvanseverdir. Milletimizin hayvanlara olan sevgisi sadece şiddet uygulayan, eziyet eden merhametsizlere duyulan tepkiden ibaret değildir. Bu sevgi İslamiyet’in yüksek değerlerinden ve milletimizin binlerce yıllık kadim geleneklerinden de beslenmektedir. Kanun bu yüzden güçlüdür. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu konuda özel ilgisi vardır. Kanun çıkınca merhametsiz insan sorunu ile birlikte hayvanların adalet sorunu da çözülecektir. Bu bize vicdanlarımızın yüklediği bir sorumluluktur.”

DUYGU ASENA OLSA...

‘Kadının adı yok’ her zaman efsane. Diğer kitapları ve yazıları da... Kadın gazeteciler adına yaratılmış bir zirve. Duruşu, söylemi, çabası ve eylemleri ile ‘örnek bir Türk kadını’.

Ne şanslıyım ki, zaman geçirdim. Hatta ne hoş rastlantı ki, Milliyet’i temsilen gittiğim bir ABD gezisinde uzunca süre birlikte olma, yakından tanıma şansı buldum. Ben gencecik bir gazeteci, o efsane yazar. Her sözü, her satırı, her girişimi ‘olay’.

CAN DOSTLARA ADALET

Duygu Asena dışında, Güngör Ağabey (Mengi), Savaş Ağabey (Kıratlı) da davetli gazetecilerden. Hatta ilk gün unutulmaz bir gece yaşadık. O dönem çok popüler olan New York’taki Frankie’s Caz Kulüp’teydi yemeğimiz. Ve sürpriz, arkadaşlarına destek için efsane yönetmen Woody Allen da çalıyordu o kulüpte. Ne şans... Ne tarifsiz mutluluk... Duygu Hanım’la aynı masadaydık. Entellektüel tavrı, sohbeti, derinliği hayran bırakmıştı beni. Köşe yazarlığına Milliyet’te başladığını anlatmıştı.

Öldüğü gün “Sizin hiç Duygu’nuz öldü mü?” diye yazmıştı biri. Gerçekten de ‘kadına dair duygular azalmıştı’ büyük ölçüde. Bitmişti. Ölmüştü.

Bugün kadına yönelik bu şiddeti görse, yaşasa, bir bir acımasızca katledilen kadınlar dramına öyle sert tepkiler koyardı ki... Toplumu öylesine güzel ‘insan olma ve sevgi’ adına motive ederdi ki... Ve şunları yazardı hiç kuşkusuz:

“Neden ahlak yasaları kadınları en küçük bir davranışta suçlarken, erkekleri övgüyle anıyor? Neden bir cinse her şey serbest, ötekine her şey yasak? Bazen sözcükler gerçekten yetersiz. Karılarını döven erkeklerden tiksiniyorum. Susma konuş, içine atma, parantezleri kaldır yaşamından. Ülkemizde milyonlarca kadın dövülüyor (öldürülüyor). Milyonlarca çocuk da, annelerinin dövüldüğü ortamda yetişiyor. Bu kadınlardan hangi üretim gücünü, hangi toplumsal sorunla ilgilenmelerini bekleyebiliriz. Bu çocuklardan yaşama nasıl  bir bakış açısı umarız.”

 MUHTARIM DİYOR Kİ…

‘Köydük, yeniden köy olmak istiyoruz’

CAN DOSTLARA ADALET

Bu köşeden muhtarların istek ve önerilerini dile getirmeye devam. Bu şekilde sadece bazı sorunlar çözülmüyor, aynı zamanda çok sesliliğin gelişimine de önemli bir katkı oluyor.

Bu hafta Türkiye’nin ot ve doğal örtü anlamında zengin yerlerinden birindeyiz, Tire’de. Özellikle mart ayı ile birlikte doğanın coştuğu, bereketini insanlara sunduğu topraklar burası. İnsanlara şifa ve keyif sunan 300’den fazla ot doğadan insan sofrasına uzanıyor. Tire’nin yeşil mi yeşil, güzel mi güzel Kaplan köyündeyiz.

