Veda turunda Merkel’den öneriler

Marion Sendker - Ortadoğu Podcast’i Kurucu/Sunucu marionsendker@gmail.com

Alman şansölye Angela Merkel’in İstanbul’daki basın toplantısında Türkiye ile iyi ilişkiler stratejisini özetlediği iki cümle çok önemli. Birincisi, “Jeostratejik olarak birbirimize çok bağlı olduğumuzun, barış ve güvenliğimizin bir şekilde birbirine bağlı olduğunun farkındayız”. İkincisi ise, (ilişkiler)” ancak görüşmeler ve temaslar yoluyla başarılı olabilir” .

Bu iki cümle, Berlin ve Ankara’nın gelecekteki ilişkileri için tavsiye görevi görüyor. Çünkü Merkel’in Şansölye olarak Türkiye’ye son ziyareti bir devrin sonunu işaret ediyor.

Türkiye’nin kilit rolü

Merkel, her zamanki  gibi pragmatik  biri olarak, veda toplantısını, yeni kurulacak Alman hükümeti ile Türkiye arasında işbirliği için bir temel oluşturmak amacıyla çalışma toplantısı olarak kullanmamış olsaydı, Merkel, Merkel olmazdı zaten. Bence söz konusu iki cümle, güçlü Türk-Alman ilişkileriyle ilgilenen herkese Merkel’in tavsiyesi durumunda ve dikkate alınmalı.

Merkel, ilk tavsiyesiyle, Türkiye’nin yurtdışındaki birçok siyasi aktör tarafından genellikle hafife alınan bölgedeki kilit rolüne dikkat çekti. Bu rolü anlamayan birinin Türkiye ile ciddi ve başarılı ilişkilerinin olamayacağını düşünüyorum. 

Merkel, ikinci tavsiyesini söyledikten sonra ise, kriz zamanlarında bile diyaloğa açık kalma fırsatı için Erdoğan’a teşekkür etti. Bence ikinci nokta, birinci tavsiyenin anlaşılıp anlaşılmadığına bağlı. Kurulacak Alman hükümetinin Merkel’in tavsiyelerini anladığından açıkçası şüphe duyuyorum. Şu anda Almanya’yı, “trafik ışığı koalisyonu” olarak tanımlanan SPD, Yeşiller ve FDP koalisyonu yönetecek gibi görünüyor. 

Merkel yönetimindeki 16 yıl boyunca, Türkiye’deki insan hakları ihlallerini, demokratik eksiklikleri ve siyasi tutuklulukları yüksek sesle ve durmadan eleştiren sesler tam da SPD ve Yeşiller’den geldi. Her seferinde bu eleştiri sadece Türkiye’ye değil, Merkel’e de yöneltildi. Bu konulara yeterince değinmemek ve Türkiye’yi yeterince zorlamamakla suçlandı. Bütün bu eleştirilerden sonra, gelecek federal hükümet bu hususları unutmayı göze alamayacaktır.

Ancak ben bu yaklaşımın yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü Yeşiller ve SPD’nin anlamadığı şey, ki bu son 8 yıl boyunca SPD liderliğindeki dışişleri bakanlığı altında kendini gösterdi, reel-politikte duygulara yer yok ve insan haklarına çok az yer var. Bu aslında SPD ve Yeşiller tarafından pek de anlaşılmayan bir gerçek. 

İnsan haklarını savunmanın yanlış bir tarafı yok  elbette, fakat bu reel-politikte ne gerçekçi ne de etkili bir durum ve Almanya tek başına hiçbir şeyi değiştiremez.

Engeller yaratabilir

Yeni Alman hükümeti saflarından Türkiye’ye karşı küçümseyici davranmak doğru bir yaklaşım olamaz, çünkü bu aslında Türkiye’nin Almanya için jeopolitik ve jeostratejik anlamdaki merkezi önemini kavrayamamak anlamına gelir. Üstelik bu yaklaşım önemli ekonomik iş birliğinin önünde de engeller yaratabilir .  

Yalnızca eleştirmek, herhangi bir diyaloğu daha başlamadan bitirir. Böyle bir yaklaşım güçlü Türk-Alman ilişkilerine zarar verir, çünkü uzun vadede diğer tüm iş birliği alanlarını da etkiler. Yeni Alman hükümetiyle karşı karşıya olduğumuz büyük ve gerçek tehlike tam da burada yatıyor.