Selahaddin Bahaddin’le Irak ve bölge siyaseti üzerine

Bilgay Duman - bilgay.duman@gmail.com / Selahaddin Bahaddin, Irak’ta faaliyet gösteren, Irak Kürt siyasetinin önemli partilerinden biri olan Kürdistan İslami Birliği’nin (Yekgirtu) Genel Başkanı. Kürt siyasetinin olduğu kadar Irak ve bölge siyasetinin de akil isimlerinden biri olarak bilinir. Siyasete dair özgün ve barışçıl yaklaşımlarıyla makul, ılımlı bir siyaset adamı. Son dönemde sıkışan ve hükümet kriziyle karşı karşıya kalan Irak siyasetinde, çözüm ve arabuluculuk girişimleriyle dikkat çekti. Önce Kürt siyasetinin iki temel partisi Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasında uzlaşı amaçlı görüşmeler yaptık, ardından Erbil ve Bağdat arasındaki sorunların çözümü için girişimlerde bulundu. Hemen ardından da yaklaşık bir hafta boyunca Türkiye’de çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi.

Ben de kendisiyle uzun soluklu bir görüşme gerçekleştirme fırsatı buldum. Uzun yıllardır Irak ve Ortadoğu konusunda çalışmalar yapan bir kişi olarak, bugüne kadarkiler arasında en akılda kalan ve etkileyici görüşmelerimden biri oldu. Görüşmeyi iki bölümde aktarmayı plandım ve bu bölümde, daha çok Selahaddin Bahaddin ve Yekgirtu üzerinde durmaya karar verdim. Bir sonrakinde ise hem Bahaddin hem de Yekgirtu’nun, Türkiye ve bölgesel olaylara yaklaşımını ele almaya gayret edeceğim.

Nasıl bir profil?

Bahaddin, Irak’ın muhafazakâr tabanı güçlü olan Halepçe şehrinde doğmuş ve buradaki İslami akımlardan etkilenmiş. Nitekim genç yaşlardan itibaren İhvan’ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) akımıyla birlikte hareket eden Bahaddin, aslen öğretmen. Bu yüzden yakın çevresi tarafından da kendisine “Hoca” olarak hitap ediliyor.

Makul ve ılımlı bir kişiliğe sahip olan Bahaddin, Saddam döneminde zorla askere alınmayı reddederek İran’a kaçmış. Bunun nedenlerinden birinin de, 1979’daki İran “İslam Devrimi” olduğunu söylüyor. Zira Bahaddin’e göre İran’daki İslam Devrimi bütün İslamcı akımları etkilemişti. Nitekim Bahaddin için İran’la bir başka ortak özelliği de, Saddam Hüseyin’e karşı olmaktı. Ancak Bahaddin hiçbir şekilde silahlı mücadele taraftarı olmadığını dile getiriyor. Saddam Hüseyin iktidarının değişmesini isterken de, bunun, bir işgal ya da askeri müdahaleyle değil, siyasal geçişle gerçekleşmesini istediğini belirtiyor.

Kurucu başkanı olduğu Yekgirtu’nun da, diğer Kürt partilerinden, silahlı mücadeleye dayanmayan bir hareket olmasıyla ayrıldığını vurguluyor. Zira KDP ve KYB’nin yanı sıra Kürt siyasetinin İslamcı partileri olarak bilinen Kürdistan İslami Cemaati Komal (adını Kürdistan Adalet Cemaati olarak değiştirdi) ve Kürdistan İslami Hareketi Bizutnava’nın silahlı bir geçmişe sahip olduğu biliniyor.

Yekgirtu nasıl bir parti?

Bahaddin, kendisini sivil, ılımlı, orta yolu tercih eden bir siyasetçi olarak tanımlıyor. Zira onun Kürt siyaseti ve hatta Irak siyaseti nezdindeki karşılığı da bu tanımlamayla uyuşuyor. Nitekim, uzlaşmacı, çözüm üretici, ılımlı, makul ve akil yapısıyla her kesim tarafından saygı duyulan bir kişilik ortaya koymuş durumda. Ancak Bahaddin, bu profili korumanın, Irak siyaseti düşünüldüğünde, kendisi açısından oldukça zorlayıcı olduğu görüşünde. Nitekim 2012’de, kurulduğundan beri genel sekreter sıfatıyla başkanlığını yürüttüğü partinin yönetiminden kendi isteğiyle çekilmişti. Daha sonra 2016’daki parti kongresinde yeniden başkan seçilmişti. Halen de başkanlığa devam ediyor. Yani partinin resmileştiği 1994’ten itibaren Kürt siyaseti içerisinde İslamcı muhafazakâr tabanın öncülüğünü yapıyor.

Bahaddin, Yekgirtu’nun kuruluşu itibariyle zor şartlar altında ortaya çıktığını ifade ediyor. Bahaddin’e göre silahla yürütülen mücadele üzerine inşa edilen siyasette, sivil bir inisiyatif olarak fikir hareketi konumu korumak çok zordu. Bahaddin bu zorluğu, “İslamcı olup İrancı olmayacaksın, Sünni olup mezhepçilik yapmayacaksın, Kürt olup ırkçı olmayacaksın” diye tanımlıyor. Zira Bahaddin, kapsayıcı bir İslam düşüncesi içerisinde.

Her ne kadar Müslüman Kardeşler’den etkilenmiş olsa da, İran’da geçirdiği yıllar ve bu sırada Irak’taki Şii-Sünni fark etmeksizin diğer İslami hareketlerle kurduğu diyalog, Yekgirtu’ya da şekil vermiş. Aynı zamanda Bahaddin’in Saddam döneminde Irak muhalefetinde yer alan siyasetçilerden biri olması, etkinliğini de artırıyor. Bahaddin, Yekgirtu içerisinde hem Türkmen hem de Arap üyelerin olduğunu, bu yüzden coğrafya öncelikli bir anlayış benimsediklerini ifade ediyor. Yekgirtu, kendisini bir Irak Kürt siyasi hareketi olarak tanımlamakla birlikte, diğer coğrafyalarda yaşayan Kürtlere ilişkin “en azından resmi söylem olarak” bir politik gündem izlemiyor. Bu noktada Bahaddin, Türkiye’nin terörle mücadelesine saygı duymakla birlikte, Türkiye’nin bir zorunluluk içerisinde olduğunu da açıkça ifade ediyor.