Yezidiler ve PKK gerçeği

Bilgay Duman - bilgay.duman@gmail.com / PKK, yaklaşık 40 yıldır özellikle Türkiye’de yaptığı eylemlerle en kanlı terör örgütlerinden biri olduğu pek çok kez kanıtladı. Marksist-Leninist çizgi üzerine kurulduğunu iddia etse de, bu söylemin tam aksine, küresel emperyalizmin bir maşası ve aynı zamanda kölesi. Adeta küresel baronlar ve emperyalistlerin kirli işlerini yapan, bunun için masum insanların canına kasteden, uluslararası organize suç çetesinin bir parçası. Ülkelerin ulusal güvenliği ve egemenlik haklarına saldırdığı gibi, silah ve uyuşturucu kaçakçılığından insan tacirliğine, organ mafyalığından çocuk kaçırmaya kadar tüm “insanlık onuruna aykırı” eylemlerin baş tetikçisi. Bu nedenle PKK ile mücadeleyi, sadece terörle mücadele ile sınırlandırmak yanlış olur...
Bugün Irak’taki PKK varlığı, örgütün Yezidiler üzerinde kurduğu baskı ve uygulamalar, PKK’nın gerçek ve kirli yüzünü açıkça ortaya koysa da, uluslararası siyaset, bu gerçeği görmezden gelmeye ve hatta alan açmaya devam ediyor. Yezidilerin durumunu ve örgütün onların üzerindeki baskısını, Yezidilerin yaklaşık 1000 yıldır dini liderliğini yapmış Baba Şeyh ailesinin önde gelen fertlerinden Hadi Baba Şeyh ile konuştum.

Yezidilerin kimliği

Yezidiler, Irak’ın kadim toplumlarından biri. Yezidilik, aslen tek tanrılı dini bir inanç biçimi ancak sonradan edinilebilen bir din değil. Bu anlamıyla Yezidilik, aynı zamanda da bir soy. Zaman zaman Yezidiler, Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişinin katledilmesi emrini veren Emevi Sultanı Yezid bin Muaviye ile ilişkilendirilseler de, Yezidi toplumunun önde gelenleri bu ithamı kesin dille reddediyor. Hadi Baba Şeyh, bir sır olduğundan Yezidiliğin dini inanışıyla ilgili detay vermekten kaçınıyor. Zira Yezidi olmayan birine, Yezidilikle ilgi bilgi verilmiyor. Ama Hadi Baba Şeyh, Yezidiliğin barışçıl bir inanış olduğunu, iyiliği temel aldığını, her inanışa saygı duyduğunu söylüyor. Ona göre bunun en önemli kanıtı, Yezidiliğin hiçbir biçimde “kötülüğün kaynağı olan şeytanı” dile getirmemesi.

Yezidi isminin ortaya çıkışına ilişkin farklı yaklaşımlar var. Bazı iddialara göre Zerdüştlük açısından en önemli yerlerden biri olan, hatta Zerdüştlüğün merkezi sayılan İran’daki “Yezd” şehrinden geliyor. Bazı araştırmalara göreyse, Kürtçede Allah’ın isimlerinden biri olan “Yazdan” veya Allah’ın yarattığı kişilik anlamındaki “azda” kelimesinden geliyor. Zira Kürtçe’de Yezidiler için “Ezidi” kelimesi kullanılıyor. Özellikle Irak’taki Kürt milliyetçiliği üzerine kurulu siyasal söylem Yezidileri “Ezidi Kürtler” olarak nitelendiriyor. Ancak Yezidilerin büyük kısmı bu söyleme karşı. Kısacası Yezidilik, etnik kimlik olarak da nitelendiriliyor.
Sadece Irak’takiler için değil, Türkiye dahil farklı ülkelerde yaşayan tüm Yezidiler için Irak’ın Musul vilayetine bağlı Şeyhan’daki Laleş veya Laliş, kutsal mekan olarak biliniyor. Yezidiler hac ibadeti için Laliş’e gidiyor. Bununla birlikte UNESCO’nun araştırmalarına göre, İran merkezli eski bir dini inanış olan ve Roma İmparatorluğu’nu da etkileyip, Hıristiyanlık öncesi Roma’da yaygın dini inanış haline gelen Mitraizm’e ait sembol ve tapınaklar da burada.

