Taklit ürüne karşı market laboratuvarı

Yüksek ve fahiş fiyat hile, taklit ve tağşişi artırıyor. Prof. Işın Çelebi, büyük marketlere sosyal proje öneriyor: "Laboratuvar kursunlar, yurttaş tedirgin olduğu ürünü getirip kontrol ettirsin. Bu piyasaya da güven ve denge getirir"

Ben yazdıkça ne çok ses geldi, ne çok dertli varmış... Hile, tağşiş ve katkılı ürünlerden şikayet vardı da bu kadar yoğun ve yaygın olduğu gözlerden kaçmış. Yapılacak ilk iş, devletin kurumlarının, ilgili bakanlıkların ve özellikle belediyelerin zabıta yoluyla bu konuda artık ciddi denetimler yapması ve yaptırımları gündeme getirmesi. Çünkü halk sağlığı tehdit altında. Onlarca bilim insanının ısrarla söylediği bu: Ucuz ama sağlıksız. Birçoğu kanserojen.

Üstelik mide ve bağırsak florasına da zarar veriyor.

Dahası ne? Elbette denetim, kontrol, kaçağı yakalama ve cezalandırma. Bu konuda özellikle markalı ürünler üst düzey yöneticileri ile onların üst birliklerinin ve kooperatiflerin daha çok ses vermesi gerektiğini düşünüyorum. İşin zorluğunu yaşayan onlar, emek veren onlar, her türlü harç, pul ve vergi altında ezilen onlar. Üstelik kurallara uyuyorlar ve devletin isteklerini yerine getiriyorlar.

Öteki ne yapıyor? Denetim eksikliğinden ve işlevsiz cezalardan yararlanıyor, kar üstüne kar katıyor, oturduğu yerden kazanıyor, bir kuruş katma değer yaratmıyor. Ayrıca halka ve kurallara uyan şirketlere de zarar veriyor. Yani hile hurda, hepsi burada...

Taklit ürüne karşı market laboratuvarı

Etiketleri okuyun

Patatesli kaşar peyniri, ayçiçeği yağı ya da çeşitli tohum yağları ile harmanlanmış zeytinyağı, su karıştırılmış süt, çamura ve ota bulandırılmış gezen, organik değil, normal yumurta, kazeinli peynir, sakatat kemik dolu sucuk, sosis, salam, şeker katılmış bal, boyalı acı biber, yer fıstığını küçülterek hazırlanan dolmalık çam fıstığı, etil alkolle kör sağır eden, hatta öldüren alkollü içki (votka, rakı, cin, viski), zararlı ilaç ve boya katkılı bitki çayı, gıda boyalı çay, sağlığa zararlı sildenafil katkılı çikolata ve gofret, nişastalı ve homojenize yoğurt katkılı tam ya da yarım yağlı yoğurt. Hile, taklit ve tağşişin her türü. Yalan dolanla karışık.

Bir kere tüketicinin bilgilendirilmesi şart. Okullardan, çocuklardan başlayarak. Sonra yerel yönetimlerle işbirliği içinde halkı aydınlatan bilgiler... Sivil topumun bu anlamda güçlendirilmesi ve desteklenmesi... Doğru içerik (muhteviyat) okuma kursları... Evet, bir ürünün içinde ne olduğunun doğru anlaşılmasının halk tarafından da öğrenilmesi... Özellikle ana babalar...

Prof. Işın Çelebi, ekonomi alanında sözü söylemi saygın bir değer. Bir dönemin başarılı ekonomi bakanlığının ötesinde Türkiye gerçekleri için de kafa yoran bir siyasetçi ve bilim insanı. Bu konudaki öngörü, öneri ve düşünceleri önemli:

"Ürünlerin kalite kontrolleri en az fiyat kontrolleri kadar önemli. Çünkü kalitesiz ürün haksız rekabet nedeni. İnsan sağlığı açısından da sakıncalı. Üretim yeri, hal, hangi noktadaysa oradan başlayarak ciddi bir denetim gerekli. Ayrıca büyük market zincirleri (Migros, BİM, A 101, Makro, Carrefour, Şok...) kent merkezlerindeki işyerlerinde halk için küçük birer kontrol laboratuvarı kurabilir. Bu halka büyük jest olur. Üstelik kaçak, hileli ürünler de belirlenmiş olur. Sokak satışı, kaynağı belirsiz ürün ve merdivenaltı üretim önlenir. Yurttaş getirir, burada kontrol ettirir. Büyük bir sosyal proje. Ciddi marketler bu yolla hem halk sağlığına hizmet etmiş, hem de kaçak üretimi önlemiş olur. Maalesef yüksek fiyat sahteciliği artırıyor. Bu işten de halk zarar görüyor. Bu anlamda da üretimin geliştirilmesi ve kayıt altına alınması önemli."

