Ufak haber büyük konu

-BÜLENT AKARCALI -

Alevi kardeşlerimiz

En çirkin siyaset, vatandaşlarımızın, insan olarak kimlikleri oluşturan inanç, kültür, köken, renk, görünüm gibi temel yapıları ve nitelikleri üzerinden yorum yapma ve tartışmadır.

Aleviler her yön ve nitelikleriyle Türk toplumun temel taşları ve asli unsurlarıdır. Aynen diğer tüm vatandaşlarımız gibi.

Farklılaştırma çabaları

Ancak biz bu hususlara ne kadar dikkat etsek de uzun yıllardır özellikle yurt dışında yaşayanlarımız arasında farklılaştırma yaratma amaçlı çok ciddi çalışmalar vardır.

Almanya ve Fransa, kültürel destek maskesi altında Doğu ve Güney Doğu’dan gelmiş olanlara etnik köken üzerinden farklılaştırmayı oluşturmak için el attı. Bu amaçla kurulan derneklere önemli para destekleri ve etkinlik izinleri verildi.

Almanya, 1990’lardan itibaren bunu bir adım ileriye götürerek Alevi vatandaşlarımıza inançta özgürlük kisvesi altında çalışmalar başlattı. Amaç Aleviliği İslam’dan uzaklaştırıp ayrı bir dini inanç olarak benimsetmekti.

DİTİP

Bu olumsuz gelişmelerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sorumluluğu büyüktür. 1984 yılında Anavatan Partisi Hükümeti’nin ilk yılında Almanya da yaşayan Türklerin dini ihtiyaçlarına cevap vermek için “DİTİP Diyanet İşleri Türk İslam Birliği” adında ve Diyanet İşleri Başkanlığ’ına bağlı bir teşkilat kuruldu. Bunu 1988’de Fransa DİTİP takip etti.

Daha önceki yıllarda 1979’da Avusturya Türk-İslam Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Birliği, 1982’de Belçika ve Hollanda da birer Diyanet Vakfı kuruldu.

Unutulan Alevi vatandaşlarımız

Ancak bu kuruluşların hiçbiri hiçbir dönemde kapılarını Alevi kardeşlerimize açmadılar. Onlar da Türk Devletinden ve Diyanet’ten hiçbir yardım görmedikleri için mecburen bulundukları ülkelerin kendilerine sağladığı imkanlara yönelerek kendi yapılaşmalarını oluşturmak zorunda kaldılar.

Sonuç olarak varılan üzücü noktanın ne olduğunu geçenlerde Milliyet’in bir haberinde okuduk; “Avusturya Hükümeti Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmayan bir inanç sistemi olduğunu resmi olarak kabul ettiğini açıkladı”.

Yurt dışında kendi başlarına terk edilen Alevilerin farklı görüşleri savunan deneklerle ortaya çıkmaları, Avusturya’nın kararını alkışlayanlarla, Alevilik İslam’ın özüdür diyenlerin karşıtlığı, yukarıda söz ettiğim farklılaştırılmanın ciddi tohumlarının atıldığının üzücü tespitidir.

Umarım Diyanet İşleri Başkanlığımız, ülkemizin birlik, beraberlik ve dirliği için hayati önem taşıyan bu farklılaştırmayı giderecek ciddi adımları atacaktır.

Dilerim, her yıl düzenlenen Hacı Bektaş Veli’yi anma törenlerini turistik bir tören olmaktan çıkarıp Diyanet İşleri Başkanımızın da katılacağı birlik, beraberlik, kardeşlik ve eşitlik şölenine çeviririz.

Bilgilendirme

Konuya olan yakınlığımı belirtmek için şu bilgilendirmeyi yapmak isterim. Eğitim için gittiğim Belçika’da 1965 yılında bir vesile sonucu hastane ve cezaevlerinde yatan Müslümanlar için helal gıda ve yemek tarifini bizzat yazıp önce adalet sonra sağlık bakanlıklarına götürdüm. Bu nedir demediler, teşekkür ettiler, “hiç aklımıza gelmemişti oysa Musevi inancında olanlar için koşer gıda veriyoruz, Müslümanlar için de helal gıda veririz” dediler. Akabinde belediyeden Brüksel’deki ilk mescit için yer istedik, verdiler. Bu uğraş ve çabalar 1974’te İslamiyet’in Belçika’da resmi din olarak tanınmasına kadar sürdü…

Neredeyse yarım asır önce Katolik Belçika da karşılaştığımız hoşgörüyü, tüm vatandaşlarımıza eşit dini hizmet götürerek göstermek birlik ve beraberliğimizin temel taşını oluşturur.