Karabağ zaferinin belgesi ‘üçlü bildiri’nin önemi

Dr. Cavid Veliyev / (Uluslararası İlişkiler Analizler Merkezi)

44 günlük savaş sonrasında Azerbaycan’ın Karabağ zaferini belgeleyen üçlü bildiri 10 Kasım 2020’de imzalandı. 44 günlük savaş sırasında birkaç defa Ermenistan’a savaşı sonlandıracak anlaşma imzalanması teklif edilmiştir. Tabii ki, Azerbaycan’ın şartı Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmesi şart koşulmuştur. Fakat Ermenistan tarafı bu teklifi reddederek savaşa devam etmiş ve çok ağır bir yenilgiye mahkum edilmiştir. 8 Kasım 2020’de Azerbaycan’ın kültürel başkenti Şuşa’nın Ermeni işgalinden kurtarılmasından sonra 25 bin askerinin kuşatma altına düşmesi tehlikesi ile karşı-karşıya kalan Ermenistan 10 Kasım tarihinde Azerbaycan’ın şartlarını kabul ederek bildiriyi imzalamak zorunda kalmıştır.

Tabii ki, bu bildirinin önemini birkaç açıdan anlatmak mümkündür. Özellikle savaştan önce Dağlık Karabağ sorunun çözümü için Azerbaycan’a yapılan tekliflerin içeriğini gözden geçirmekte fayda vardır. Azerbaycan toprakları Ermenistan tarafından işgal edildikten sonra sorunun çözümü için son 27 yıl içinde çeşitli teklifler yapılmıştı. Özellikle İkinci Karabağ Savaşı başlamadan önceki 15 yıl boyunca sorunun çözümü için masada Minsk Grubu eşbaşkanlarınca önerilen 3 “çözüm belgesi” bulunmaktaydı.

Birincisi, 2004 yılından itibaren Batı’nın önderiliğinde başlayan ve 2007 yılında Madrid Belgesi, 2009 yılında ise yenilenmiş Madrid Belgesi olarak değiştirilen, ikincisi Dmitri Medvedev’in Cumhurbaşkanlığı döneminde Rusya’nın önerdiği Kazan Belgesi (2011) ve üçüncüsü Vladimir Putin’in döneminde RF Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un önerdiği “Lavrov Belgesi” (2014) oldu. Tabii ki, belgeler arasında bazı farklılıklar ve benzerlikler vardı, ama hepsinin ortak noktası kısaca şöyleydi: Öncelikle işgal altında olan 5 rayondan (Ağdam, Fuzuli, Cebrayil, Zengilan ve Kubatlı), daha sonra aşamalı şekilde geri kalan 2 rayondan (Kelbecer ve Laçın) Ermeni ordusu geri çekiliyor, göçmenler geri dönüyor, eski Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’ne geçici bir statu veriliyor ve sonrakı 10 yıllarda Dağlık Karabağ’ın nihai statüsü belirleniyor. Azerbaycan eski Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’ne Azerbaycan toprak bütünlüğü dışında bir statü vermeyeceğini ve gerekirse bunun için savaşacağını açıklarken, Ermenistan Azerbaycan toprağı olarak tanınan Karabağ’da yaşayan Ermenilere kendi kaderini tayin hakkı talep ediyordu. Batı ve Rusya tarafından yapılan önerilerde de Karabağ’da yaşayan Ermeniler için bağımsızlık yolunu açacak “kendi kaderini tayin hakkı”nın verilmesi bulunmaktaydı.

