Düşünenlerin Düşüncesi

Düşünenlerin Düşüncesi

dusunce@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçiminde 18-24 yaş dilimi içinde olan gençler, milletvekili ve seçmen olarak rol alacak. Yaklaşık 81 milyon nüfusu olan ülkemizde 55 milyon seçmen oy kullanacak. Nüfusun 13 milyonu 15-24 yaş dilimi içinde yer alıyor. 81 milyonun yaklaşık 13 milyonluk 15-24 yaş dilimi arasında yer alan gençler; 18-24 yaş dilimi arasında oy kullanacak yaklaşık 10 milyon genç söz konusu.

Gençler milletvekili adayı olarak seçim listelerinde; milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçmek için seçmen olarak 24 Haziran 2018 seçimlerine katılacak. Seçime katılan partilerin Yüksek Seçim Kurulu’na verdikleri listelerde, 18-24 yaş dilimi arasında onlarca milletvekili adayı yer alıyor. Geri kalan milletvekili adaylarının yaş ortalaması 45-50 arasında değişiyor. Bu durum adaylar arasında kuşak farkı olduğunu gösteriyor.

Haberin Devamı

Atatürk, ülkenin, vatanın geleceğini, gelişmesini gençlere emanet etmiştir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, Cumhuriyet’in genç kuşağa verdiği değerin, yerin göstergesidir. Gençlerin ülkenin yönetiminde rol ve yer alması, söz sahibi olması gerekir. Milletvekili adayı olanların sorunları ve çözüm yollarını, yöntemlerini açıklaması, seçmenlerin beklentilerini, isteklerini dile getirmesi doğaldır.

Bugüne kadar gençler ancak parti grubu toplantılarında, mitinglerde alkışla, kısa, çarpıcı sloganlarla seslerini duyurabilmişlerdi. Toplumun gençleri anlaması, tanımasının tek yolu konuşmaktır, sözdür. Sorunları, çözüm yollarını açıklamaları, tartışmaları zorunludur.

Bilindiği gibi gençler, başta aile olmak üzere, ortak toplumsal kültür içinde benlik, kimlik, kişilik kazanır. Ancak, 1980 yılından sonra çocuklar, gençler, ‘zamanın ruhu’nun yarattığı dijital sistem içinde 4-6 yaş dilimi arasında dijital oyunlarla, dijital ortama adım atarlar. Yaş ilerledikçe bilgisayar, internet, Facebook, Twitter, cep telefonu, sosyal medya iletişimi, küresel sanal bir dünya yaratmıştır. 1980’li yılların büyük yönelimi küreselleşme, küreselleşme karşıtlığı çatışmaları, tartışmaları gençlerin X, Y, Z gibi kişilik özellikleri göstermesine yol açmıştır.

Haberin Devamı

John Naisbitt, 1982 yılında yayımladığı “İki Bin Yılının Büyük Yönelimleri” (Megatrend 2000) adlı kitabında dünyanın geleceğini belirlemeye çalışmıştır. ‘Megatrend 2000’ isimli kitabı 25 milyon satarak bir yayıncılık mucizesine imza atmıştır. Bu kitabından sonra tüm dünyada iş adamlarının en gözde yazarı ve önemli gelecek bilimcisi olmuştur. Naisbitt, ‘Megatrend 2000’ adlı kitabında, 2000 yılına doğru en büyük yönelimi (trend) belirlemiştir. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna, zorlama teknolojiden yüksek teknolojiye, milli ekonomiden dünya ekonomisine, kısa vadeden uzun vadeye, merkeziyetçilikten yerinde yönetime, kurumsal sosyal destekten kendi kendine yardıma, temsili demokrasiden katılımcı demokrasiye, kuzeyden güneye, “o ya da veya”dan çok seçeneğe, bizden
bana doğru büyük bir eğilim içinde olduğunu tespit etmiştir.

Küresel sözcüğü eskiden beri kullanılan bir kavram olup, küre biçimde, küre ile ilgili olan anlamında kullanılır. Küreselleşme kavramı 1960’lı yıllarda kullanılmaya başlanmış, 1980’li yıllarda kullanım alanı genişlemiş, 1990’lı yıllarda birçok konunun anahtar sözcüğü durumuna gelmiş, 2000’li yıllarda değişik ve yeni açılımlar kazanmıştır; sihirli bir değnek olmuştur. Günümüzde küreselleşme kavramı, bireysel ve toplumsal alanda yer alan bütün olayların, sorunların ya nedeni ya da çözümü olarak görülmektedir. Bireysel olarak küreselleşme insanın kimliğini, kişiliğini, güdülerini, dürtülerini, duygularını, coşkularını, bilgisini, düşüncesini, amacını, beklentisini, düşünü, düşlemini, tasarımını, davranışını, tutumunu, eylemini etkileyen iletiler sistemidir. Toplumsal olarak küreselleşme ekonomi, kültür, politika, siyaset alanlarında etkin ve yaygın değişim olarak algılanan geleceğin kapılarını açacak olan bir kapıdır. Küreselleşme ulusların, ekonomi, politika, siyaset, bilgi, iletişim, teknoloji bakımından birbirine yaklaşmasını, bir bütün olmasını anlatan bir terim olarak kullanılmaktadır.

