Unutmadan ‘unutulan’ bir hastalık: Alzheimer

Bir tedavi bulunamazsa 2040’da dünyadaki Alzheimer’li hasta sayısının 80 milyon, 2050’de 107 milyon olacağı tahmin ediliyor. Ancak, yarısı 30 yaşın altında olan toplum bu hastalığı bir yaşlılık hastalığı olarak çok uzakta görüyor, ilgi ve desteğini esirgiyor. Fakat unutmamak lazım; herkes günün birinde unutabilir

Prof. Dr. KAYNAK SELEKLER Unutmadan ‘unutulan’ bir hastalık: Alzheimer

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı emekli öğretim üyesi. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni (1967) bitirdi. Türk Nöroloji Derneği’nin bir numaralı kurucu üyesidir. 1993-1999 yılları arası kesintisiz Türk Nöroloji Derneği Başkanlığı’nı yürüttü. 1997’de İstanbul’da kurulan Alzheimer Derneği’nin kurucu üyesi. 2000’de faaliyete geçen Alzheimer Derneği Ankara Şubesi’nin kuruluşunda yer aldı. 2001-2010 yıllarında Alzheimer Derneği Ankara Şubesi’nin başkanlık görevini sürdürdü. 1968 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda görev yaptı ve 2007-2010 yıllarında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı başkanlık görevini üstlendi. ’Alzheimer Orta Yaşta Başlar’ adlı kitabı Şubat 2012’de yayımlandı.

8 Nisan 2013’te Birleşik Krallık eski başbakanlarından ‘Demir Leydi’ lakabıyla anılan Margaret Thatcher vefat etti. Haberi veren medya organları, onun son senelerini Alzheimer hastalığıyla geçirdiğinden pek bahsetmedi. Halbuki 2005 yılından beri bu hastalığa yakalanmıştı. Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, vefat eden eşinin Alzheimer hastası olduğunu ve ìbu hastalığın tedavisi için çok çalışma yapılması gerektiğiniî ifade etti. Sadece Thatcher değil, Amerika Birleşik Devletleri 40. Başkanı Ronald Reagan, İngiltere eski Başbakanlarından Harold Wilson, İspanya eski Başbakanı Adolfo Suarez gibi devlet adamları; Charles Bronson, Rita Hayworth, Charlton Heston gibi Hollywood yıldızları ve bir çok ünlü veya ünsüz kişi Alzheimer hastalığına yakalanmıştı.
Peki, toplumumuzun Alzheimer hastalığı hakkında ilgisi ve bilgisi ne kadar? Yılların tecrübesiyle söyleyebilirim ki, Alzheimer hastalığına ve bu hastalığa yakalananların yakınlarına ilgi toplumumuzda yeteri kadar değil.

İLK BELİRTİLER
Alzheimer, zihinsel işlevlerde sürekli yıkımla giden bir hastalık. İlk belirtisi unutkanlık. Konuşma bozukluğu, dikkat eksikliği, yer-zaman-kişi karmaşası, karar verme ve yargılama bozukluğu, davranış değişikliği ve psikolojik bozukluklar diğer belirtileri. Hastalığın ilerlemesiyle kişi, başkalarının yardımına muhtaç, çevreden habersiz bir duruma geliyor. Alzheimer hastalığının klinik belirtileri 65 yaşından sonra başlıyor ve sıklığı her beş yılda bir, iki katına çıkıyor. Yakalanma oranı 65 yaş üzerindeki kişilerde yüzde 6-10 iken, 85 yaş üzerindeki kişilerde yüzde 30-50ílere yükseliyor. Bu bilgiler 90 yaşına kadar yapılan çalışmalardan elde edilmişken, son yıllardaki araştırmalar, artış eğilimin 90 yaş sonrası da aynı olduğunu gösteriyor. ABD’de demans (bunama) en sık rastlanan 7. ölüm nedeni. Yatağa bağımlı olmayan 75-85 yaş arasındaki bunama sıklığı, kalp krizi sıklığına eşit ve inme sıklığından daha yüksek.

YAŞLI HASTALIĞI MI?
Bu sorunun cevabı hem evet, hem hayır. Evet, çünkü Alzheimer, unutkanlık gibi zihinsel bozukluklarının ortaya çıkışı bakımından bir yaşlılık hastalığı. Alzheimer’e yakalanmada en büyük risk yaşlanma. Bireyler ne kadar uzun yaşarlarsa bu hastalığa yakalanma kötü şansı artıyor. Bir örnek vermek gerekirse, ABD’de 2000’de 35 milyon olan yaşlı kişi sayısı 2030’da 70 milyondan fazla ve yaklaşık beş kişiden biri 65 yaşın üstünde olacak. Buna göre 2050’de 8.5-13 milyon kişinin Alzheimer hastası olacağı tahmin ediliyor. Aynı demografik değişiklik bütün dünyada benzer şekilde görülecek. 2000’de 550 milyon olan 65 yaşın üstündeki kişi sayısı 2030’da bir milyarın üzerine çıkacak. Eğer bir tedavi bulunamazsa, 2040’da dünyadaki Alzheimerli hasta sayısının 80 milyon, 2050’de 107 milyon olacağı tahmin ediliyor.
Alzheimer yaşlılık hastalığı mı, sorusunun diğer cevabı da hayır. Çünkü Alzheimer hastalığının klinik belirtileri 65 yaşından sonra ortaya çıkarken, aslında hastalık değişiklikleri beyinde bundan 15-20 yıl önce başlıyor. Bu gözlem son senelerde PET gibi ilerlemiş tanı yöntemleriyle ve beyin-omurilik sıvısı çalışmalarıyla ispatlanmış durumda. Bu da hastalığın beyinde orta yaşlarda başladığına işaret ediyor.

