Irak’ta Türkmenler ne durumda?

Bilgay Duman / bilgay.duman@gmail.com

Irak’ta yeni bir hükümet kurulması için anayasal ve siyasi süreç başlamış durumda. Uzun tartışmalar nedeniyle yaklaşık iki ayda kesinleşebilen 10 Ekim 2021’deki seçimlerin ardından, parlamentonun ilk oturumu 9 Ocak’ta yapıldı. Parlamento başkanlığına, seçimlerde ikinci en fazla sandalye sayısını elde eden Takaddum Koalisyonu’nun lideri Muhammed Halbusi yeniden seçildi. Halbusi bir önceki dönemde de bu görevi yürütmüştü. Halbusi'nin yanı sıra parlamentonun başkan yardımcıları (biri Şii Arap, biri de Kürt) da seçildi. Böylece 2003’ten bu yana devam eden, siyasi teamül haline getirilen etnik ve mezhepsel paylaşıma dayalı düzen sürdürülmüş oldu.

Önümüzdeki süreçte ise cumhurbaşkanının seçilmesi ve cumhurbaşkanının da, "Irak Parlamentosu’ndaki en büyük grubun" belirlediği adayı hükümeti kurmakla görevlendirmesi bekleniyor. Parlamento başkanlığı konusunda uygulanan etnik ve mezhepsel paylaşıma dayalı siyasi teamülün, cumhurbaşkanının seçimi ve başbakan belirlenmesi sürecinde de sürmesi kesin gibi. Yani yine cumhurbaşkanı olarak Kürt asıllı bir kişinin seçilmesi, Şii grupların (muhtemelen seçimlerin galibi Mukteda es-Sadr’ın) belirlediği bir başbakan adayının da hükümeti kurmakla görevlendirmesi bekleniyor.

Irak’ta Türkmenler ne durumda

Türkmenlerin pozisyonu

Bu süreçte Türkmenlerin nasıl bir rol alacağı, Türkmenlerin Irak’taki varoluşunun yanı sıra Türkiye açısından da kritik önem taşıyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Hasan Turan ile ITC Yürütme Kurulu tarafından ITC Türkiye Temsilcisi olarak görevlendirilen Kutluhan Yayçılı, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Çavuşoğlu görüşme sonrasında sosyal medya hesabından "Irak Türkmenlerinin her zaman yanındayız" ifadesine yer verdiği bir mesaj paylaştı. Çavuşoğlu’nun Irak’taki hükümet kurma süreci devam ederken, Türkmen yetkililerle bir araya gelmesi ve verdiği net mesaj, Ankara'nın Irak’taki siyasi süreçte Türkmenlerin haklarına gösterdiği ehemmiyetin bir tezahürü. 10 Ekim seçimlerinde Irak Parlamentosu'na girmeye hak kazanan 7 Türkmen milletvekili de, ITC Kerkük milletvekili Erşat Salihi başkanlığında bir parlamento grubu oluşturarak siyasi süreçte ortak hareket etme kararı aldı. Türkmenler 2014 ve 2018’de olduğu gibi, hükümet içerisinde temsilcisiz kalmak istemiyor. Zira söz konusu dönemlerde Türkmenlerden bir bakana yer verilmedi ve bu durum, Türkmenleri karar alma süreçlerine katılmaktan mahrum bıraktı.

Bu noktada Türkmenlerin bir varlık mücadelesi içerisinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu mücadele içerisinde Türkmenlerin güçlü kalabilmesi tek ses olarak hareket edebilmelerine bağlı. Bu olmadığı takdirde Türkiye tüm unsurları ile desteğini devam ettirse dahi Türkmenlerin hak ettiklerine ve beklentilerine ulaşması zor.