Haberin Devamı

1965-1980 yılları arasında doğanlara X; 1980-2000 yılları arasında doğanlara Y; 2000 yılı ve sonrası doğanlara ise Z kuşağı adı verilmiştir. 2025 yılında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde çalışan nüfusun % 65’inin Y kuşağı olacağı tahmin ediliyor. Günümüzde ise yaklaşık 81 milyon nüfuzu olan ülkemizde Y kuşağı gençlerin nüfusun %37’sini oluşturduğu; bunun 30 milyon insana eş değer olduğu belirtiliyor.

Gelecekte toplum yapısında, çalışma ortamında etkili ve önemli duruma gelecek ve rol oynayacak Y kuşağı gençlerin farklılığı ve özelliği, haz duygusunu, mutluluğu, keyifli yaşamayı, yaşamlarının ilk ve temel amacı olarak görmeleridir. Bunun dışında aile, arkadaş ve insan ilişkilerini önemserken, bu ilişkileri kurmak ve sürdürmek için çaba harcarlar. Bütünün parçası olmak amacıyla takım çalışmasına kolayca uyum sağlayan Y kuşağı gençleri, ayrışma değil, benzeşmeye öncelik verirler. Topluma katılmayı, kazançtan üstün tutarlar. Anlamak, bilmek, öğrenmek için geri bildirim ve özdenetim gerekli olduğunu düşünürler. Bu gençler yaşamın anlamını bilmek, çözmek için bilişsel işlevlerini geliştirmenin gerekli olduğunu kabul ederler. Engeller, sorunlar karşısında ender de olsa alaya alma savunma düzenini kullanıp, gereksiz gülmeceye başvururlar. Y kuşağı bütün farklarının yanında yaşamın tadını çıkartmak için çalışmak istiyor olma özelliği nedeniyle, kendinden önceki X kuşağından ayrılır.

Bilindiği gibi ‘önce başarılı olmayı’ temel amaç olarak gören X kuşağı, başarının mutluluk getireceğini düşünür. Z kuşağı Türkiye nüfusunun %23’ünü, dünya nüfusunun ise %26’sını oluşturmaktadır. Türkiye genelinde bu kuşağın bilgisayar kullanmaya başlama yaşı 8, internet kullanmaya başlama yaşı 9 ve cep telefonu kullanmaya başlama yaşı 10’dur. % 24’ünün şahsi bilgisayarı, %13’ünün de şahsi cep telefonu vardır. Z kuşağı daha derin duygusallığı, spiritüel zekayı, uyumu ve normlara adapte olmak eğilimini temsil etmektedir. Bir başka deyişle “takipçi kuşak”tır. Duygusal, soyut kavramlarla ilgili önceki kuşağa oranla daha uzun süre odaklanabilen, çatışma yanlısı olmayan, felsefeye daha meraklı, sanata yatkın kişilik yapısı söz konusudur. Günümüzde X kuşağı, Y ve Z kuşağı gençleri tarafından “çağdışı”, “ezik”, “silik” olarak değerlendirilmiştir. Bu durum kuşak çatışmalarına neden olmuştur. Akıllı, bilgili, doğru yönetilen çatışmalar, tartışmalar, çağdaş, gerekli, geçerli görüşlere, uygulamalara ışık tutmuştur. Bu durum ülkemiz için de söz konusu olabilir.

Vatan, millet için şehit olan, gazi olarak yaşamını sürdüren gençler seçmen ve milletvekili olan gençlerin “kahramanı”, “rol modeli”dir.

Gençler aday ve seçmen

PROF. DR. ÖZCAN KÖKNEL

Prof. Dr. Özcan Köknel, 1954 yılında İ.Ü. Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği’ne asistan olarak girmiş, 1995 yılına kadar uzman, doçent, profesör, yönetici olarak çalışmıştır. 1995 yılında emekli olmuş, 2002-2008 yılları arasında Ticaret Üniversitesi’nde ders vermiştir. Bilimsel çalışma, araştırma ve yayınları, gençlik sorunları, ruh sağlığı, ilaç tedavisi, alkol ve madde bağımlılığı alanlarında yoğunlaşmıştır. Yabancı dergilerde 50, yerli dergilerde 200’den fazla yayını vardır. 25 kitabı yayımlanmış, 20 kitabın bir ya da birkaç bölümünde yazıları yer almıştır. İki uluslararası, beş ulusal bilimsel derneğin üyesidir. Dört ödül kazanmıştır.