Vasiyetnamenin iptali prosedürü

ZAFER İŞERİ - Vasiyetname, miras bırakanın son istek ve arzuları ile mirasının paylaşım esaslarını belirleyen yazılı belge veya sözlü beyandır. Vasiyetname, resmi memur (noter, hakim vs.) huzurunda yapılabileceği gibi miras bırakanın kendi elyazısı ile veya koşulları varsa sözlü beyan yolu ile de geçerli bir şekilde yapılabilir. Miras bırakan ölüme bağlı bir tasarrufla; mirasçılardan biri veya birkaçı mirasçılıktan çıkarılabilir (MK m.510), mirasçı atayabilir (MK m.516), mirasçılardan birine veya üçüncü bir kişiye belirli mal vasiyeti yapabilir (MK m. 517), koşullar ve yükümlülükler (mükellefiyetler) koyabilir (MK m.515), yedek mirasçı atayabilir (MK m. 520), art mirasçı atayabilir (MK m.521) ve vakıf kurulmasını vasiyet edebilir.

Vasiyetnameler geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden itibaren bir ay içinde vasiyet edenin son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Sulh hukuk hakimi, vasiyetnameyi açar, okur ve ilgililere tebliğ eder. Bunun dışında Sulh Hakimi, eda hükmü içeren karar veremez. Vasiyetname Sulh hakimince açılıp okunmadıkça doğrudan tapuya götürülerek işlem yapılamaz.

Tasarruf iptal davası

Hukuka aykırı olan vasiyetnamenin, hakları zedelenen kişiler tarafından hüküm ifade etmemesinin sağlanması için vasiyetnamenin iptal edilmesini sağlayan davalara genel olarak ölüme bağlı tasarrufların iptali davaları denilmektedir.

İptali istenen vasiyetnamede ehliyetsizlik, irade sakatlıkları (hata, hile, korkutma veya zorlama), tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka ve ahlaka aykırı olması ve şekil noksanlığı gibi hukuka aykırılıklar bulunduğu takdirde vasiyetname iptal davasına konu edilebilir.

Vasiyetname düzenlenirken aranan ehliyet şartı, ayırt etme gücüne sahip olmak ve 15 yaşını doldurmuş olmaktır. İrade sakatlıkları bakımından ise; miras bırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruflar geçersiz kabul edilir. Ancak miras bırakan, yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlama etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılacaktır. Ek olarak ölüme bağlı tasarruftaki irade sakatlıkları miras bırakanın sağlığında öğrenilmemiş ise bu durumda mirasçılar süresi içinde iptal davası açabileceklerdir.

Hukuka ve ahlaka aykırılığa dayanarak iptal davası açılabilmesi için tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı olması gerekmektedir. Miras bırakanın bu ahlaka aykırılığı önceden görmüş olması ve tasvip etmiş olup olmamasının bir önemi yoktur.

Vasiyetname kanunda öngörülen şekillerde yapılmadığı takdirde iptal davasına konu edilebilir. Resmi, el yazılı veya sözlü şekilde yapılan vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmadan yapılmış olması iptal sebebini oluşturur. Ancak kanunda yer alan bir diğer düzenlemeye göre; iptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir.

Vasiyetnamenin iptali davasında davacı, ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı; davalı ise iptali istenen tasarrufla davacı aleyhine bir miras hukuku menfaati elde eden kimsedir. Bu kişiler vasiyet alacaklısı, atanan mirasçı, bir yükümlünün lehdarı, kurulan bir vakfın yönetim organı vs. olabilir.

Vasiyetnamenin iptali davası, bozucu yenilik doğuran bir hak olduğundan iptal davası açmak için kanunda öngörülen süreler hak düşürücü sürelerdir. Bu süreler geçirildiği takdirde dava hakkı da ortadan kalkmaktadır. Kanunda 3 farklı süre bulunmaktadır ve bunlar 1 yıl, 10 yıl ve 20 yıl şeklindedir.

Zarar gören açmalı

Bir yıllık süre, davacı kişi kendi hak sahipliğini, ölüme bağlı tasarrufu ve iptal nedenini öğrenmesinden itibaren işlemeye başlar. Davacı bu hususları miras bırakanın ölümünden önce öğrenmiş olsa bile bu bir yıllık süre miras bırakanın ölümünden sonra işlemeye başlar. On yıllık süre, davalının iyi niyetli olması halinde vasiyetnamelerde vasiyetnamelerin açıldığı tarihten itibaren , miras sözleşmelerinde ise miras bırakanın ölümü ile 10 yıllık süre işlemeye başlar. Yirmi yıllık süre, davalının kötü niyetli olması halinde on yıllık süre yirmi yıl olarak esas alınır.

İptal kararı, davacı kim ise onun hakkında hüküm ifade edecektir. Davaya müdahil olmayan ancak tasarruftan zarar gören diğer kişileri etkilemeyecektir. Bu bakımdan ölüme bağlı tasarruftan zarar gören diğer kişilerin de iptal davasını açması gerekmektedir. Yine açılan dava aleyhine dava açılan kişiyi bağlayacaktır. Yani iptal davası kime karşı açılmışsa sadece ona karşı hüküm ifade eder.

Hukuka aykırı olan vasiyetnamenin, hakları zedelenen kişiler tarafından hüküm ifade etmemesinin sağlanması için açılan vasiyetnamenin iptali davasında, hukuka aykırılık teşkil edilen durumların varlığı, hak düşürücü süreler ve menfaati bulunan her kişinin davacı olduğuna dikkat edilmesi ve değerlendirmenin doğru yapılması gerekmektedir, aksi halde hak kayıpları yaşanmaya devam edecektir.