YEŞİL TÜKETİCİ OLDUNUZ MU?

28 Eylül günü,  “Dünya Yeşil Tüketici Günü “ olarak küresel boyutta kutlanmaya başlandı. Yeşil tüketici günü, çevreye duyarlı ya da çevre dostu ürünleri satın alma farkındalığı yaratma ve bilinçli satın alma odaklı bir kutlama günü olarak her yıl yaygınlaşmaktadır. Küresel boyutta bir eylem olarak bu gün yarım asırdan fazla bir süredir kendini gösteren  “tüketicilik” konusunun yarattığı sorunları ve çevreye olan etkileri vurgular. Bu sorunlara ve etkilere yönelik bilinçlenme,  günümüz küresel piyasa odaklı dünyasında ihtiyaç olarak ortaya çıkan en önemli konuların başında yer alır.

YEŞİL TÜKETİCİ OLDUNUZ MU

Yeşil tüketici kim?

Bu güne konu olan “Yeşil Tüketici” ise, bu duygu ve düşüncelerle satın alma kararını ve tüketimini gerçekleştirmeye çalışan tüketicidir.

Büyük ve gereksiz ebatlar yerine en az ambalaj malzemesi kullanan ya da kullanmadan satışa sunulabilen, doğaya en az zarar veren girdiler kullanan ürünleri satın alan kişiler yeşil tüketiciler arasındadır. Hibrid araba kullanan, pamuk yerine kenevirden giysileri ya da “yeniden kullanılmış” malzemelerden yapılan ürünleri tercih eden yeşil tüketiciler, satın aldıkları ürünün çevresel etkilerini hesaplayan kişilerdir.

Doğru seçimlerde bulunmak, biz tüketiciler için neyi nasıl ve neden aldığımızı düşünme ve tartışma zamanı olduğunu hatırlatan bir gün olarak 28 Eylül, farklı uygulamaların bireysel düzeyde bile başarıyla yapılabileceğini gösteren bir gün. Ürün seçiminden, çevre duyarlılığına dayalı araştırma ve bilgilenmenin önemiyle birlikte, yerel olan ürünleri tercih etme, gereksiz satın almadan ve aşırılıktan kaçınmak gerektiğini hatırlatan 28 Eylül; bu açıdan sürdürülebilir bir gelecek için sorumlu ve bilinçli satın almayı ortaya koymaktadır. “Bilinçli Farkındalık” bu konuda tüketicilerde bir anlayış yaratmada etkili olabilecek ve şu konularda yeşil tüketiciyi etkileyebilecektir:

 Tüketici olarak kendimizi, ihtiyaçlarımızı daha iyi tanıyarak gereksiz, aşırı ve israfa yönelik satın almadan vazgeçmek, dikkatli ve duyarlı olma konusunda olumlu adımlar atmak,

 Doğal kaynakları dikkatli koruyacak biçimde tüketmek,

 Petrol bazlı ürünler başta olmak üzere, endüstriyel üretim yöntemleriyle üretilmiş tüm ürünlerde yeniden kullanım özelliğini kazandırmada tercihlerimizle etkili olabilmek,

Çevre dostu ve tüketici dostu ürünleri günlük tüketim sepetimiz içinde daha çok tercih etmek konuları bu açıdan tartışılan başlıca konular arasındadır.

Hiç şüphesiz, tüm bunların ötesinde henüz “tüketim hakkını”  insani ve vazgeçilemez bir hak olarak görerek, erişim olanakları bulunmayan başkalarının da tüketim yoksunluğunu giderecek paylaşımlarda bulunmak unutulmamalıdır.

Tüketicinin gücü

Güç artık tüketicinin yapacağı “yeşil” tercihlerde. Tüketiciler daha sürdürülebilir bir anlayışı benimseyerek satın alma güçlerini “yeşil ürün”, “yeşil şirket” ve “yeşil markalar”  lehine kullanıyor. Bu bilinç ve davranış sürdürülebilirlik konusunda markaları ve şirketleri daha yenilikçi ve yaratıcı olunmaya zorluyor. Bu gerçeklik,  özellikle Covid-19 pandemisi ile çok daha ön plana çıktı. Tüketim gücünü elinde tutan bireyler yeni bir “tüketim tasarruf” dengesi kurulmasını arzuluyor. Doğayı sınırsız ve ucuz üretim alanı olarak gören zihniyete karşı tepki koyan yeşil tüketicilerin eylemleri neticesinde doğanın dostu olmadan ayakta kalabilmek oldukça zor görünüyor.

Şüphesiz, yeni nesil tüketiciler bu konuların muhabbetini yapmaktan ve yeşil yalanları kullanmaktan ziyade aktif roller üstlenerek piyasa sistemini ve aktörlerini yeşil tercihlere yönelme konusunda eyleme geçmelerine zorlayacaklardır. Özellikle,  yapay zekâ ve dijitalleşmenin yarattığı olanaklar bu konuda çarpan etkiler yaratan bir görev üstlenmektedir. Artık, tüketicilerin hem kendi aralarında hem de kuruluşlarla iletişimleri daha hızlı ve etkili olarak gerçekleşiyor günümüz dijital dünyasında.

Ortak hareket şart

Çevreye duyarlı tüketicilerin bu konudaki çabaları, aynı anlayışta hareket eden dernek, vakıf ve ilgili kuruluşların ortak hareketi olmadan başarılamaz gibi. Tüketici, üçlü bir saç ayağı olan ,“yeniden kullanma”, “ geri dönüşüm”, “ tüketimi ve atıkları azaltma” konularında sorumlu davranırken, diğer paydaşların sadece lafta kalan demeçlerine güvenmeleri artık söz konusu değil. Şımarıkça yapılan, tüketim sarhoşluğuna varabilen sorumsuz bir tüketim davranışı ömrünü tamamlıyor galiba.

Dünya Yeşil Tüketici Günü’nün kıymeti ve anlamı her nesil ve herkes tarafından anlaşılması gereken bir zorunluluk olarak karşımızda durmaktadır.