Yezidiler ve PKK gerçeği

Baskı ve kimlik erozyonu

Yezidiler, bu köklü geçmişte pek çok dönem asimilasyon politikasıyla karşı karşıya kalmış. Bugüne kadar varlığını koruyan Yezidiler, terör örgütü PKK nedeniyle özellikle Irak’ta ciddi tehditle karşı karşıya. 2014’te DAEŞ’in Irak topraklarını ele geçirip, Yezidilerin çoğunlukta olduğu Musul’a bağlı Sincar’a saldırması sonucu, başta Yezidiler olmak üzere Arap, Türkmen ve Kürt aileler burayı terk etmek zorunda kaldı. Ancak bu süreçte DAEŞ’ten kaçamayan binlerce Yezidi aile, belki de tarihin görmediği bir katliam ve asimilasyon politikasıyla karşı karşıya kaldı.
Bugün DAEŞ’ten daha fazlasını, PKK yapıyor. Özellikle Sincar’ı yeni üs haline getiren PKK, Yezidiler üzerinde kurduğu baskıyla hem kendini meşrulaştırmaya hem de varlığını korumaya çalışıp, Yezidilerin mazlumiyetinden faydalanıyor. Hadi Baba Şeyh’e göre bugün PKK baskısı nedeniyle Yezidilerin zorla kimliği değiştiriliyor, Yezidi çocuklar dağa götürülüyor, militanlığa zorlanıyor. Hadi Baba Şeyh’in iddiasına göre gönüllü ve isteyerek PKK’ya katılan 10 Yezidi yok. Ama bugün itibariyle PKK’nın kurduğu, Sincar’da faaliyet gösteren Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Yezidilerden oluşan yaklaşık 300 kişilik bir gücü var. Üstelik bu güç, Irak’ta resmi güvenlik gücü haline getirilen Şii milis grupların çatı organizasyonu Haşdi Şaabi’den maaş alıyor. Bununla birlikte YBŞ’nin dışında Haşdi Şaabi içerisinde yer alan Yezidi birlikler de mevcut.

Sincar’ın normalleşmesi

Ekim 2020’de Sincar’daki durumun normalleştirilmesi için Birleşmiş Milletler gözetiminde Erbil ile Bağdat arasında bir anlaşma yapılmıştı. Anlaşmaya göre Sincar’daki yabancı güçlerin çekilmesi ve yeni meşru bir yönetimin kurulması planlanıyordu. Ancak bu uygulanamadı. Her ne kadar Sincar’da Irak güvenlik güçleri hakimiyet kurmaya çalışsa da, terör örgütü PKK ve desteklediği yapılar etkinliğini koruyor. Hadi Baba Şeyh’e göre de Sincar Anlaşması olumlu bir çaba olsa da, PKK anlaşmanın uygulanmasına izin vermiyor. Zira bu bölge, özellikle Sincar Dağı, Suriye-Irak-Türkiye üçgenindeki geçiş hatları açısından son derece önemli. Örgüt de bu yüzden Sincar’ı bırakmak istemiyor. DAEŞ sonrası nüfusun ancak yüzde 20’si Sincar’a geri dönebilmiş ancak dönenler baskı ve zorluk içerisinde yaşıyormuş. Yani, PKK gitmediği sürece Sincar’ın normalleşmesi mümkün değil.
Yezidilerin tamamının PKK ile birlikte hareket ettiğine yönelik bir algı olduğunu ancak bunun yanlış olduğu söyleyen Hadi Baba Şeyh, “Biz Irak’ın evlatlarıyız. Bizi kimse Irak’tan koparamaz. Biz yüz yıllarca Türk halkıyla birlikte yaşadık. Türkiye’de yaşayan binlerce Yezidi var. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye olmasaydı bırakın Türkiye’deki Yezidileri, Yezidi kimliğinden bahsetmek mümkün olmazdı” diyor. Anlayana...