TEDAVİ ÇALIŞMALARI
Alzheimer maalesef tam tedavi edilebilen, durdurulup geriye çevrilebilen bir hastalık değil. Bu gün tıbbın elinde hastalığın seyrini kısmen yavaşlatan ve hastalık belirtilerini bir süre düzeltebilen ilaçlar bulunsa da bunlar hastalığın kötü gidişini durduramıyor. Hastalığın tedavisiyle ilgili yüzlerce araştırma yapıldı ve yapılıyor. Fakat şimdiye kadar ne yazık ki hastalığı kökten düzeltecek bir tedavi bulunamadı. Baştan beri ümit bağlanan ilk aşı tedavisiyle daha sonraki aşı tedavileri olumlu sonuç vermedi. Milyonlarca doların bu yolda heba edilemesine rağmen araştırmalar devam ediyor.
Dünyanın en önemli tıbbi araştırma merkezi Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH), Alzheimer araştırmaları için bir yılda 450 milyon dolar harcarken, Obama hükümeti 2012 için ekstra 50 milyon, 2013 yılı için ekstra 80 milyon dolar daha ayırdı. ìHarekete geçmek için bekleyemeyizî girişimi çerçevesinde yapılan bu ödeme, ìAlzheimer hastaları ve ailelerinin ızdırabını azaltmak ulusal önceliğimizdirî diye açıklandı. Bazı hükümet danışmanları bu meblağı yeterli bulmadıklarını en az 2 milyar dolar olması gerektiğini belirtti. Amerika Birleşik Devletleri’nde Alzheimer hastalığının tedavisi ve bakımı için yılda 180 milyar dolar harcanıyor.

KORUNULABİLİR Mİ?
Halen kökten bir tedavisi olmayan Alzheimer hastalığından korunmak ve başlangıcını geciktirmek için risk faktörleriyle koruyucu etkenlerin bilinmesi gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda Alzheimer’li hasta sayısında artış olacağına göre hastalığın başlangıcını geciktiren müdahalelerin halk sağlığında önemli rolü olacak. Diğer yandan hastalığın başlangıcının 5 yıl ertelenmesi hastalık sıklığını yüzde 50, on yıl geciktirilmesi yüzde 85 oranında azaltabilir. Sadece bir yıl geciktirilmesi bile 2050‘de 9.2 milyon daha az hasta ortaya çıkmasını sağlayabilir.
Bugün için Alzheimer hastalığında ileri sürülen risk faktörlerinin bir bölümü kalp krizine de neden olan vasküler risk faktörleri. Bunlar, damar sertliği, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, şişmanlık gibi hastalıklar. Bu, tedavi ve kontrol edilebilir hastalıkların orta yaşlarda erkenden teşhis ve tedavi edilmesi Alzheimer’i önlemek veya geciktirmekte önemli. İyi bir eğitim, zihinsel faaliyetleri gerektiren meslek yaşamı, ileri yaşlara kadar uzanan zihinsel faaliyetler, düzenli fiziksel aktivite, boş zamanları değerlendirme uğraşları ve hobilerin sürdürülmesi, sosyal bir ağ içinde yaşamın devamı, Akdeniz diyeti, besinlerle alınan omega 3, balık, az miktarda alkol (şarap) Alzheimer hastalığının riskini azaltmada ve önlemede koruyucu etkenler olarak bildiriliyor.

SON SÖZ
Alzheimer hastalığı kişi kadar ailesini, çevresini ve toplumu da olumsuz yönde etkiliyor. Bunayan kişi zamanla çevreden habersiz hale geliyor ama yakınları, çevresi, sevdikleri kişinin gün be gün çöküşünü, yeti kaybını, acıklı durumunu gözleyerek ümitsizliğe, çaresizliğe, yeise kapılıyor ve onlar da ruhsal hastalıklara yakalanabiliyor. Yurdumuzda merkezi İstanbul’da ve yurdun çeşitli illerinde şubeleri olan Türkiye Alzheimer Derneği var. Bu dernek hasta yakınlarının problemleriyle ilgilenmek yanında toplumu bu hastalık hakkında bilgilendirmek ve bilinçlendirmek için çalışıyor. Yarısı 30 yaşın altında olan toplumumuz bu hastalığı bir yaşlılık hastalığı olarak çok uzakta görüyor, Derneğe ve hasta yakınlarının problemlerine ilgi göstermiyor. Halbuki orta yaşlarda başlayabilen bu hastalık bir yakın tehlike olarak algılanmalı. Yıllar sonra kimin bu hastalığa yakalanıp muhtaç duruma düşeceği bilinemeyeceğine göre, ilgi ve desteğin şimdiden gösterilmesi gerekir. Unutmamak lazım, herkes günün birinde unutabilir.

İrtibat telefonumuz: 0212 337 92 23. Mail adresi:dsazak@milliyet.com.tr