Meşk nedir?

Mustafa Kemal Ulusu - kulusu@hotmail.com

Değerli okurlarım, bugün sizi 1900’lü yılların başına götüreceğim. İstanbul’un Şehremini semtinde babası musiki hocası ve üstadı, İstanbul Defterdarlığı muhasibi Fuat Efendi’nin talebesi olarak, ilk musiki derslerini babacığından alan ve bir Sine-i keman üstadı ve harika sesiyle de hem kemanını çalıp, hem de söyleyen, (ki hem çalıp, hem de şarkı okunması imkansız olan tek saz kemandır ve çok az kişi bunu başarmıştır) rahmetli anacığım Neriman Hanım’ın kendi elleriyle, 1996 yılında çıkan Ateş gazetesinin müthiş köşe yazarı, rahmetli Doğan Katırcığlu’na yazdığı ve Doğan Bey’in köşesinde aynen yayınladığı, o eski İstanbul’u ve adetlerini anlatan çok özel bir yazıyı sunuyorum.

Olur Böyle Vakalar /  Doğan Katırcıoğlu

Meşk nedir?

Gecenin bir vaktiydi... Telefon çaldı.. Hemen kaldırdım.. Daima telefon başucumdadır.. Mesleğim gereği telefonla içiçeyim.. “Ben Neriman Ulusu” dedi “Doğan Bey oğlum, rahatsız etmedim ya..” “Estağfurullah rahatsızlık ne kelime büyükhanım” dedim “Buyurun..” Ateş gazetesi çıktığı günden beri hem gazetenizin hem de sizin tiryakiniz oldum.. Yazınızın çıktığı günler sizin ‘Olur böyle vakalar’ köşenizi okumadan uyuyamıyorum.. “Ne yapayım, bu ben de bir alışkanlık oldu” diye konuştu Neriman Ulusu hanımefendi.. Teşekkür ettim.

‘Önce meşki öğrendik’

“Bugünkü yazınızda ‘aşk nedir?’ diyorsunuz.. Size bir şeyi itiraf etmek istiyorum Doğan Bey oğlum.. Bize yetişirken ‘Aşk’ı değil ‘Meşk’i öğrettiler. Evet, biz önce meşki öğrendik.” dedi “Ne yazık ki aşkı yıllar sonra öğrendik.. Bizim Büyüklerimiz buna çok önem verirlerdi.. Meşk, aşktan önce gelir derlerdi. Nur içinde yatsınlar. En doğrusunu yapmışlar. Okul insanların yetişmesi için çok önemli... Aile de bir okul.. Bir genç kız olsun, bir erkek çocuk olsun onun ilkokulu ailesidir. Bilmem anlatabiliyor muyum doğan bey oğlum...” “Tabi efendim... Çok doğru söylüyorsunuz.” “Genç kız olarak serpilmeye başladığımızda camın önüne çıkarmazlardı bizi.. Evin sofa kısmında taa dipte oturtulurduk. Ben çok küçük yaşta akranlarım gibi keman çalmaya başladım.. Hoca tuttular bana.. Bendeki keman dünyada iki taneydi... Birini rahmetli babacığım bana almıştı. Keman hocamız geldiğinde sobanın dibine çekilirdik. Daha sonraları kendi kendime kaldığımda gene sofanın gerisinde olurdum.. Pencereden görülmezdik.. Şimdi öyle mi ya.. Değil mi?”

Meşk nedir

‘Pencereden görünmek yok’

O sırada tanık olduğum boşanma davaları geldi aklıma. “Doğru söze ne denir” dedim “Çok haklısınız büyükhanım...” “Birbirlerine aşık oluyorlar. Aşktan gözleri kör oluyor, evleniyorlar... Sonra ne oluyor... Mahkemeye... Boşanmaya” diye sürdürdü konuşmasını Neriman Ulusu “Neden niçin insanlar birbirlerini tanımadan tatmadan evlenirler? Hiç buna aklım ermiyor Doğan Bey oğlum” dedi. “Siz nasıl evlendiniz?” diye soracaktım. Ben sormadan Neriman hanımefendi konuştu, “Şimdi siz bana diyebilirsiniz ki, Neriman Hanım siz nasıl evlendiniz? Evet, ben görücü usulü ile evlendim. Rahmetli eşimin yakınları beni görüp çok beğenmişler. Uzaktan beni göstermişler, tabi görücüye çıktığımda ben de onu gördüm. Sormuşlar, “Nasıl kız?” diye “Güzel” demiş, “Ne zaman isteyeceğiz”, “Dur” demişler. “Kız bakalım seni beğendi mi, bir de ona soracağız” evet bizler görücü usulü ile evlendik ama muvafakatimiz alındı... Hem erkeğe hem de kıza sorarlardı. Ben ne yalan söyleyeyim “Evet” dedim ama “Siz münasip görürseniz” diye de ekledim.

Hamamda kontrol

Aklıma o sırada kadınlar hamamı geldi... Rahmetli babaannem anlatmıştı. Hamamda kızın vücudu iyice kontrolden geçirilirmiş. Yarası beresi, sakatı çürüğü var mı diye... Damat adayı da kızın yakınlarıyla erkekler hamamında kontrol edilirmiş. Onunda sakatı çürüğü var mı diye. Sağlam mı değil mi, hastalıklı mı, tam erkek mi? Ben öyle dalmıştım ki Neriman Ulusu hanımefendinin “Alo... alo...” diye seslenişi ile kendime geldim.

Bir kadeh mutluluk için

“Ben kocamla evlendiğimde aşk nedir bilmiyordum. Amma meşk nedir biliyordum. Onunla meşk ede ede öğrendim aşkı. Aşkın ne olduğunu meşkten  sonra öğrendim. O meşktir insanı evine eşine bağlayan. Aşkın büyüğüdür, meşk bence... Meşk olmadan aşk olmaz” dedi Neriman Ulusu hanımefendi... Çok da iyi söyledi. İnsanlar evinden niçin kaçıyor. Niçin meyhaneler adam almıyor. Ağzına kadar dolu. Barlar, pavyonlar ne güne. Hep biz erkekler için değil mi?

Bir kadeh mutluluğu arayanlar için değil mi? Bir kadeh meşk için akşamcı olmadık mı? Yalan mı?

Neriman Ulusu hanımefendi yerden göğe kadar haklı. Aşk meşkle başlar. Meşk olmadan aşk olmaz. “Oysa aşk olmadan meşk olmaz” derler...

Neden hayvanlar koklaşa koklaşa... İnsanlar konuşa konuşa anlaşır?..

Neriman annem, bilahare rahmetli babacığım Nuri Ulusu ile evlenir ve hayatının ikinci baharını, eşinin Çankaya Köşkü kütüphanecisi olması hasebiyle,  Atatürk’ün köşkü yanındaki lojmanında ve de zaman zamanda İstanbul-Ankara seyahatlerine Atatürk’üyle aynı havayı soluyarak yıllarını geçirir.

Tahsili, müzik hocalığı, harika anneliği ve de Atatürk sevdalısı bir Cumhuriyet kadını olarak, 2002’ de sevgili ailesine, eşine ve Ata’sına kavuşur. Nurlarda yatsınlar.

‘Ah Neriman, ah Neriman’ adlı ve bizzat kendi elleriyle yazdığı anılarının kitabını hazırlamaktayım, inşallah en kısa zamanda yayınlayacağım.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.