Tropik meyve atağı

Tropik meyveler sofraların baş tacı. Renkli, gösterişli, lezzetli. Navlun maliyetleri ve global krizler nedeniyle fiyatları astronomik. Bu noktada bir Türkiye mucizesi gelebilir. Antalya’da bunun ilk çalışmaları başladı. Türkiye tropik meyve üssü olabilir.

Özellikle Asya ile Güney Amerika’da yetiştirilen sebze ve meyveler dünyanın gözdesi. Yemek menülerinden alternatif beslenmelere kadar bir çok yerde o kadar popüler ki. Sofraların baş tacı. Renkli, gösterişli, lezzetli.

Asya ülkelerinde ve özellikle Şili, Breziya, Arjantin, Kolombiya, Peru gibi Güney Amerika ülkelerinde üretiliyor, dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor.

Çok değil; 25 - 30 yıl önce biz de ‘çikita muz’ cennetiydik. Bu muz öyle ünlenmişti ki, şarkılara bile konu olmuştu. Şimdi ithalat halkasının gelişmesi ile birlikte Türkiye’de bile 40’tan fazla tropik sebze ve meyve tezgahlarda, vitrinlerde. Çoğu da büyük süpermarketlerde. Fiyatları oldukça yüksek. Bu yüzden de orta direk sofraları buna uzak elbette.

Navlun, nakliye ve lojistik maliyetleri de global krizler sonrasında yükseldiği için fiyatları astronomik. İşte bu noktada bir Türkiye mucizesi gündeme gelebiir.

Antalya’da bunun ilk çalışmaları başladı. Tropikal meyveler üretiliyor; ejder meyvesi, muz, ananas, avokado, kivi, blueberry, aronia, ahududu, böğürtlen, passiflora, zerdeçal, macadamia fındığı, argan, mango, pataya, lychee, longan, guava...

Sevinerek söylüyorum; daha önce sadece muz ithalatı için verdiğimiz bir milyar dolar kadar döviz bugün cepte! Yani ithalata gitmiyor. Muz üretimi 200 bin tonlardan 1 milyon tona çıktı. Bu dövizin ülkemizde kalması demek. Üretici desteklenirse oluyor!

Şimdi bir başka güzel haber de, yürütülen Ar - Ge çalışmaları sonrasında geldi. Türkiye’de 25 kalemden fazla tropik meyve ve sebze etkin bir şekilde üretilecek, üretiliyor. Üstelik Türkiye’nin jeopolitik ve stratejik konumu da düşünülürse, bu üretim ihracatta yeni ve önemli bir kalem haline gelecek.

Özellikle Avrupa ülkeleri, politik ve diplomatik kaygılar da göz önüne alınarak, hem daha lezzetli, hem de daha ucuz olduğu için doğru pazarlama stratejileri yürütülürse Türkiye’den beslenecek. En azından ‘zengin sofralarının rengi’ tropikal sebze ve meyveler açısından... Az buz değil, tarım ihracatının ikiye katlanmasından söz ediyorum. Yeter ki, üretici desteklensin, önü açılsın. Ve inanalım...

‘Yüksek verim için en son teknoloji kullanılmalı’

Dr. Hasan Ünal, önemli bir iş insanı. Çiftçi, üretici, Ar - Ge Merkezi kurucusu. Türk tarımının gelişiminde gizli kahramanlardan biri. Türk siyasetinde önemli görevler üstlenmişken, ‘tarım da bir milli görev’ diyerek tarımsal üretime ve Türkiye’nin bu konuda gelişimine soyunmuş. Başarılı da olmuş. Duayen çiftçi, üretici, iş insanı. Ama o en çok büyük önder Atatürk gibi, ‘çiftçi’ olmakla gururlu.