‘Karabağ iç mesele’

Öte yandan, Minsk Grubu eşbaşkanları tarafından önerilen belgelerin hiçbirinde işgalden kurtarılan Şuşa ve Hadrud’un Azerbaycan’a geri verilmesi bulunmuyordu ve genel olarak Minsk Grubu’nun önerileri Ermenistan tarafının teklifleri ile oluşmuştu. Çünki Minsk Grubu eşbaşkan ülkelerine göre Azerbaycan topraklarının işgalinden sonra bölgede bir jeopolitik gerçeklik oluşmuştu ve Azerbaycan bunu kabul etmek durumundaydı. Fakat 44 günlük savaşın sonunda ve 10 Kasım üçlü bildirisi ile bu jeopolitik gerçeklik tamamen değiştirildi. Üçlü bildiri ile BM Güvenlik Konseyi’nin işgalin bitmesini talep eden dört kararı Azerbaycan tarafından yerine yetirilmiş oldu. 27 yıllık işgal döneminde birçok uluslararası hukukçu Azerbaycan’ın meşru mudafaa hakının zaman aşımına uğradığını savunmaktaydı. Fakat Azerbaycan meşru mudafaa hakkını kullandı ve bu üçlü bildiri ile bunu meşrulaştırmış oldu. Uluslararası arabulucular tarafından daha önce yapılan önerilerde Dağlık Karabağ’da yaşayan Ermenilere özel statünün verilmesinden bahsederken, bu üçlü bildiride hiçbir statüden bahsedilmiyordu. Azerbaycan da bu bildiriyi esas alarak Karabağ’da yaşayan Ermenilere hiçbir özel statu vermeyeceğini beyan etmektedir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Karabağ’da yaşayan Ermeniler’e özerklik statüsü önerilerinin mazide kaldığını çünkü, sorunun diplomasi yoluyla değil, askeri yolla çözüldüğünü ve Azerbaycan halkının şehit verdiğini açıklamıştı.

Bu bildiriden sonra Karabağ meselesi Azerbaycan için artık dış politika değil, iç politika meselesi oldu. Minsk Grubu ise yalnızca Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerini ki, buraya Karabağ meselesi dahil değildir, normalleştirilmesi için çalışabilir.

İşbirliği ve normalleşme

Üçlü bildiri ile Ermenistan Azerbaycan topraklarının işgalden kurtarılmasını kendi imzası ile onayladı. Ermenistan ordusu işgal ettiği üç rayondan Laçın, Kelbecer ve Ağdam’dan çekilmek zorunda kaldı ve böylece Azerbaycan topraklarını da işgal ettiğini kabul etmiş oldu.

Bu üçlü bildiri bölgede yeni işbirliği ve normalleşme imkanlarının önünü açtı ve aynı zamanda Azerbaycan-Ermenistan arasında kalıcı barış antlaşmasının imzalanması için fırsatlar yaratmış oldu. Bildiriden sonra taraflar arasında ulaşım hatlarının açılması için üçlü komisyon kuruldu, sınırların netleşmesi için komisyonun kurulması beklenmekte ve Azerbaycan Ermenistan’a barış şartlarını gönderdi.

Minsk Grubu`nun diğer eşbaşkan ülkeleri Fransa ve ABD üçlü bildiride yer almadı. ABD ve Fransa, üçlü bildirinin imzalanmasından sonra statu meselesini gündemde tutarak olası bir kalıcı barış anlaşmanın imzalanmasını sabote etmeğe çalışmaktadır. Üçlü bildiride doğrudan yer almasa da, Azerbaycan’ın ısrarı ile Türkiye işgalden kurtarılmış topraklarda ateşkesin gözlemlenmesinde rol aldı. Bunun için 2020 yılının Ocak ayında Türkiye-Rusya arasında anlaşma imzalandı ve Türk askeri Azerbaycan’ın işgalden kurtarılmış Ağdam bölgesine ateşkesi gözlemleme merkezine yerleşti. Böylece, Türkiye Rusya’nın da imzası ile Güney Kafkasya bölgesine askeri olarak yerleşti. Kısacası, üçlü bildiri bölgede jeopolitik dengeyi kökünden sarstı ve yeni jeopolitik gerçeklik yaratmış oldu. Bu gerçekliğin yaratılmasında Azerbaycan-Türkiye işbirliğinin önemi oldukça büyüktür. Bu işbirliğinin hedefe yönelik olduğu ve sadece söylemden oluşmadığı ortaya çıktı.