Veteriner dostlara alkış

Taklit ürüne karşı market laboratuvarı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun tarım girdi fiyatları endeksi her zaman ilgi odağı. Aynı zamanda bir başvuru adresi.

Önceki aya ilişkin rakamlar açıklanınca da yorumlar geldi elbette. Yıllık artış yüzde 36.2, aylık ise 8.52. İkisi de rekor. Üç kalem de artış, sekiz kalem de düşük rakamlar var. Rakamlar bunu söylese de piyasanın sesi başka. Her neyse...

En büyük artış yüzde 120 ile gübrede. Çiftlik, ahır yapımı, bakım masrafları, yem diğer önemli ve artan kalemler.

Peki en düşük artış nerede? Yüzde 15.88 ile veteriner harcamalarında. Yıllık artışın yarısı oranında. Ne demek lazım, helal olsun. Teşekkürler.

Veteriner dostlarımız, her zaman olduğu gibi üzerlerine düşen fedakarlığı yapmış. Tıpkı sokak hayvanlarının bakımı, kaza geçirdiklerinde ücretsiz olarak ameliyat ve bakımında, çaresiz can dostlara elden geldiğince destek verildiğinde olduğu gibi.

Pancarda kur garantisi modeli

2022-2023 yılı pancar alım fiyatı açıklandı. Neredeyse yüzde 100’e yakın artış var. Kiloda 42 kuruştan 80 kuruşa. Malum prim ve posa desteği de var. O zaman rakam ton da 875 liraya ulaşıyor. Güzel bir gelişme. Ama sorun şu, ödeme gelecek yıl şubat ve mart aylarında yapılacak.

Taklit ürüne karşı market laboratuvarı

Artışların, enflasyonun ve girdilerin ne olacağı ise meçhul? Yani ya yüzde 100’ün üzerinde olursa... Ya bu güzel artış enflasyon canavarı altında ezilip giderse... O zaman gelecek yılın rakamları üreticinin işine yaramayacak.

Üretici zekidir, yaratıcıdır. Girdi artışlarına karşı çözüm bekliyorlar. Öneri ve modeli düşünmüşler bile... Bana ilettiler:

“Nasıl mevduata kur garantisi getirildi, çiftçiye de aynı tür bir enflasyon üstü gelir garantisi düşünülsün. Bizim kafamız rahat olsun. Üretelim, kendimizi işimize verelim, korkmayalım. Ayrıca gübre için bir destek düşünülsün. Karşılıksız ya da düşük ücretle. Belki hasat sonrası gübre alım bedeli ödeme konusu da yaşama geçebilir.”

Neden olmasın? Bana çiftçinin, “Yaz” dediği bunlar...

MEHMET ALİ BİRAND OLSA...

‘Çözüm hep demokrasi’

Gazeteci, yazar, anchorman, TV yapımcısı. Yıllar ne çabuk geçiyor. Onu uğurlayalı 9 yıl geçmiş. Gazetecilik mesleğini yapmış hemen herkese eli dokunmuştur, o kesin. Sözü sohbeti, desteği, güleryüzü ve bitmek bilmeyen haber enerjisi. Haberle yatıp kalkan bir usta.

32. Gün kadar Milliyet efsanesi de. Öyle güzel haber ve röportajları var ki... Çıkar çıkar, tekrar oku. Hepsi bir ders!

Neye el attıysa başardı, nereye girdiyse sevildi, ne yaptıysa marka oldu. Mehmet Ali Birand. En güzel soruları da o sordu, kimseden çekinmeden. Nev-i şahsına münhasır! Tepeden tırnağa gazeteci, her aşamada insan mı insan, adam mı adam. Şakaları da, gafları da bir alem! Tatlı... Tanımak, sohbet etmek, birlikte çalışmak ne güzeldi. Türk basınına ne önemli değerler kattı. Özlüyoruz. Bugün hayatta olsa yine kendine özgü gülümsemesi ile uzun uzun konuşur, Türkiye’ye yol gösterirdi:

“Türkiye’nin ve demokrasinin gerçek sahibi bizleriz, halk, sivil toplum. Ona göre davranırsak her şey iyi olur. Her sorunun çözümü demokrasidir. İnsanoğlu garip bir yaratık. Geriye dönüp, nereden nereye geldiğine pek bakmaz. Övüldükçe, alkışlandıkça kendine güveni artar ve her şeyin en iyisini kendisinin bildiğini sanır. Gitme zamanını, değişiklik zamanının geldiğini göremez veya kabul etmez.”