Kaplan köyünün ünü, Kaplan ve Kaplan dağı restoranları ile tüm Türkiye’de yaygın. Şu günlerde kuzu etli şevketi bostan çok gözde.

Kaplan Köyü Muhtarı Mustafa Dağyaran, çalışkan, dost canlısı, yardımsever, özverili bir çiftçi. Bir yandan kendi işleri, bir yandan vatandaşın sorunları ile içiçe. Özellikle pandemi süresince köylülerin ‘can dostu’. Mustafa Muhtarım şunları anlatıyor:

“Doğa uyanıyor, şenleniyor. Bu bizim için de mutluluk elbette. Son yıllarda Kaplan köyümüze gelip doğa, yeşil ve çevre için yerleşen yabancılar da var. Otlarımızın lezzeti dillere destan. Yetkililerden bir önemli isteğimiz var, yeniden köy statüsüne kavuşmak. Bu mahalle  köy ayrımı yeniden ele alınmalı. Ancak bu arada elimizden alınan tarla, otlak, mera, köy kahvesi ve diğer menkullerimizi talep ediyoruz. Bu hem köylünün hakkının teslimi, hem yerel birliktelik ve üretim, hem de toplumsal dayanışma adına önemli. Bu konuda destek bekliyoruz.”

CARETTA CARETTALAR GÜVENDE

CAN DOSTLARA ADALET

Muğla Dalyan mahallesi İztuzu plajı, dünya çapında ‘mutlaka görülmesi gereken yerler’ listesinde. Nedeni de caretta caretta kaplumbağalar. Nesli tükenen bir ‘doğa harikası’. Neyse ki, toplumsal bilinç sayesinde korundu, çoğaldı, başarılı sonuçlar alındı. Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu ‘çevresel değerler’ adına ciddi yenilikler getirecek. Çalışmaları süren yasa, caretta caretta türü kaplumbağaların korunması anlamında da ciddi yaptırımlar içeriyor.

Sıkı korunacak türler listesinde yeralan hayvan türlerinin öldürülmesi, yaralanması ve vücut bütünlüğünün bozulması, üreme, yavru bakımı, tüy değiştirme, kışlama ve göç dönemlerinde olmak üzere kasıtlı bir şekilde rahatsız edilmesi, yuvaları terk edilmiş ve boş dahi olsa yumurtalarının toplanması, yuvalama, üreme ve konaklama yerlerine zarar verilmesi ve tahrip edilmesi, yakalanması, cansız olarak bile taşınması, bulundurulması, satın alınması ya da satılması yasak kapsamına giriyor. Caretta caretta türü kaplumbağaların ürediği, yumurta bıraktığı alanlarda yuvalara, yumurtalara, ekolojik dengeye zarar verici eylem ve davranışlara yeni yasa çerçevesinde ciddi para ve hapis cezaları getiriliyor.

Yasa çerçevesinde ağaçlandırma ve erozyonla mücadelede yerli türlerin meyveli olanlarına öncelik verilmesi de önemli. Sıkı korunacak türler içine çeşitli bitki türleri de alındı. Bu bitki türlerinin kopartılması, zarar verilmesi de yasak olacak. kapsamına alındı.

Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türkiye’nin ilk Deniz Kaplumbağa Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) Müdürü Prof. Dr. Yakup Kaska, şunları dile getirdi:

“Yasaya, caretta carettaları sadece karada değil, denizdede korumak için eklemeler yapılmalı. Denize atılmış, terkedilmiş hayalet ağların temizlenmesi denizdeki tüm canlıların korunmasını sağlar. Ayrıca bitki zenginliğinin korunması, Anadolu’ya ait ırkların yetiştirilmesi için Özel Tohum Bankaları kurulmalı.”