‘Yukarı Bakma’

Aybars Kuday - aybarskuday@yahoo.com

Falanca takıma Brezilyalı dinamo

Dev transfer

Falanca kulüp şu oyuncuyu bitirdi!

Baş döndüren teklif

Gol makinesi falanca takıma göz kırptı

Filanca kulüp transferde taraftarın başını döndürecek

Eto’o bitmiş

Özellikle transfer dönemlerinde yukarıdakilere benzer başlıkları sıkça görüyoruz. En çok rağbet gören haberler bu tip haberler olduğu için basın da okuyucularına bu tip haberleri servis ediyor tabii ki.

Bir taraftar veya sporsever olarak beni mutlu edecek olan şey günün Sonunda tuttuğum takımın kazanması veya kazanmasa da bunun için çabalarken göze hoş gelen bir performans göstermesidir. Oyuncu Transfer etmek bu nihai amaca hizmet eden bir araçtır. Tek başına bir mutluluk kaynağı olmamalıdır.

“Oyuncu transfer etmek” bu cümleyi analiz edelim. Oyuncu transferi niçin yapılır? Takımın eksik olan yerlerini yamamak ve takımın mevcut halinden daha iyi hale gelip daha iyi oynayıp daha çok başarı kazanması için.

Transferle takım yaratılmaz. Her sene onlarca yeni oyuncu transfer ederseniz takım yaratmış olmazsınız. Futbol jargonunda sıklıkla duymakta olduğumuz “oyuncu grubu” yaratmış olursunuz sadece. Oysaki takım olmak daha karmaşık bir iştir. Takım olmak için uzun yıllar beraber oynamak, birbirinin saha dışında da huyunu suyunu bilmek, neyi sevip sevmediğini, neye kızdığını, neyin kendisini sevindirdiğini, neyin üzdüğünü ne yemek sevdiğini, ne tip şakaları sevip sevmediğini, kendisine ne şekilde doğru pas atılması gerektiğini, eksikliklerini, kuvvetli yönlerini bilmek ve zor zamanlarda bir bütün olarak hareket edebilmektir. Zamanında takım olmayı başaran kulüplerimizin nasıl büyük başarılar elde ettiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla doğru örnek önümüzde mevcut.

Öte yandan; her sene sil baştan takım yaratmak amacıyla onlarca oyuncu transfer eden bir kulübün oluşturduğu “oyuncu grubundan” bir takım olmasını beklememek lazım. Ne kadar iyi oyuncularınız olursa olsun eğer bu oyuncu grubunun bir bütün olarak hareket etmesini sağlayamadıysanız takım değilsiniz. Ayrıca bilinenin aksine Takım yaratmak sadece teknik direktörün işi değildir. Bu yönetim, teknik ekip ve paydaşlarının işidir, bir organizasyon işidir.

Kulüp yöneticilerimiz yukarıda belirttiğim durumun farkında.

İnsanımız gündelik hayatında gerçekleştiremediklerini; bir şeyin parasını verip satın alma, diğerlerinin arasından sıyrılma, eşine dostuna üstünlük kurma gibi eksikliklerini kendileriyle özdeşleştirdikleri takımlarının transferleri üzerinden tatmin ediyorlar. Biz falancayı aldık, filancayı aldık vb. İnsanımız belki de istem dışı olarak takımının iyi oyunu ile değil de transfer ettiği oyuncunun ismi veya kariyeri ile normal hayatta kuramamış olduğu üstünlüğü bu cephede kurarak mutlu oluyor. İşin üzücü tarafı kulüp yöneticilerimiz sadece transferlerle takım olunamayacağını bildikleri gibi bu durumun da farkındalar. Yöneticiler taraftarlara şirin görünmek ve kendi hatalarını kapatabilmek için isimli fakat ahi gitmiş vahi kalmış yaşlı oyuncuları büyük paralar ödeyerek transfer etmeye ve bile bile aynı hatayı yapmaya devam ediyorlar.

Bu durum bana son zamanlarda gündemde olan Leonardo DiCaprio’nun “Yukarı Bakma” filmini anımsatıyor. Türk futboluna doğru bir göktaşı geliyor, biz bunun farkındayız ama değilmiş gibi yapıyoruz.