Y kuşağı veri ve deneyim odağında bir 2020 analizi

Yirmi yıl önce büyük heyecanla beklediğimiz 21. yüzyılda üçüncü on yıla giriyoruz. Teknolojinin hayatımıza nüfuz etmesiyle dünyanın daha hızlı döndüğü bir dönemi geride bırakıyoruz ama 2020 yılında da bizi hızlı dönüşümler bekliyor.

Y kuşağı veri ve deneyim  odağında bir 2020 analizi


Ogilvy Consulting’in hazırladığı 2020 trendlerine ilişkin raporda sadece markalar için değil, içinde bulunduğumuz dünyayı anlamak isteyen herkes için ilginç tespitler var. Y kuşağına ilişkin illüzyonların bozulması bunlardan biri. Y kuşağı denildiğinde herkesin aklına kendine güvenli, tutkulu, bir amaca sahip olmayı, eylemi ve girişimciliği aldığı maaştan daha fazla önemseyen bir grup insan canlanıyor. Oysa bu özellikleri bütün bir kuşağa atfetmek çok da doğru değil. Çoğunluğu zengin ya da girişimci değil. Evet, duyarlılıkları yüksek ama buna uygun yaşama konusunda yetersiz kalıyorlar. Örneğin markaları ve plastik kullanımını sıfırlayan bir iş modeli geliştirmedikleri için eleştiriyorlar ama bu kuşağın yalnızca yüzde 15’i ekolojik sorunlar konusunda aktif.

Kuşağın özelliği

İş dünyasının hitap ettiği, birlikte iş yaptığı kitleyi doğru tanıması önemli. Sürekli iş değiştirme genelde bu kuşağın karakteristik bir özelliği olarak kabul ediliyor. Oysa bunun altında maaş ve kariyerlerinde ilerleme konusunda tatminsizliğin yattığını unutmamak gerek. Çalışanlara kendini geliştirme, başarılı olma ve liderlik için fırsatlar sunmak önemli.

Benzer bir illüzyonu Y kuşağı ve sonrasında dijital dünyanın hakimiyeti konusunda da gözlemliyoruz. Evet, dijitalleşme hayatı önemli ölçüde dönüştürüyor ama medya açısından bakarsak yazılı basın dünyada hala manşetleri belirleyen konumunu sürdürüyor.
Rapordaki bir diğer dikkat çekici trend son dönemlerin popüler konularından büyük veri ile ilgili. Veri gerçekten çok hızlı büyüyor. 2020’de yüzde 4 bin 300 büyüme oranı öngörülüyor. İşletmeler bu veriyi nasıl değere dönüştüreceği üzerine düşünedursun, toplumun geneli açısından önemli konulardan biri veri güvenliğinin nasıl sağlanacağı. Toplu veri çalınmaları markalar için itibar sorunu yaratırken, kişiler para ve zaman kaybının yanı sıra duygusal yıpranmayla karşı karşıya kalabiliyor. Dolayısıyla kişilerin veri paylaşımında duyarlılığı artarken, şirketler için çözüm güven inşası ve şeffaflıktan geçiyor.

Son dikkat çekmek istediğim nokta, markaların tüketiciyle bağ kurmasında deneyimin artan önemi. Müşteri odaklı deneyim tasarlamanın yolu tüketiciler için neyin önemli olduğunu iyi anlamaktan geçiyor. Bu da bizi yine verinin önemine getiriyor. Ancak başarı için bunun yanına davranış bilimini de eklemek gerekiyor. İşin bir diğer önemli yanı da deneyimin her mecrada benzer olmasını sağlamak.
Eskiden tüketici olarak bir marka ile karşılaştığımız tek alan mağazaydı. Şimdi online satış, sosyal medya kanalları, çağrı merkezi gibi pek çok doğrudan iletişim alanı var.

Tüm bu alanlarda şeffaf, samimi ve tutarlı bir deneyim hepimizin beklentisi.

KİMDİR...

Ogilvy Türkiye CEO’su

Reklam, halkla ilişkiler ve kamu ilişkilerinde, kamuoyu ve tüketici eğilimlerini yansıtan, verilere dayalı stratejilerin geliştirilmesi, marka iletişimi ile konu ve kriz yönetimi alanlarında yurtiçi ve dışında 25 yılı aşkın deneyime sahip olan Emine Çubukçu, Ogilvy İstanbul CEO’sudur. Daha önce Ogilvy PR Genel Müdürü ve Washington DC’de Aman and Associates’te Müşteri Grubu Yöneticisi olarak görev yapan Çubukçu, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden lisans, İstanbul Üniversitesi’nden MBA derecesine sahip bulunmaktadır. Daha önce IDA ve ICCO gibi sektörel derneklerin yönetiminde yer alan Emine Çubukçu şu anda “Bir Dilek Tut Derneği” ve Reklamcılar Derneği’nde Yönetim Kurulu Üyesi olarak aktif çalışmaktadır.