KORONALI GÜNLERDE PROSTAT KANSERİ

Koronavirüs sürecinin başlangıcından itibaren pek çok insanın virüse yakalanma endişesiyle sağlık sorunlarını ertelediği gözlemleniyor. Evde kalarak virüsten korunma düşüncesiyle tedavisi geciktirilen bu problemler arasında, prostat kanseri gibi, hayati tehlikeye neden olan hastalıklar da bulunuyor.

Yeni tip koronavirüs Kovid-19’un dünya genelinde pandemi ilan edilmesiyle birlikte ülkemizde de sağlık alanında acil olmayan birçok tedavi ve ameliyat ertelendi. Rutin tarama programları bu dönemde geçici olarak durduruldu. Hastaneye gelmesi zorunlu olmayan hastaların sağlık ihtiyaçları için de e-doktor uygulamaları daha fazla kullanılmaya başlandı. Bu tablo içerisinde idrar yapmakta sıkıntı yaşayan birçok hasta virüs endişesiyle doktora başvurmayı erteledi. Ancak unutulmamalıdır ki prostat kanseri, tedavisi geciktirilecek bir hastalık değildir ve zamanla yarış hayat kalitesi ile süresi açısından çok önemlidir.

Prostat kanseri, erkeklerde akciğer kanserinden sonra en çok teşhis edilen habis tümör türüdür. Genelde 50 yaş sonrası erkeklerin hastalığıdır. Teşhis konulan erkeklerin yüzde 90’dan fazlası, 60 yaşından daha yaşlıdır. Nüfusun ortalama yaşının artmasıyla, ülkemizde de hastalığın sıklığı git gide artmaktadır. Yaşları 70 üzerinde olan erkeklerin yüzde 30’unda, gizli prostat kanseri mevcuttur. Bu tümörlerin sadece bir bölümü, herhangi bir zamanda daha hızlı büyümeye başlar ve tedavi edilmesi gereken tehlikeli bir hastalığa dönüşür.

Prostat kanseri, sinsi seyredebilir. Hiçbir belirti vermeyeceği gibi, hastalar idrar yapmayla ilgili problemler, menide veya idrarda kan, sırt, bel, kalça ve uyluk ağrılarıyla başvurabilirler. İdrar yapmayla ilgili problemler; idrar yapamama, idrar yapmaya başlama ya da durdurmada zorlanma, sık sık idrara çıkma, geceleri çıkma, idrar akımında zayıflama, kesik kesik zorlanarak yapma ve ağrılı idrar yapma şeklinde olabilir. Bu belirtiler kanser dışı nedenlere de (prostat büyümesi, enfeksiyon gibi) bağlı olabilir.

KORONALI GÜNLERDE PROSTAT KANSERİ

TEŞHİSİ

Genellikle ileri evrelere kadar belirti vermeyebilir. Çoğu zaman, kandan bakılan PSA testindeki yükselmeyle veya rektal muayeneyle saptanır. Rektal muayenede ürolog, prostatın dış yüzeyinde tümör açısından şüpheli herhangi bir sertlik ya da düzensizlik olup olmadığını kontrol eder. Prostat kanseri teşhis edilen hastaların yüzde 25’inde PSA düzeyi normal sınırlarda olmasına rağmen, teşhis parmakla muayenede saptanan sertlik ve düzensizlikle konulur. Bu nedenle 40 yaşından sonra her erkeğin yılda bir kez üroloji doktoruna gitmesi gerekir. Son yıllarda multiparametrik MR erken evre prostat kanseri teşhisinde çok önemli bir rol almaya başladı.

TEDAVİSİ

Prostat kanseri tedavisinde, kanserin büyüme hızı, yayılım durumu, hastanın genel sağlık durumu ve uygulanacak tedavinin etkinliğinin yanı sıra, olası yan etkilerine de bağlı olarak farklı tedaviler tercih edilebilir. Eğer prostat kanseri erken bir evredeyse, hemen tedavi yerine, takip önerilebilir. Cerrahi seçeneği, en yaygın ve etkili tedavi yöntemlerindendir. Robotik, laparoskopik ve açık cerrahi yöntemler mevcut olup, hastaya göre tercih edilmelidir. Cerrahi yaklaşımda amaç prostatın tamamının alınmasıdır. Uygun vakalarda prostat çevresinde bulunan ve peniste sertleşmeye yardımcı olan sinirler korunabilir. Ayrıca erken evrede prostat ışın tedavisi (radyoterapi) de uygun hastalarda önemli bir tedavi seçeneğidir. Yapılan araştırmalara göre, orta ve ileri evrelerde cerrahi ve radyoterapiden sonra beş aylık bir kemoterapinin, prostat kanserinde yaşam süresini uzattığı belirlenmiştir. Dördüncü evrede prostat kanserinin asıl tedavisi, hormonal olmalıdır. Hormonal tedavi, ya hastanın yumurtalıkları alınarak ya da 1-3 ayda bir enjeksiyonlarla erkeklik hormonu bloke edilerek yapılır. Ayrıca prostat kanserinde metastatik ileri evrelerde radyoaktif lütesyum ile tedaviler yapılır.

ŞİKÂYETLER

İdrar yapma güçlüğü.

İdrar akışında kuvvet azalması.

Menide ya da idrarda kan görülmesi.

Boşalma esnasında ağrı.

Kasık bölgesinde rahatsızlık hissi.

Kemik ağrıları.

Sertleşme bozukluğu, prostat kanserine işaret edebilir.

Multiparametrik MR’ın ne zaman önerilmesi doğru?

Prostat kanseri riskine yönelik yapılan değerlendirmelerin başında kanda PSA ölçümü ve parmakla prostat muayenesi gelmektedir. PSA değeri yüksek ve/veya muayenede prostatta şüpheli sertlik -nodül- varlığında, prostat kanseri teşhisi için, TRUS (transrektal ultrason) kılavuzluğunda prostat biyopsisi en sık kullanılan yöntemdir.

Sadece PSA yüksekliğinin prostat kanseri teşhisindeki duyarlılık ve özgüllüğü sınırlı kalabilmektedir. Bunu artırmaya yönelik, serbest/total PSA yani % serbest PSA gibi bazı PSA alt formlarının değerlendirilmesi önerilir.

Ancak yine de prostat kanserinin varlığının değerlendirmesinde özellikle prostatın ön yüzeyinde lokalize olmuş ve prostatın arka yüzeyinden 2-3 cm önde olması nedeniyle gözden kaçabilecek kanser dokularının teşhis edilemeyebilir. Bunun yanında sistemik biyopsi ile kanser risk ayrımının ne derecede yapılabildiği şüpheleri de söz konusudur. Bu açıdan da multiparametrik prostat MR’ı ve biyopsi patolojik verilerinin birlikte değerlendirilmesinin oldukça yardımcı bilgiler verebileceği düşünülmektedir.