Ege’de barış rüzgârı mı yeni bir kriz alanı mı?

Veli Bilgihan Yaşacan (Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Dünya yeni enerji kaynakları bulmanın peşinde. Denizüstü rüzgâr santralları teknolojisi ve yatırımları hızla gelişirken, Ege Denizi’ndeki rüzgâr potansiyeli komşu Yunanistan’la aramızda yeni bir sorun olacağa benziyor...

Ege’de barış rüzgârı mı yeni bir kriz alanı mı

Dünyada denizüstü rüzgâr santralları teknolojisi ve yatırımı hızla gelişiyor. Özellikle yüzer temelli santralların yaratacağı potansiyel önümüzdeki on yıllarda enerji sektörünü derinden etkilemesi bekleniyor. Ülkemizde bu santralların yapılması ise daha da kritik bir öneme sahip. Özellikle Ege Denizi’nde oldukça yüksek bir potansiyel bulunuyor. Bu potansiyel herkesin dikkatini çekiyor. Özellikle de komşumuz Yunanistan’ın. Ancak kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik alan gibi uluslararası ilişkiler konusunda itilaf halinde olduğumuz birçok konu da var.

Yunanistan başladı

Yunanistan yaklaşık 2000 MW kapasiteli denizüstü rüzgâr santralı kurulumunda hedef açıkladı. Her bir rüzgâr türbinini 10 MW olarak düşünecek olursak yaklaşık 200 adet türbin denizin içine konulacak. Ancak bu alanların neresi olacağı henüz belli değil. Konsorsiyumda muhtemelen RWE Alman enerji yatırım devi de bulunacak. Yunan hükümeti bu alandaki izin süreçlerini başlatmış durumda.

Deniz içine konulan bu türbinlerin her biri enerji üretecek ve ülkenin elektrik şebekesine verilecek. Bu her biri devasa türbini tabiri caizse, küçük birer adacık olarak da değerlendirebilirsiniz. Bu durum, uluslararası anlamda ülkemizin ekstra bir sorun ile karşılaşma olasılığını artırıyor.

Ancak yıllarını enerji sektörüne vermiş biri olarak benim gönlümden geçen Yunanistan ile ortak konsorsiyum oluşturup Ege denizindeki rüzgârı değerlendirip her iki ülkenin de şebekesine vererek bir barış rüzgârı yaratmak. Bu güzel dilek maalesef bir ütopyadan ibaret olarak kalacaktır diye düşünüyorum.

Ege’de barış rüzgârı mı yeni bir kriz alanı mı

Ege’de barış rüzgârı mı yeni bir kriz alanı mı

Enerji adaları!

Geleneksel kazık temelli türbinler azami 70 metrelere kadar kurulabilirken, yüzer temelli türbinler 1000 metreden daha fazla derinliklere gidebilecek. Bu da çok büyük alanların değerlendirilmesi ve rüzgâr potansiyellerinin kullanılabilmesi anlamına geliyor. Ancak bu santralların karadan kilometrelerce açığa kurulması üretilen elektriğin karaya ulaştırılması konusunda birtakım problemler de yaratıyor. Rüzgârın doğası gereği bu santrallardan üretilen elektriğin düzensiz olarak üretilip uzak mesafelere iletilmesi de söz konusu. Bu da elektrik şebekesini oldukça zorlayan bir takım teknik problemler yaratabiliyor. Denizüstü rüzgâr santrallarındaki bu problemi çözmek için yeni bir kavram gelişmeye ve uygulanmaya başladı:

Enerji adaları! Bu yapay adalardaki sistemler, karadan kilometrelerce açıkta bulunan santrallar elektriği bir merkezde topluyor ve buradaki şalt sistemleriyle daha düzenli bir elektrik iletimi sağlanabilir hale geliyor. Daha sonraki adım bu enerji adalarında toplanan elektrikten yeşil hidrojen veya yeşil amonyak elde edilip bu adalardaki limanlardan gemilerle pazarlara ulaştırılması hedefleniyor. Bu anlamda ilk girişim Danimarka hükümeti tarafından onaylandı, kuzey denizine ilk enerji adasının kurulması planlanıyor.

Merkez olabilir

Dünyada ve Türkiye’de hızla yeşil enerjinin çeşitlendirilmesine yönelik bir eğilim var ve denizüstü rüzgâr enerji piyasası karasal rüzgâr enerjisi piyasasına göre daha hızlı büyüyor. Küresel Rüzgâr Enerjisi Konseyi’ne göre, denizüstü rüzgâr enerjisi kapasitesi 2025’te yıllık 20 Gigavat artış oranını aşacak. Aynı dönemde denizüstü rüzgâr enerjisinin, toplam elektrik kurulu gücündeki payı ise yüzde 20’ye yükselecek. Türkiye de dünyadaki denizüstü rüzgâr enerjisi potansiyelinin yüksek olduğu alanlara yakın bir coğrafyada bulunuyor.

Ülkemiz karasal rüzgâr türbini kurulumu, üretimi ve tedariki konusunda oldukça ilerleme kaydetmiş durumda. Bu tecrübe ve potansiyel denizcilik alanı ile birleştirilip, deniz inşaatları da dahil bir tedarik üssü haline gelebilir. Denizüstü rüzgâr santralı kurmak isteyen ülkeler, tüm ekipmanlarını Türkiye’den tedarik edebilir. Bu alanda 1MW’lık yatırımı 3 milyon Euro olarak alırsak, ülkemiz ve civar ülkelerdeki potansiyelleri hesaba katarsak trilyon dolarlara kadar ulaşan yatırımlardan ve tedarik zincirinden bahsediyoruz. Bu pastadan pay almak için ülke olarak çeşitli alanlarda adımlar atmamız gerekiyor.

Ege’de barış rüzgârı mı yeni bir kriz alanı mı

Hedef açıklanmalı

Denizüstü rüzgâr enerjisi Türkiye’nin kullanılmayan ancak büyük potansiyel barındıran bir alanı. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’nin 70 gigavatlık denizüstü potansiyelinin 20 gigavatı Ege ve Marmara Bölgesi’nde bulunuyor.

Yunanistan, denizüstü rüzgâr enerjisi kurulumunda Ege denizinde 2 gigavat kapasiteli hedef belirledi. Bizim de buna benzer bir hedef açıklamamız gerekiyor ki, yerli ve yabancı yatırımcıların ilgisini çeksin, verimli yatırım ortamı ve tedarik zinciri yapıları oluşsun.

Öte yandan dünya genelinde yenilenebilir enerjide yeni yaklaşımlar deneniyor. Sadece rüzgârdan enerji üretmek değil, hidrojen, amonyak üretiminde de rüzgâr kullanılıyor. Türkiye’de yeşil hidrojen/yeşil amonyak üretiminde aktif olarak bu santrallar kullanılabilir.