Son dönemlerdeki politik gelişmeler sonrası lojistik alanında Türkiye’nin öne çıkmasıyla birlikte, şimdi özellikle başta Antalya olmak üzere tropikal sebze ve meyvelerin hem daha çok üretilmesi, hem daha verimli olması, hem de dünya pazarında yer edinmesi için yoğun bir çaba içinde. Tarımın gelişmesi için doğru ve etkili bir planlama gerekliliği üzerinde duruyor. Ünal, şunları dile getiriyor:

“Türk tarımına planlamanın yanısıra teknolojiyi de en son sistemleri ile kazandırmalıyız. Bunu yapan bir Türkiye dünya çapında kazanan olur. Bakın en basit şekliyle domates, salatalık ve biberde tekonolojiden yararlanıldı, verim 4 - 5 kat arttı. Sadece sebze ve meyvede değil, bakliyat ve tarımın her alanında son teknolojik yenilikler yer almalı. Devlet de bunu bütün gücüyle desteklemeli. Tarım gelişirse Türkiye kazanır.”

Ata tohumu sevinci

Barış Manço’nun şarkısı gibi; domates, biber, patlıcan. Bir şenlikti Muğla’da yaşanan. Bir milyon 153 bin ata tohumu fidesi 13 ilçede çiftçilere dağıtıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığı destekli ve Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün katkılarıyla yürütülen bir proje. Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Ali Peksüslü, ata tohumlara büyük rağbet olduğunu belirtti, 

Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak da, yerel çeşitleri 800 dekarda uyguladıklarını vurguladı. “Şevketibostan, kışlık sebzeler ve çilekte çok yol kat ettik. Yerel çeşitlerin tohumlarının paylaşılması gerekiyor” dedi.

Yörenin saygın gazetecilerinden Türker Kır’a sordum, “Nasıldı tören?” diye, yanıtı sevindirdi:

“Bir şenlikti adeta. Üretici büyük ilgi gösterdi. Bu sıkıntılı süreçte herkes umut doldu.”

Bir fuardan ötesi

Türkiye’nin ilk tarım fuarı; Hasyurt. Antalya’nın güzel ilçeleri Finike ve Kumluca destekli başlatılan... Arada pandemi duraksamaları olsa da, 25. fuarda, Hasyurt’ta yine coşku vardı. Her tür yeniliğin sergilendiği fuar, üretici çiftçi açısından verimli geçti.

Ekoloji ve tarıma Milliyet’in verdiği büyük destek de her fırsatta sevgiyle dile getirildi.

Ben bu fuarın yenilenerek, geliştirilerek yeniden kapılarını açmasına katkı veren herkesi kutluyorum. Dünya çapında tarımsal üretim krizi yaşanırken, sergilenen bu tablo umut verici. Üstelik sadece tanıtım, teknoloji değil, bilim ve tarımın gerçek sorunları da gündemdeydi bu fuar süresince.

Mucize yazan Türkiye

Dr. Faruk Özlü, yüreğinde Türkiye sevdası taşıyan bir siyasetçi. Milletvekili ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak önemli hizmetlerde bulundu. Şimdi Düzce Belediye Başkanı ve başarılı bir yerel yönetici. Uzun yıllardan beri ‘bir Türkiye mucizesi’ için emek veriyor, kafa yoruyor. Derin ve nitelikli bilgilerini dinlemek beni mutlu eder. Özlü, toplumsal sorumluluğunu Türkiye adına yeni kazanımlar sağlamaya yönlendirdi ve önemli bir kitap yazdı. Okudum ve beğendim. Özlü’nün, stratejist kimliğini yansıttığı Beyaz Kitap’ta yarınlar adına önemli ipuçları var. Kitapta ilgimi çeken bölümlerden biri; Türkiye’nin yeni sanayi devrimi gelişmelerini yakalaması, gelecek 10 yılda sanayi ataklarını hızlandırarak gelirini en az iki katına çıkartması ve bunu yaparken de sürdürülebilirliğe ve yeşil teknolojiye vurgu yapması. O kadar önemli ki. Tarımsal üretimin arttırılması ve bunun toplumsal refaha katkısı ile gıdaya erişim konusu kitabın ilgi çekici anlatımları arasında. Özlü, tarımsal gelişim ve gıda yeterliliği konularında dijitalleşme ve yüksek teknolojinin kullanımı ile kalkınmanın yükseltileceğine işaret ediyor.