Bir asırlık devlette bin yıllık millet

Daha önceki yazılarda da bahsetmiştim. Irak 2021’in bitişiyle birlikte devlet oluşunun bir asrını devirdi. Ancak halen devlet kurumsallaşmasına sahip olamamış, etnik ve mezhepsel ayrışmaya dayalı siyasi anlaşma ve teamüllerin uygulandığı, 2003 sonrası federal sistemin getirdiği yapısal değişikliklerle ülkedeki sosyal yapının uyumsuzluk içerisinde olduğu bir düzen ve istikrarsızlık söz konusu. Tüm bunlar da, Türkmenleri her yönüyle etkilemiş durumda.

Aslında Türkmenlere, Irak Türkleri demek daha doğru ancak “Türkmenlik”, Irak’taki Türk varlığına siyaseten yerleşmiş durumda. Irak’ın kuruluşundan önce de bugünkü Irak topraklarında devlet kurup hüküm süren Türkler, neredeyse bin yıllık bir devlet geleneğine sahip. Nitekim Türkmenler de Araplar ve Kürtler gibi Irak’ın üç kurucu unsurdan biri. Bu statü, Irak Parlamentosu’nca alınan bir kararla da onaylandı. Buna rağmen Türkmenlerin ne siyasi ne sosyal ne de ekonomik olarak bu statüyle uyumlu bir pozisyona sahip olabildiğini söylemek mümkün değil.

Irak’ta Türkmenler ne durumda

Irak’taki Türkmenler, Irak’taki siyasi kamplaşma ve kutuplaşmanın yanı sıra fırsat eşitsizliği, siyasal baskı, şiddet ve terör gibi yaşanan bütün olumsuzluklardan doğrudan etkilenen taraf. Türkmenler hem nüfus yapıları hem de yaşadıkları coğrafya itibariyle etnik, dini, coğrafi, idari, siyasi ve ekonomik çatışma dinamiklerinin içerisinde yer almak zorunda kaldı. Türkmenler dini yapıları nedeniyle de mezhep çatışmasının hedefi ve aracı haline getirilmeye çalışılırken, Türkmen kimliği erozyona uğratılmaya çalışıldı. Böylece Türkmenler, 2003 sonrası etnik ve dini temeller üzerinde kurulan Irak siyasetinde etkili bir aktör olarak ortaya çıkamadı.

Çoklu çatışma dinamiği

Bugün Irak’ta Türkmenler, ülkenin sosyal ve siyasal geçiş coğrafyasında çoklu bir çatışma dinamiği içerisinde yaşıyor. Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı hatta bakıldığında, Irak’ın kuzeybatı ucundaki Ninova’ya (Musul) bağlı Telafer ilçesinden başlayarak, Bağdat’ta paralel bir biçimde güneydoğu hattında Diyala sınırları içerisinde bulunan Mendeli ilçesine kadar ilerleyen bir koridor ortaya çıkıyor. Bu koridor etnik ve mezhepsel geçiş hattı olmasının yanı sıra, aynı zamanda da Irak merkezi hükümeti ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki idari geçiş hattı.

Türkmenlerin de yoğun olarak yaşadığı söz konusu hat, 2009’da Birleşmiş Milletler raporlarına da yansıdığı şekliyle Irak merkezi hükümeti ve IKBY arasında “ihtilaflı bölgeler” olarak adlandırılıyor. Her ne kadar bugün itibariyle idari açıdan Irak merkezi hükümetinin kontrolündeki vilayetlere bağlı olan ancak fiili kontrolün IKBY’de olduğu Musul, Kerkük, Selahaddin ve Diyala’daki bazı ilçelerde, 2017’de Irak merkezi hükümetince askeri operasyonlar sonucu kontrol sağlanmış olsa da ihtilafın devam ettiğini söylemek yanlış olmaz.

İşte bu ihtilaflı durum, söz konusu alanda güç ve güvenlik boşluğu ortaya çıkarıyor. PKK, DAEŞ gibi terör örgütleri de bu boşluğu kullanıyor. Nitekim son dönemde DAEŞ’in Irak’ta saldırı yaptığı bölgeler, Kerkük, Altunköprü, Kifri, Karatepe, Tuzhurmatu, Amirli gibi Türkmenlerin yoğun ve çoğunluk olarak yaşadığı yerler.